Sevgili Covid-19/ Furkan Yıldırım

reklam
01 Haziran 2020 1

“Sevgili Covid,” diye başlamak isterim cümleye. Bir başkaldırış olarak indin aramıza, birçok hayatı etkiledin hem kalıcı hem geçici olarak. Kalıcı olarak etkilenenlerin hissiyatı bizde kalıcı, dünyada geçici. Dünya ile arandaki anlaşmazlığa son vermek isterdim lakin hanginizin beyaz bayrağı çekip her şeyi yoluna sokmak istediğinden emin değilim.

Aslında dünya bu savaşı kazanırdı ama içindekiler  biraz müdahil olunca işler kızıştı. İçindekiler Covid, içindekiler sana direnme uğruna verdikleri mücadelede aslında en çok sana karşı kaybediyorlar. Tedbirsizlikleri ve yapılanlara uyulmama adetleri var insanlığın. Şu an için bir çok kişi senin gitmeni bekliyor ve inan bana senden çok uzun yıllar bahsedeceğiz. Belki çocuklarım, belki de bir sandalyede oturmuşken dizimin dibinde oturan iki kız, bir oğlan torunlarım. Sarışın olan kız ve oğlan çok yaramaz ve diğer esmer mavi gözlü de fazla uysal. Kütüphanemde bir kitabımın arasında duran bir maskeli fotoğrafı buldukları zaman bunu neden taktığımı soracaklar, işte o zaman senden bahsedeceğim. Getirdiğin felaketleri, bizden aldıklarını ve kattıklarını anlatacağım. İnan bana şu anki üzüntümün yanında senden keyifle bahsedeceğim. Kurtuluşumuzu, başımızdayken ki verdiğin hasreti, özlemi bir çırpıda unutuşumuzu hatırlayıp hiçbir şey olmamış gibi anlatacağım seni.

Ve sevgili Covid, dünyanın geçirdiği en zor senelerden birinde  meydana geldiğin için bu kadar can acıttın. Sene 2020, başladığı günden itibaren hiçbir şeye hazırlıklı değildik. Sebebini az çok biliyorum, belki de dile getirmek içimden hiç gelmiyor ama sizin de öyle düşünmenizi istediğim için anlatacağım. Hazırlıksızdık çünkü dünyaya öyle alışmıştık ki bir musibetin, bir belanın, hatta bir virüsün bizi bulamayacağına o kadar emindik ki, hiç ölmeyip sonsuza kadar yaşayacağımızı bile düşünüyoruz bazen ama yarın ölecekmiş gibi davranıyoruz… Bu salgının  beşinci kolera pandemisinden (1879-1881) ne farkı var değil mi? Senin arkadaşların, akrabaların sonuçta. Bir milyona yakın kişi dünya ile anlaşmalarına son verdi sizin yüzünüzden, kim bilir belki de sizin için. Adınızı herkes duysun diye yaratılmış birer virüsten başka ne olabilirsiniz ki? Peki ya Asya gribi (1957-1958) iki milyon kişi dile kolay, İspanyol gribine hiç girmek istemiyorum yirmi milyon kişi. Birinci dünya savaşında kaybettiklerimizden daha fazla. HIV-Aids’e ne diyorsun, 60’larda başlayıp günümüze kadar geldi. Geçen sene yapılan araştırmalara göre otuz iki milyon kişi almış ve almaya devam ediyor. Tarihin en büyük salgınından bahsetmek istiyorum sana, atanız olduğunu düşünüyorum. Jüstinyen veba salgını (541-542) nüfusun neredeyse yarısını aldınız.

Ve sen Covid-19 ne ilksin ne de son. Hepinizin ortak noktasını fark ettin mi? İnsanlar ve diğer canlılar! Sizi insanlık üretiyor ve diğerleri de o yoldan gidiyor. Vermiş olduğum bilgiler yani o tarihlerdeki ölümler sadece bilinenler veya öyle düşünmemizi istediklerinden dolayı verilmiş sayılardır. Her zaman yalan vardır. Bir sokak köpeği de, bir kral da, hatta ayak altında görmediğimiz karınca ve böcekler, hepsi ölümdür neticede ve hiç kimse bunların çetelesini tutmaz. Demek istediğim seninle  ve sizinle olan savaşımız sadece insanlığın bilinçlenmesi ile yenilebilir. Bilinçli ve tedbirli. Bütün virüsler ölür, bazıları daha çok ölür!

BENZER KONULAR
YORUM YAZ