Rıfat Ilgaz Şiirleri Üzerine/İnceleme/Bahar Uysal

reklam
17 Haziran 2020 2

Şair, Tek Bir Dizesine Bütün Bir Evreni Sığdırabilen Kişi Değil mi?

Biri ya da öteki olmak, bir ya da bin deri kaybetmek. Yaşamın ıstırap dolu denizinde, her türlü dalgayla çetin bir mücadeleye girmek ne kıymetlidir. Uyanarak taze sabahlara, yelkenini o ufukta büyüyen umutlar limanına ulaştırmaya niyetlenmek… Nazım Hikmet diyor ya:” Geride bir çift pabuçtan daha çok şey bırakmaktan daha anlamlı olmalı yaşamak!”

Geride bir çift pabuçtan daha fazlasını bırakmıştır Rıfat Ilgaz… Ortaokulda şiir yazmaya başlar. İlk şiiri 27 Temmuz 1927’de, günlük Nazikter Gazetesi’nde yayımlandı. Güzel İnebolu, Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazılarını yayımlamayı sürdürdü. Yatılı olarak okuduğu Muallim Mektebi’nde öğrenim gördükten sonra öğretmenliğe başladı.

   İkinci Dünya Savaşı yıllarında öğretmenlik yaparken izlenimlerini ve ait olduğu toplumun yaşadığı zorlukları derinden hissederek bu duyguları, düşünceleri şiirlerine aktardı. Şiirlerinde bireysellikten daha çok toplumsallığı kendine destur edinerek, halkın yaşadıklarına bir ayna olmayı tercih etti. 1943’te çıkardığı “Yarenlik” adlı şiir kitabında okulunu yarım bırakarak erken yaşta hayatın sorumluluğunu omuzlarına yüklenen öğrencilerinin, bir dilim ekmek için mücadele edenlerin sesi oldu. Ocak 1944’te “Sınıf” adlı şiir kitabı sıkıyönetim kararı ile toplatıldı. Bu şiir kitaplarını Yaşadıkça, Devam, Üsküdar’da Sabah Oldu, Soluk Soluğa, Karakılçık, Uzak Değil, Güvercinim Uyur mu? , Kulağımız Kirişte, Ocak Katın Alagöz adlı şiir kitapları izledi.

“Yoklama defterinden tanımadım sizi,

Benim haylaz çocuklarım.

Sınıfın en devamsızını,

Bir sinema dönüşü tanıdım.

Koltuğunda satılmamış gazeteler…”

Öğretmenlik anılarını, öğrencilerine olan büyük sevgisini duyarlıklı şiirlerinde hissettirdi…

“Senin göz bebeklerin var ya, kadın kadın gülen,

İnsan insan bakan göz bebeklerin,

Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta,

Beni yıksa yıksa göz bebeklerin yerle bir eder.”

“Sen Gidiyorsun” şiiriyle de toplumsal çizgisinden çıkar ve yaşam gücünü, tutkulu bir yüreğin sesiyle ifade eder. Dünyayı o gözlerin sıcaklığıyla kucaklamak ister…

“Kasnağından fırlayan kayışa kaptırdın mı kolunu Alişim!

Daha dün öğle paydosundan önce

Zileli’nin gitti ayakları.

Yazıldı onun da raporu: “İhmalden”

İşçinin, emekçinin çalışırken yaşadığı zorluklardan bahseder “Alişim” şiirinde…

“İnsanları alabildiğine sevmeyi,

Bırakmazlar yanına.

Üç duvar, bir kapı arasında,

Onlardan ayrı,

Böyle onlardan uzak.

Yasak sana, boylu boyunca sokaklar,

Bahçeler, yalı kahveleri.

Dostlara şimdi mektup değil,

Bir selam yasak!”

12 Eylül 1980 döneminde gözaltına alındığında, yaşadığı sürgünlüğü de yansıdı şiirlerine. “Parmaklığın Ötesinde” adlı şiiri bunlardan biridir…

“Kaldır başını uykulardan

Böyle yürek böyle atardamar

Atmaz olsun

Ses ol, ışık ol, yumruk ol

Karayeller başına indirmeden çatını

Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm

Alıp götürmeden büyük denizlere çabuk ol.”

“Aydınmışım” şiirinde hiçbir zaman benden geçti deme ve daima umudu yeşertmeyi fısıldar okuruna. Aç iki kolunu, hiç olmadı bir korkuluk ol diyerek…

Bahar UYSAL

BENZER KONULAR
YORUM YAZ

Avatar
Ceren

Çok güzel bir yazı olmuş emeğine sağlık 😊❤️

Avatar
Ceren

Çok güzel olmuş emeğine sağlık 😊❤️