İnsan Olmak/ Berçem Aydın

reklam
01 Haziran 2020 3

Toplumun yapı taşı olan insan, süregelen yaşam boyunca varlığını farklı biçimlerde anlamlandırmaya çalışmıştır. Bu ‘çaba’ içerisinde öğrendikleriyle birlikte birçok alana ışık tutmayı başarmıştır. Varlıkların en özeli olarak kendini gören insanoğlu gün geçtikçe farkında olmadan, uğraşları ve istekleri doğrultusunda benliğinden de uzaklaşmıştır. İnsanın benliğini diğer canlılardan ayıran en büyük özellik düşünebilme yetisidir ve birey ne zaman kendinden faydalanmayı yani düşünmeyi bırakırsa işte o zaman diğer özelliklerini, duygularını ve sezgilerini de kaybetmek zorunda kalacaktır. 

Kaybedilen değerleri anlamak için öncelikle kavramlara bakmak gerekir. İnsan, günümüzde yaptıklarıyla, hırslarıyla ve arzularıyla ön plandadır ve yapısı gereği fazlasını istemekten çekinmez. Beklentileri bir çığ gibi yaşadıkça büyür. Peki, insan ne ister? Mutluluk mu? Sevgi mi? Şöhret mi? O halde arzuladığı mutluluğa, kavuşunca her şey biter mi? Bitmez. Arzuladığı sevgiyi görünce kendini hayatın akışına bırakır mı? Bırakmaz. Veyahut hayatını şöhret kazanma hırsıyla geçirdikten sonra sahip olduğuyla yetinir mi? Yetinmez. İnsanoğlunun arzusu da hırsı da geçmezken bunun yanında kendini diğer insanlardan üstün görmekten de çekinmez. Hayatın koşuşturmasında karşısındakinin de insan olduğunu unutmasına, aynı öze sahip olduklarını umursamamasına şaşırmamak gerekir. İnsan zaten kendini unutmuştur. Yaşam hırsıyla savrulur durur. Aslında toplumun insana bir getirisidir bu. Çünkü toplum, insanı üretim aracı olarak kullanmaktan çekinmez. Neden çekinsin ki? Yine kendi faydasına(!) olacaktır. Hâlbuki bu süreçte insan varlığının temelini unutur. Hırslarıyla vicdanının üstüne kara bir örtü çeker. İstekleri nefsine sanki çölde susuz kalmışçasına hız kesmeden oluk oluk su verir. Bir diğer deyişle toplum insanın kendinden faydalanmasının önüne geçer. Çünkü insan artık değerlerinden yoksundur. Belki hırsları belki arzuladıkları, yaşamının bir sonu olduğu gerçeğini görmezden gelmesine sebep olmuştur. Oysa insanoğlunun yapması gereken; ölümden korkmadan ölümü hatırlamaktır. İşte o zaman vicdanına da düşüncelerine de kendinden faydalanmayı başararak gerçekten kulak vermiş olacaktır. Yani ‘insan’ olacaktır.

Yaşam maratonu içinde insani niteliklerimizi kullanamıyorken bir de varlıkların en özeli olduğumuzu kabul edip ‘insan’ olmayı fazlasıyla üstün görme sorunu var tabii. Ah, insanoğlu! Unutma ki; bu yolculukta göz önünde tutman gereken en önemli iki kavram vicdan ve nefis. Bu kavramları hayatımızın ön planına koyduğumuzda çoğu sorun da yok olacak. Vicdan etrafımızdakileri duymamızı sağlayarak aslında önce topluma sonra özümüze yarar sağlarken bu farkındalık diğer insanlara değer vermenin yanı sıra insanın benliğine de değer vermesini sağlayacaktır. Aslında bu soluk, yaşamın koşuşturması içerisinde yine insana bir ‘hayat kaynağı’ olacaktır. Bu hayat kaynağını insan yalnızca nefsini vicdanıyla terbiye ederek sürdürebilecektir. Tabii bunu kavramak için de düşünmek gerek. Platon’un da söylediği gibi: “Ne olursan ol; ama önce nefsinin öğretmeni, vicdanının öğrencisi ol.”

Özetlemek gerekirse; insan bir bütündür. Düşünceleriyle, sezgileriyle, istekleriyle, hırslarıyla… Olması gereken şey bunların bir düzen ve denge içerisinde var olmasıdır.  İsveçlilerin her şeyin kararında olması ve yaşanması gerektiğini savunan ‘Lagom Felsefesi’ gibi. Ya da zıtlıklarıyla dengeyi bulan ‘Yin ve Yang’ felsefesi gibi. Hırslar, vicdanın önüne geçmemelidir veya yaşam maratonu yaşamanın önünde olmamalıdır. Kısacası yaşarken yaşamayı unutmamak gerekir. Bütün bunlar bir Roma geleneğini hatırlatıyor bana. Roma İmparatorluğu zamanında zafer kutlamalarında, zaferi sağlayan generalin kutlama sırasında taktığı bir tacı bulunurmuş ve bu tacı tutmakla görevli bir yardımcı. Bu yardımcının ikincil görevi ise generalin kulağına, dengeyi unutmaması için Latince ‘Memento Mori’ (Ölümlü olduğunu unutma)  atasözünü fısıldamasıymış ve tabii “Respice post te! Hominem te esse memento!” var bir de. “Arkana bak! Sadece bir insan olduğunu unutma!”

BENZER KONULAR
YORUM YAZ

Avatar
Yadigar

Çok başarılı.

Avatar
Seden Aşcı

Gerçekten okurken bağlantı kurmakta zorlanmadığım, akıcı ve savunulan görüşten sapmadan ifade edilmiş bir deneme. İyi bir üslupla ve oldukça güzel aktarılmış. Tebrik ederim ??

Avatar
Anonim

Düşündürücü bir yazı, çok güzel kaleme alınmış. Kaleminize sağlık ?