İluvatar’ın İlk Çocukları: Elfler/ Can Doğar

reklam
01 Haziran 2020 0

Geçtiğimiz ay yayımlanan yazımda sizlere Silmarillion’dan bahsetmiştim. Quenta Silmarillion yani Silmariller’in tarihi kısmında sizlere Elfler’i anlatırken içinizden demiş olabilirsiniz “kim bu Elfler” diye. İşte bu ayki yazımda sizlere Elfler’in tarihiyle ilgili daha detaylı bir yazı yazma gereği duydum. O yüzden en baştan başlayalım. Yani İluvatar’ın ilk çocukları olan Elfler’in uyanışından başlayarak gidelim. (Sürekli “nereden başlasam?” diye düşündüğüm konuya geldik. Zaten daha konunun başında değil miydik?)

ELFLER’İN UYANIŞI

Silmarillion’un üçüncü bölümü olan Quenta Silmarillion’da Iluvatar, meleklerin yanına ilk çocuklarını yani Elfler’i Arda diyarına gönderir. Üçüncü bölümün bu kısmında Elfler’in uyanışları ve nasıl çoğaldıklarını göreceğiz.

Ainulindale’nin üçüncü temasında Eru yarattı onları. Orta Dünya’nın konuşabilen ırklarının en büyüğü ve soyluları onlardır. Orta Dünya’nın Uzak Doğusunda, Cuivienen’de, Uyanış Suyu’nda Elfler gözlerini açtı. Aklınıza “Cuivienen neresi arkadaşım?” diye bir soru takılmış olabilir. Orta Dünya’nın en Doğusu, Helcar Denizi’nin Doğu kıyısında bir yerdir. Bu uykudan üç çift uyandı; İmin ve eşi İminye, Tata ve Tatie, Enel ve Enelye’dir.

 Imin, Tata, Enel ve eşleri bir araya geldi ve ormanların arasından geçtiler. Altı, dokuz ve on iki Elf çiftiyle karşılaştılar ve her çiftlerin liderlerini sırayla halk olarak ilan ettiler. Şimdi altmış kişi olan Elfler nehirler tarafında hayat sürdürdüler. Yolculuk yaptıklarında Tata’nın kendisinin olduğunu iddia ettiği, yıldızları izleyen bir Elf grubuyla karşılaştılar. Bunlar uzun ve koyu renkliydi, Noldor halkının babalarıydılar. Aklınıza “Noldor halkı kimlerdir” diyecek olursanız; Aman’a gelen Elfler’in ikinci grubudur. El sanatları konusunda oldukça yetenekliydiler. Kralları Finwe idi, ancak Morgoth Silmarilleri ondan almak için onu öldürdü. Başlarına geçen oğlu Feanor, babasının intikamını almak için Silmarilleri çalan Morgoth’a karşı Orta Dünya’da savaştı.(Konumuza geri dönecek olursak J)Doksan altı Elf artık birçok yeni kelime icat etti. Yolculuklarına devam ederken, şarkı söyleyen yirmi dört çift Elf buldular ve Enel onları halkına ekledi. Bunlar daha sonra Teleri olarak adlandırılan Lindar’ın atalarıydı. Artık Elfler en küçük grup olan Imin’in halkını bulamadılar.

İlk başta Elfler konuşma olmadan nezaket ve neşeyle seslendiler ancak kısa sürede konuşmalarını geliştirdiler bu yüzden ilk adları Quendi‘ydi.

ELFLER’İN GÖÇÜ

Elfler hakkında en önemli kısım işte burasıdır. Çünkü burada bütün Elf gruplarından kimisi farklı yerlere tek göç etmiştir, kimisi birlikte göç etmiştir, kimisi de yok olmuştur. Ayrıca Melkor’la Valar arasında gerçekleşen bir savaş daha bu kısımda oluyor.

Elfler uyandıklarında Melkor, Valar’dan önce onların yaşadıkları yerin farkındaydı ve onları gözetlemek için bir süre karanlık ruhlar gönderdi, kötülükler yaptırdı. Orome Melkor’un Elfler’i keşfeden ilk Vala olacağını bildiği halde büyük atlılar biçimine geldiler ve Oromë elfleri buldu. Haliyle Melkor’un kötülüğünden korkan bazı Elfler kaçmaya çalışırken Melkor’un karanlık askerleri tarafından yakalandı. Bu Elfler bir daha hiç görülmedi ve Melkor’un kalesi Utumno’ya götürüldüler. Elfler zaman geçtikçe Orome’nin kötü birisi olmadığını aksine çok farklı olduğunu fark ettiler ve Orome Elfleri, Elfler de Orome’yi sevmeye başladılar. Orome onlara Eldar adını verdi.

Orome Elflerle biraz daha kaldıktan sonra Manwe’ye Elfler’i bulduğunu anlatmak için Valinor’a geri döndü. Bir süre sonra Valar, Melkor’a savaş açılmasına ve Elflerin korunması için başlarına bir bekçi dikilmesine karar verirler. Ayrıca şunu da belirtmem gerekiyor Elfler bu dönemde savaşla ilgili hiçbir şey bilmiyorlar. Uzun süren bir savaşın ardından Valar bu savaştan galip geldi ve Melkor üç çağ hapis cezasına çarptırıldı. Bu savaşta Valar’ın gücünü gören Elfler daha da korkmaya başladılar. Bu yüzden Valinor’a gidip gördüklerini rapor etmeleri için üç temsilci gönderilmesine karar verdiler. Bunların adı; Ingwe, Finwe ve Elwe idi. Üçü gidip geri geldikten sonra, halklarına orada gördükleri güzellikleri anlatmaya başladılar ve onları Valinor’a gitmeye çağırdılar. Böylece Elfler’in ayrılışı olarak da bilinen Büyük Yolculuk başlamış oldu.

Orta Dünya’da kalmayı tercih eden Avari hariç bütün Elfler bu göçü kabul etti. Orome başta olmak üzere Cuivienen’in dışından başlayıp, ormanlık alandan çıkıp ilerlemeye başladılar. Valinor’a ulaşmaya en hevesli olan Vanyar ve Noldor, hızla ilerlediler ve kıyılara ilk ulaşan onlar oldu. Oradan da Ulmo’nun Belegaer’de rehberlik ettiği bir ada üzerinde Valinor’a götürüldüler.Teleri, en yavaşlarıydı ve Orta-Dünya’nın Batı ve Güney kesimlerinde gördükleri ve karşılaştıkları şeylere çekildiler. Bu onların Wilderland’in ve sonrasında Beleriand’ın Orman Elfleri olan Nandor gibi gruplara ayrılmasına neden oldu. Denizleri sevmeyen Teleri’nin bir kısmı kısmen Elwe’nin Nan Elmoth’da bir süre ortadan kaybolması nedeniyle geri çekildiler ve daha sonra Doriath olan Region ve Neldoreth’in ağaçlıklı bölgelerine yerleştiler. Denize yönelen Teleri daha sonra Batı kıyıları boyunca yerleşti ve daha sonra Eglarest ve Brithombar kıyı kentlerini kuran Cirdan tarafından yönetilen Falathrim oldular. Ayrıca Teleri’nin çoğunluğu Batı’ya gitti.

VALAR TOPRAĞI AMAN’DA ELFLER

Bu kısımda Valinor’a ulaşan Elflerin meleklerin yanlarında nasıl geliştiklerini görüyoruz. Ayrıca Melkor’un üç çağlık hapis cezası bittikten sonra Elfler ile Valar’ı kandırıp  Silmarilleri nasıl çaldığını  görüyoruz.

Aman’a gelen Elfler Valar’ın bilgisi ve kudretli topraklarındaki mutluluk ile üç Elf kendi kültürlerini geliştirdiler. İngwe ve Finwe halklarının kralları oldular ve Elwe Valinor’a gelmediğinden dolayı kardeşi Olwe Teleri’nin kralı oldu. Vanyar Valar’a ve Valinor’un İki Ağacı’nın ışığına çekildi ve Manwe’nin altındaki dağda yaşayan tüm Elfler tarafından saygı gören kralları Ingwé ile Taniquetil’in eteklerine yerleştiler. Sanata olan sevgileri nedeniyle Demirci Aule’nin sevdiği Noldor, Finwe’nin yaşadığı Tuna’daki büyük Tirion kentini birlikte inşa ettiler. Teleri denize çekildi ve bazıları daha sonra Alqualonde’yi Noldor’un yardımıyla inşa edinceye dek Tol Eressea adasından hiç ayrılmadılar.

Yazı, sanat ve gemi yapımı yeteneklerini geliştirdiler. Bu üç çağ, Elfler için tam bir huzur ve barış içerisinde geçti. Ama Melkor üç çağ hapis yattıktan sonra Manwe’nin huzuruna tekrardan çıkarıldı ve ona yalan söyleyerek hapisten çıktı. Hapiste kaldığı bu üç çağ boyunca sadece kötülüğü artmıştı ve kendisinin devrilmesine sebep olan Elfler’den intikam alması gerekiyordu. Bu yüzden Valinor dahil herkesin güvenini tekrardan kazandı. Melkor, üç Elf grubundan Teleri’nin kendisi için oldukça yararsız olduğunu gördü ve Vanyar’ın onunla ilgisi olmayacaktı. Gözüne kestirdiği Noldor, onu dinlemeye istekliydi ve yetenekleri sayesinde Elflere iş öğretiyordu. Ama bu isteğinin arkasında içten içe bir intikam gizliydi. (Tabi yalancının mumu yatsıya kadar yanar J) Melkor’un gizli planlarını Valar, Elflere açıklamamıştı. Bir süre sonra, bu haberi duyan ve hiç hoşnut olmayan Noldor kralı Finwe’nin ilk oğlu Feanor idi. Feanor’a, güzellik, beceri, incelik ve işçilik açısından neredeyse tüm meslektaşlarının ötesinde yetenek bahşedilmişti. Diğer harikalar arasında, Noldor halkının kullandığı harf sistemini geliştiren de o idi. Fakat onun en büyük eseri, Valinor’un İki Ağacı’nın iç içe geçmiş ışığının yakaladığı üç tane mücevherden oluşan Silmariller idi.

Ayrıca belirtmem gerekiyor ki Feanor’a bahşedilen yeteneklere rağmen en önemli dezavantajları aşırı derecede kibirli olması ve eylemlerini sürekli düşünmeden yapmasıydı. Melkor’dan nefret edip korkuyordu, ama istemeyerek yalanlarına en belirgin cevapları verdi. Sonunda, Melkor’un yalanları ve Fëanor’un kendi kibri, üvey kardeşi Fingolfin’e karşı kılıcını çekmesine neden oldu. Bununla birlikte Valar, Noldor’da çıkan huzursuzluktan rahatsız oldu ve Feanor durumu Valar’a açıkladı. Tabi Melkor’un da yalanları ortaya çıktı ama yakalanmadan Aman’dan kaçtı. Melkor kaçtıktan sonra büyük bir örümcek olan Ungoliant’dan Silmarilleri birlikte çalmak için yardım istedi. Melkor ve Ungoliant, iki ağacı yıktı, Valinor’u karanlıkta bıraktı, Finwë’yi öldürdü, Fëanor’un üç Silmarilini çaldı ve Orta Dünya’ya kaçtılar. Ungoliant’ın yardımını elde etmek Melkor onu yanına çekmişti ve Valinor’dan kaçtıktan sonra, gerçekten de ona çok sayıda mücevher verdi. Bununla birlikte, Silmariller’i sağ elinde tuttu ve onları Ungoliant’ın onları yutmasına izin vermeyecek kadar çok istiyordu. Öfkeli Ungoliant, Melkor’u ağlarına sardı ve onu kandırdığı için cezalandırmaya karar verdi. Ungoliant, İki Ağacın ışığını emerek öncekinden çok daha büyük ve daha da güçlü olmuştu.

SİLMARİL SAVAŞI

Geldik kitabın en zevkli kısmına. Bu kısımda Elfler Morgoth’un elinden Silmarilleri almak için amansız bir mücadeleye giriyorlar. Ayrıca Silmarillerle ilgi belirtmemde fayda var; Ona sahip olan muazzam bir güce eriştiği için Elfler bile kendi aralarında bu uğurda kan dökmüşlerdir. Hatta bunun sinyallerini bir önceki kısımda çok net bir şekilde görüyoruz.

Tüm Elf türlerinin içinde olduğu ve yüzyıllarca süren bir savaş başlattı Melkor. Bu kısımda, Morgoth’a karşı beş büyük savaş yapıldı. Birçoğunda Elfler savaşın galibi olmalarına rağmen sonuç felaketti. Noldor Elfleri, Morgoth’un güçlerine karşı diğer Elflerin de yardımıyla savaştı ve kazandılar. Elfler’in Silmaril Savaşı’nda Doğudan Beleriand’a gelen ölümlü insanlar ile Elf soyunun karışmasına neden oldu. Bunlardan ilki Edain’in Üç Hanesi. İlk başta, diğer Elfler onlardan korktuğu için, sadece Noldor’un insanlar ile ilişkisi vardı, ama nesiller boyunca insanlar Noldor’a hizmet ettiler ve onların saygılarını kazandılar. Silmaril Savaşı’ndan sonra, Eldar ve Edain’in kanları, önce Beren ve Luthien’in sonra da Tuor ve İdril’in evlenmesi ile birbirleriyle karıştılar. Tabi bu birliğin bağları ilerleyen zamanlarda daha da arttı.

Féanor’un korkunç yeminini, Elf türleri arasında çekişme yarattı; buna bağlı olmayanlar bile, Beren ve Luthien tarafından ele geçirilen Silmaril üzerinden içine çekildi. İki kardeş olan Celegorm ve Curufin, Silmaril Savaşı’ndan sonra Nargothrof tahtını ele geçirmeye çalıştılar, ancak Huan ve Orodreth tarafından engellendiler. Bundan dolayı Nargothrond, Noldur’a çok az yardımda bulunmuştur. Birinci Çağ’da, Oğullar arasında Silmaril Savaşları defalarca olmuştur ve kendi akrabaları arasında çok kan dökülmüştür. Orta Dünya’nın kıyılarını dolaşarak Noldor’un acılarına dair şarkılarını söyleyenler hariç hepsinin sonu ölüm olmuştur.

BENZER KONULAR
YORUM YAZ