Dil ve Edebiyat/ Burhan Alsan

reklam
01 Haziran 2020 0

Dil; insanın derdini, tasasını, hüznünü, sevincini, fikrini, hayalini ve daha birçok şeyi izah etmesine yarayan, temelleri çok eskilere dayanan iletişim aracıdır. Dil, insanın mevcudiyetiyle beraber meydana gelmiş ve muhtelif merhalelerden geçmiştir. Kâğıdın veya yazının icadından önce ağaç kavuklarını, mağara duvarlarını ve kaya parçalarını haberleşme vasıtası olarak kullanan insanoğlu, yazının icadı ve matbaanın kullanılmasıyla birlikte duygu ve düşüncelerini daha rahat aktarabilmiştir. Matbaa ve yazı, bambaşka medeniyetlerin ortaya çıkması adına çok mühim bir fırsatlar sunmuştur beşeriyete. Nitekim insanlık da bunu oldukça güzel değerlendirerek kıymetli eserler üretmiştir. Bu eserler sayesinde her alanda ilerleme kaydedilmiş ve çeşitli bilim dalları oluşmuştur. Edebiyat, psikoloji, sosyoloji, hukuk, ekonomi, bunlardan bazılarıdır.

Ben dil ve edebiyat ilişkisine değinmek istiyorum. Dilin edebiyatı doğurduğunu söylemek hata olmaz diye düşünüyorum. Edebiyat aslında güzel söz söyleme sanatıdır. Sözün özünü söyleyebilmektir belki de. Üretilen, meydana getirilen her yazı edebiyat değildir benim kanaatimce. Bir kişi herhangi bir konuyla ilgiliyle yapmış olduğu araştırmayı teknik ifadelerle yazıya dökmüşse bu edebiyatın alanına girmez. Elbette yazının sahasına dâhildir ancak edebi söyleyişten yoksun olduğu için edebi bir değer olarak nitelendirilemez.

Edebiyatın alanı oldukça geniştir. Onlarca alt konusu olan devasa bir birikimdir. İnsanın içine işleyen metinler edebiyat yoluyla oluşturulur. Sözün kıymetini açığa çıkarıp okurun önüne getiren edebiyattır. Yazarının hayal dünyasında doğan ve dimağında gelişen muhteşem karakterler yansır kitap sayfalarına. Okuyanı duygudan duyguya daldıran, geçmişteki bir ana götürüp kâh hüzne boğan kâh sevinçten havalara uçuran ustalıkla işlenmiş dizelerdir edebiyat. 

Şiirle coşar; heyecanımızı, aşkımızı, yalnızlığımızı sunarız. Duygunun en yoğun hissedildiği anı yakalamak için nakış nakış işlenmiş satırların arasında kayboluruz. Iraklar yakın olur, yakınlar ise uzak olur bir sevda şiiriyle.  Belki de kendimizi arıyoruzdur o dörtlüklerin arasında. İşte böyledir şiir, insanı yakaladı mı ta derinden sarsar. Hülasa şiir dilin mucizelerinden biridir. 

Bazen bir öykü okuruz ve hayata karşı bakış açımız değişir. Yeni bir yol bulmaya çalışırız onun sayesinde. İçindeki şahane tasvirlere, kurgusal zenginliğe, değindiği insani manzaralara hayran oluruz. Okudukça daha çok okuma arzusuyla yanıp tutuşuruz. Karanlık dünyamızı aydınlatırız içimizi ısıtan bir öyküyle. Yaşamımızı güzelleştirecek ipuçlarını, içtenlikle yazılmış bir hikâye kitabında keşfedebiliriz. Dürüstlüğü, paylaşmayı, sevgiyi, vefayı, hoşgörüyü ve daha birçok insanî değeri, kitapları süsleyen hikâyelerden öğreniriz.  

Romanla, derin birikimler elde edip uzun soluklu senaryoların içinde keyifli bir seyahate çıkarız. Yeri gelir bir suçlunun izini süreriz dedektif titizliğini elden bırakmadan. Kimi zaman zengin ve varlıklı bir karakterin içsel buhranlarına tanık oluruz. Böylece paranın veya şöhretin gerçek mutluluğu getirmediğine şahit oluruz. Bir kadının namus cinayetine kurban edilmesini işleyen bir roman okuduğumuzda ise çok üzülürüz ve hayatı yeniden sorgularız. Tarihî romanlarda mazimizde yaşanan olayları ayrıntılarıyla öğrenerek zamanda yolculuğa çıkarız. Koskoca devletlerin yıkılışını,  kıyasıya yapılan savaşları ve oynanan taht oyunlarını okuruz. Eski insanları daha yakından tanıyarak onların kültürlerini, alışkanlıklarını, hayata bakış açılarını şimdiki zamanla mukayese ederiz. Bazen dillere destan bir sevda romanına denk geliriz. Sürükleyici bir üslupla yazılmış, iki insanın birbirine olan sevgisini ve beşeri aşkın doruklarına yükselen tutkusunu işleyen bir roman okuduğumuzda içimiz açılır. Kısaca romanlar da ufkumuzu genişletmemizde ve yeni hayatlar tanımamızda oldukça önemli bir rol oynar. 

Masallarla çocukların kalplerine gireriz ve her zaman iyiyi öğütleriz onlara. Minik gözleri gece uykuya dalarken sıcacık bir masalla odalarına eşlik ederiz.  Tüm samimiyetleriyle sordukları sorulara en güzel cevabımızı vermeye çalışırız. Masalların büyülü dünyasında onlarla beraber kayboluruz. İyiyle kötünün mücadelesini heyecanla okuruz ve iyinin kazandığını görünce ağzımız kulaklarımıza varır. Sonra keşke sadece masallarda değil gerçek hayatta da iyiler her daim kazansa dileğinde bulunuruz. 

Muhtelif türlerde yazılmış eserlerle dilin tadına varırız. Dilin inceliklerini, söyleyişin zarafetini ve kitabın nezaketini tüm ruhumuzla içimize çekeriz. Umarım dilimizin güzelliklerinin farkına varıp onu geliştirmeyi başarabiliriz. Temenni ederim ki dilimizi şuurla işleriz ve tüm insanlığa, geleceğimize harikulade eserler bırakırız. 

BENZER KONULAR
YORUM YAZ