Ayça Erdura: “Şiirimi her seferinde İnşa etmeyi seviyorum.”/ Bayram Sarı

reklam
01 Mayıs 2020 1

Haydar Ergülen’in; “Yaza yaza kaza kaza benliği azaltma, şiiri çoğaltma uğraşı. Erdura, tane tane topluyor, yana yana söylüyor ve şiirin kapısında sabırla çilesini dolduruyor. Şiiri şiir, insanı insan, beni sen yapan çilenin. Çile ancak şiirle doldurulur,” dediği, Şair Ayça Erdura ile yaptığımız şiir soruşturması:

Bayram Sarı: Friedrich Hölderlin’in kendisine yönelttiği bir sorudur: “Yoksul bir zamanda neden şiir?” 

Ayça Erdura: Bu her okurun şiirle kurduğu ilişkiye göre değişir. Yoksul kelimesi yoksunluk olarak kullanıldıysa, yoksunluğumuzu azaltmak ve bununla başa çıkmak için dünyamızı büyüleriz. Benim dünyamı büyüleme yolum şiirdir. Böylece yoksunluklara dayanacak gücüm artar. Şiir, dayandığım asamdır.

-Şiirlerinizde en çok neye dikkat edersiniz; temaya mı, biçeme mi, renklere mi, ritme mi, müzikaliteye mi?

A.E: Hepsine dikkat ettiğimi söyleyebilirim. Müzik ile iç içe büyüdüğüm ve şarkı sözleri de yazdığım için ritim, şiirlerimde doğal olarak sezilebilir. Biçim, üstünde fazlasıyla çalıştığım bir konu. Başka bir söyleşide daha detaylı konuşmak isterim. Şiirimi her seferinde yeniden inşa etmeyi seviyorum. Bu yüzden bütün saydığınız kavramlar yazma sürecimde önem kazanıyor. Tema ve atmosfer yaratmanın şiirde vazgeçilmez olduğunu düşünüyorum. Şiirimin katmanlı olmasına, okuma seçenekleri vermesine, okuru şiire katmasına dikkat ediyorum.

-Şiirin, içinde bulunduğumuz dönemin sorunlarından kaçmak yerine, onlarla hesaplaşması gerektiğine inanıyor musunuz?

A.E: İster istemez şiir şairin yaşadığı dönemi ve o dönemin olgularını yansıtacaktır. Ne kadar kaçınılmak istenilse de bu anlaşılır. Okurun şairin yaşadığı dönem hakkında bilgi sahibi olması gerekir ve bu bilgiler ışığında şiir örtük de olsa izleri takip edebilir.

-Dolaysız/dolaylı güncelliği, şiir açısından ele almanın güçlükleri sizce nelerdir?

A.E: Şiir güncel olanı sevmiyor, şiirin bünyesi ve ruhu güncel olana yüz vermiyor diye düşünmüşümdür hep.

-Şiir, okuruna, nerede bulunduğunu veya bulunması gerektiğini, durumunun nasıl olduğunu ve olması gerektiğini duyumsatmalı mı? (Duyumsatmalıysa, şiirinizden örnekleriyle yanıtlayabilir misiniz?)

A.E: Şiirin okuruna nerede bulunduğu veya bulunması gerektiği konusunda büyük sözler etmeyi şiire olan tutkum ve saygım engeller. Şiir bir kurgu değildir, okurun özgürlük alanıdır. Okurun anlayışına ve sezgilerine bırakılmıştır. Okura özgürlük vermeyi, şiirimi okurun anlayışına sunmayı önemsiyorum, bunun için de katmanlı şiir yapısına sahip olmanız gerekir. Şiirimi bir okur diğerinden farklı biçimde okuyor ve anlamlandırıyorsa bu sevindiricidir. Birbirini tamamlayan kelimeleri kullanarak, noktalama işaretleri kullanmadan, okurun isteğine kalmış, okuma biçimleri yaratmanın şiirime özgünlük, okura özgürlük vermesini dilemişimdir.

-Edimleri, anlaşılmazlığın dili düzeyine çıkartıp, kendini, hiç kimsenin inandırılmamasını hak eden şiirler modern olarak algılandı uzun zaman; sizce “modern şiir” tanımı nedir? Hangi şiir okuru için varsınız ve şair, şiirlerinde okurunu herhangi bir olguya inandırmak zorunda mıdır?

A.E: Şiiri okura yakınlaştırmayı dert edinen biri olarak, birçok çalışma yapıyorum. ‘Şiirin Seyri Şiir Sergisi’ bunlardan biridir. Disiplinlerarası etkileşimlerle, şiir okumayan ya da daha önce şiirle hiç ilişki kurmamış okurların görsel çalışmalarla ilgi seviyeleri yükseltilip, okurları şiir ile tanıştırarak güzel bir deneyim kazanmalarını istedim. Bireysel olarak, görsel şiirlerimi de bu doğrultuda oluşturuyorum. Şiiri yaratıcılık ile birleştirerek, işe oyunu da katınca keyifli ve farklı bir çalışma yakalayabiliyorum. Sevgili Haydar Ergülen hocamın dediği gibi;

‘’Şiirin yarısı hakikatse, yarısı oyundur.’’

Modern şiirde bu yönde gelişme gösterir ve kendini yenilerse daha çok okura ulaşabilir.. Sadece biçimsel değil, söylemsel farklılıklarda getirilmelidir. Ben daha önce yan yana gelmemiş kelimelerin peşindeyim. Yenilik ve yaratıcılık modern şiire yön verir diye düşünüyorum. 

-Şiir tekniğin, günlük yaşamdaki koşuşturmanın koşullandırdığı ve tüketime odaklı bir okur çevresi tarafından gerçekten anlaşılabilme ve alımlanabilme olanaklarına hâlâ sahip midir? Bu ortamda şiirin yetersiz kaldığı, insanların bu koşuşturmasının/ tüketmesinin altında ezilip gittiği, insanın şiire de kulak verecek zamanının kalmadığı, dahası bu ortamın şairleri veya geleceğin şairlerini bir anlatıma/imgeleme varabilme konusunda engellediği düşünülebilir mi?

A.E: Şiir her zaman okunur, okunuyor. Biz içinde şiir saklı bir milletiz. O kadar çok ozanımız, aşığımız var ki bitmeyecek bir cevher her birimizin içinde var. Türk halkı olarak kendi şiirimizi içimizde ararsak bulabileceğimize inanıyorum. Zaman ve zamansızlık bu karantina günlerinde ters düz olmuş kavramlar. Zaman yaratmanın, kişinin değer verdiği konuyla ilişkili olduğunu düşünüyorum. Her yeni ortam yeni imgeleri ve anlatımı doğurabilir. Şiirin her yerde olduğunu ve her şeyin şiir olduğunu anlamak işin özü değil midir?  

-Evrene ilişkin bilincimizde ansızın atomlar, mikrokozmos, makrokozmos gibi sözcüklerin ortaya çıkması, modern şiirde de verili olanın ve görüntüsel olguların şiirin yapısını aydınlattığı görüldü; bu bağlamda, günümüzde dünyanın uğraştığı pandeminin şiir üzerinde bir kaosa, soyutlamaya neden olacağı söylenebilir mi? Bu kaos ve soyutlamanın imgesi ne olabilir?

A.E: Pandemi ile ilişkisini herkes nasıl kuruyor, stres düzeyi nedir bilemiyorum?  İçe dönüp farkındalığı arttırmak, korkularımızla yüzleşmek bazen kaos yaratabiliyor. Bu kaosu şiire dönüştürebilmek şairlerin çabası.

Ben buna ‘huzursuzluğun dinginliği’ diyorum.

-Goethe, “Dünya büyük ve zengin; yaşam ise o kadar çok yönlü ki, şiir yazma nedenlerinin eksikliği hiçbir zaman duyulmayacak. Fakat bunlar, dediğim gibi, belli bir vesileyle kaleme alınmış şiirle olmalı, başka bir deyişle konu ve fırsat, gerçeklikten kaynaklanmalı…Benim bütün şiirlerim esin kaynaklarını gerçeklikte bulmuşlardır ve temellerini gerçeklik oluşturur. Öyle gelişigüzel yazılıvermiş şiirlere hiç değer vermem,” der. Siz de şiirlerinizi Goethe’nin dile getirdiği anlamda, belli bir olaydan kaynaklanan şiirler olarak mı duyumsuyorsunuz?

A.E: Yaşadığımız durumlara, olgulara dayanır ve bunu söyleme biçiminiz üslubunuzu oluşturur. Her yaratım kıymetlidir. Siz bir metne şiir derseniz ben onu şiir olarak okurum. Emek en kıymetli değerdir. Bunun yanında şiir işçiliğine inanıyorum. Kelime işçiliği yapmak, ritim ve ses uyumunu yakalamak için şiirlerimin üstünden defalarca geçerim. Hatta son halini verdiğimi düşündükten sonra belli bir süre o şiire dönmem. Bu zaman sonrasında tekrar okuduğumda çalışmam ve düzeltmem gereken yer var mı diye bakarım. Yani demlenmeye bırakırım. Böylece şiirime yabancılaşmak için kendime süreler veririm ve işçiliğe devam ederim. 

Ayça Erdura:

Nerden döndün

Solgun dudakların renksiz

Bedenin hançer kendine

Kanı durmuş yaranın

Oysa ayın her yanı sıcak

Dingin ırmak sakin kavda

Yakınca ağlıyor musun

Ağlanıyor mu hâlâ orada

BENZER KONULAR
YORUM YAZ

Avatar
Tülin Ozar

Ayça cım şiirini ifade ederken , kendini ifade ediş tarzın , hissettiklerin ve herşey bir zamansızlık içinde akışın yani şiirlerinde geçmişi gelecekle harmanlaman ve görsellemen
Şiirde çok rastlanmayan çok başarılı aynı zaman da yoğun duygu yüklü bir çalışma ? Canı gönülden kutluyorum benim güzel kızım ????❤️?