Zımpara / Gülbahar Gümüş

Hayatı zımparalanmış örselenmiş biriyim.

Hep ağzımda bir kuş sevinci, gülümsemek denilen o şahane duygu bana huzrunu yasaklamış.
Kalp atışımda dahi hissetiğim bir ölüm sancısı bağrımda güzden kalma yaprak cesedi taşıyorum ve şimdi gitme vakti bu şehirden uzaklığının dercesine kilometrenin verdiği özgürlüğe küfredeceğim bir otobüs camından. Evet yazıyorum çünkü sizin dünyanız da bana yer yok!
Ancak bu şekilde kendi dünyamı inşa edebiliyorum…
Sizin pencereniz bana bakmıyor, daha bugün anladım sustukça yayılıyor bu gürültü…
İntihar girişimini becerisizlikle ötelemiş ve kendini ölümsüz ilan etmiş biriyim.
Ağlayan kadınlardan nefret eden adamlar tanıdım.
Kadınların kendine özgü ağlama sesleri vardır boğukluğu kimi zaman can yakar.
Bir kadın ağladığında mutlaka ruhsuz ve hep susmuş bir adamı asmıştır saçlarına.
Ayrılık denen o kekremsi tad bundan leş gibi kokar.
Saçlarımın uçlarında bir sürü ölü adam var.
Makinlerden bağınızı sıyırırsanız anlayacaksınız bir kuş gökte nasıl özgürce uçar.
Yeşil nasıl bir renktir? Aşk nasıl acıyı komikleştirir?
Beklenilen gövde nasıl da bir gün toprak olur, uykular neden bu kadar kısa sürer ya da en acısı bir çaresi olmayan ve eli ayağı tutan insanın umudunu sabah aydınlığına teslim etmiş olmasıdır. Etrafındakilerin derdi seni nasıl bağlamaz, o bazen dediğimiz genel yaşam serüveni seni nasıl teke iter …

Bir başım kaldı

Bir başımda akılsızlığım…
Duvardaki saatin saniye çubuğunda ilk aşkımı astım, ona hâlâ aşığım …

Ondan olmayan çocuklarımla düşlediğim hayallerimde hep aynı cümle kuruludur.
“Benden nasıl bir eş olur bilmiyorum ama
çok iyi bir anne olur.”

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.