Zeytin Ağacı / Arzu Ateş

Zeytin ağaçları hiç ölmez derler…

Ben bazı insanları zeytin ağaçlarına benzetirim…

Güçlü, dağlar gibi…

Kimi zaman tek başına ama asla yalnız değil…

Ömrünü seçtiği işi yapmaya, sevdiklerine adamış…

Yıllar geçip gitse de o hiçbir yere gitmemiş, hep bellek bahçemizin bir köşesinde taptaze, o güzelim sesiyle hissettirdiği meltem eşliğinde kalmış…

Biz unuttuğumuzu sansak bile beynimizin unutmadığı insanlardan…

Kendisini görmesek de sesini her duyuşumuzda, sokakta arkadaşlarımızla oynadığımız, çizgilerin üzerindeki zıplayışlarımız, ailece televizyon karşısında güle söyleye geçirdiğimiz o güzelim pazar günleri, elma şekerleri gelir aklımıza…

Benim aklıma gelen bir şeyi daha ekleyeyim sevgili okur… Sevgili annemin ve teyzemin hala ve hala anlatmaktan bıkmadıkları bir ayrıntı: Sokakta gördüğüm her dilencinin elinden tutup eve getirişim ve çok sevgili annemin pişirdiği yemekten onlara da bir kap verişi… Onlarla birlikte oturup yemek yiyişlerini seyredişim… İşte tüm bu anılara yolculuğumun sebebi, radyoda duyduğum hem de çok uzun zaman sonra duyduğum bir ses…

Halit Kıvanç… Evet, onun o büyülü sesi…Tatlı dilli sözcüğü eğer vücuda gelseydi Halit Kıvanç olarak çıkardı karşımıza herhalde…

İşim gücüm anadilim Türkçe olduğundan, çevremde duyduğum her Türkçe sözcüğü hem kulaklarımla hem de yüreğimle algıladıkça kimi zaman duyduğum rahatsızlıktan, kimi zamansa duyduğum keyiften hiç bahsetmeyeceğim… İsterdim gerçi ya o konu uzun şimdi…

Geçen gün taksiye bindim. Radyo açık tabi. Şoför bey kulak kesilmiş. Bana kibarca, radyoyu kapatmasını isteyip istemediğimi sordu…Kapatmamasını söyledim… Zira radyodan gelen ses, arka koltuğa oturduğum andan itibaren büyüledi beni neredeyse… Bir insan anadilini bu kadar mı ustaca kullanır…Anılarını bu kadar mı tatlı dile getirir… Sanki radyoda değil de koltukta yanımda oturuyormuş gibi hissettim sevgili Halit Kıvanç’ı… Tertemiz, akıcı, dupduru bir Türkçe duymayı ne kadar özlemişim… Birisini dinlemek bu kadar mı keyif verir insana… Yıllardır öğretmeye çalıştığım anadilimi, böylesine bir sesten böylesine doğru biçimde duymak paha biçilemez diyeceğim, siz ötesini anlayın lütfen…

Sevgili Halit Kıvanç kısa kısa anılarını paylaşıyor… Bakınız küçük bir anısını nasıl keyifle anlatıyor:

Ben düğünlere, nikahlara gitmeyi pek severim… Dostlarımın zor günlerinde olduğu kadar; iyi, neşeli günlerinde de yanlarında olmaktan çok büyük bir keyif alırım. Düğününe katıldığım çiflerin sanki çok yakın bir akrabasıymışım gibi, sanki ağabeyi, amcası, babası, dedesi gibi hissederim…Severim onları, bağrıma basmak isterim… Ben de yıllar önce evlendim, çok da mutluyum sevgili eşimle… İşte tam da bu nedenle, herkesin benim olduğum kadar mutlu olacağını düşünür, heyecanlanırım… Yürekten kutlarım onları… Gerçekten öperim, öyle yalancıktan değil… Candan sarılırım… Ben düğünleri işte bu yüzden çok severim sevgili dostlar…”

Gözlerim doldu… Duygulandım… Hiç bitmesin o anısı istedim… Devam etsin… Ama bitti… O kadar tadında bıraktı ki anıyı, taksi şoförü belki de istemsiz olarak aynadan bana bakıp “Ben de severim düğünleri hanımefendi!” dedi… Yanıtım çok açık ve netti: “Ben de…”

Sevgili Halit Kıvanç..
İyi ki varsınız… Ne olur hep olun…

Mahrum bırakmayın kendinizden bizleri…

O güzelim Türkçeniz her radyoda, her televizyon kanalında yankılansın…

Yankılansın ki yeni nesiller de tanısın, sevsin sizi en az bizlerin sevip saydığı kadar…

Emeğinize, yüreğinize, dilinize sağlık olsun…

Güzel yaşayın, mutlu kalın…

1 Yorum Zeytin Ağacı / Arzu Ateş

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.


*