garip
garip
garip

Yunus Karakoyun “yüzümüzde aşk diye/ giydiğimiz o yaralı coğrafya”

reklam
01 Ağustos 2019 0

-Son Gemi okurlarına kendinizden ve Despina adlı şiir kitabınızdan bahseder misiniz, okuru neler bekliyor?

Öncellikle bu güzel söyleşi için teşekkür ederim. 20.06.1988 yılında Mardin’in Nusaybin ilçesinde doğdum. Benim şiirle tanışmam lise yıllarına dayanıyor. Her şair gibi, herkesin yaşadığı içsel ve dışsal dünyamı şiir ile bütünleştirerek günümüz itibarı ile şiir dünyasına adım attım. Yaşadığımız coğrafya insanı, sürekli bir mücadele içerisinde yer aldığı için bu koşullar çerçevesinde ister istemez toplumsal olgular neticesinde şiirlerimin zemini hazırlandı.

Despina adlı kitabım, daha çok içinde bulunduğumuz hayatın yansımasıdır. Geçmişte olan bazı yıkıcı ve insani olarak ihmal edilmiş, ötekileştirilme gibi konular şiirsel bir dil ile anlatılmaktadır. Despina adlı kitabım, geçmiş ile gelecek arasında okuyucuların zihninde bir köprü görevi üstlenecektir.

-Şiirlerinizde işlediğiniz konular -daha çok- lirik. Lirik şiirin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Evet, sizinde bahsettiğiniz gibi şiirlerimin bir çok konusu lirik temalıdır ama bu lirik daha çok bir protesto ve bir politik propaganda olarak da görebiliriz. Lirik şiirin tarihine baktığımız zaman insanlık tarihi kadar eskidir ve günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Lirik şiirin geleceği ile ilgili sorunsal çıkmazlar var oldukça lirik şiirde varlığını korumaya devam edecektir.

-Şiirlerinizde toplumsal gerçekçi göndermeler de var. Şiirin toplum sorunlarına karşı duruşu, etkisi, tepkisi nasıldır? Şu an nasıl olmalıdır? Ya da bundan sonra?

Bazı şiirlerimde toplumsal gerçekçi konulara göndermeler yaptım ve yapmayada devam edeceğim. Dediğimiz gibi şiirin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir, zaman içerisinde oluşan sosyo-ekonomik ve siyasal yapılar, ara sıra insan topluluklarının ister istemez yaşayışlarına yansımıştır. Bu esnada insanların fiziksel güç olarak karşı koyamadığı siyasal iktidarlara veya içinden çıkamadığı sorunsal tepkilere nazaran şiirsel bir direngenlikle karşı çıkmıştır veya cevap vermiştir. Bu zaman dilimi içinde şiir vücut buldukça her dönem tepkisel etkileşimde bulunacaktır.

-Bildiğimiz kadarıyla “Despina” Hz. Meryem’in adı ama gündelik dilde pek kullanılmıyor. Kitabınıza verdiğiniz ad ve bu adla kitapta yer alan şiiriniz üzerine neler söylemek istersiniz?

Evet, bildiğimiz gibi “Despina” Hz Meryem’in adlarından biridir. Aynı zamanda kutsal kitaplarda geçen bakire anlamına da gelmektedir. Hatta günümüzde Despina ismi pek kullanılmıyor, çünkü Despina isim olarak baktığımız zaman yaşadığımız coğrafyayı çağrıştırıyor, yüzyıllar boyunca bu kadim topraklarda birçok uygarlığın gelip geçtiğini görüyoruz. Hangi etnik yapıya bakarsanız illaki bir Despina ismi ile karşılaşırsınız. Despina adlı şiirimin ise asıl anlattığı konu; daha çok zulme, işgenceye, göçe ve itilmişliğe ötekileştirilmeye, kültürel asimilasyon ve dillerinin sürekli baskıya maruz bırakıldığı,  kendi kaderlerine terk edildiği bu şiirimde bir bütünsel tema olarak görebiliriz.
(Tut ellerimi Despina
Kan bağışlayalım güneşin çocuklarına)

-Şiirinizi etkileyen akımlar, şairler vb. nelerdir? “Şair ustasını/ustalarını öldürmelidir,” denmektedir. Bu şiire de özgün eserler ortaya koyulmasının önünü açacaktır. Siz bunu gerçekleştirdiğinizi düşünüyor musunuz?

Günümüz itibarı ile baktığımız zaman artık her şair kendine özgü bir yol tutmaktadır; bunu geçmiş ile değerlendirdiğiniz zaman belli akımlar ekoller ve kurucuları vardı. Şiirin 21. yy’da bu tür akım ve ekoller eskisi gibi işlevselciliğini yitirmektedir, çünkü eskiden bu tür durumlar, olaylar birbirinden besleniyordu. Artık her şair kendi özgün tarzını oluşturmaktadır. Günümüzde usta-çırak ilişkisinden söz edemeyiz. Eskiye nazaran olsaydı dediğimiz gibi çırak ustasını veya şair ustasını öldürmeye biraz meyilli davranacaktır. Özgün şiir ve eserlere gelince bunu zaman gösterecektir ve okuyucular karar verecektir.

-“AÇIK YARA” isimli şiirinizde “yüzümüzde aşk diye/ giydiğimiz o yaralı coğrafya” diyorsunuz. Güneydoğu coğrafyasından çıkan şairlerin şiirleri beni daha çok içine çekiyor. Yaralı coğrafyadan ve şiirlerinize yansımalarından bahseder misiniz?

Açık Yara adlı şiirimde bahsettiğimiz gibi, elbette daha çok içinde yaşadığımız coğrafyayı ele almaktadır. Oysa sadece biz kendimizi diğer coğrafyalardan soyutlayamayız, nitekim bizim gibi aynı durumu yaşayan farklı birçok kesim bulunmaktadır. İbn-i Haldun’un dediği gibi “Coğrafya kaderdir,” oysa insan kendi kaderini şekillendirebilir. Mesela tarih boyunca insana üstün gelen olaylar buna karşın hep şiirlere ve sanat dallarına başvurmuştur. Acılarını, sevinçlerini, haykırışlarını sessiz veya coşkulu bir zemin ortamında hiç beklemediğiniz bir anda çıkıyor çoğu zaman. Ki bu tür yaşamsal olayları bir görev olarak şairler ve diğer düşünürler üstlenmektedir; çünkü şairlerin bunu mecburi bir görev olarak görmesi gerekmektedir.

-Çağdaşlarınızı -özellikle kendi yaşınızdaki gençleri- ne kadar takip edebiliyorsunuz?

Özellikle 2000’li yıllardan sonra şiir kazanımlarında bir kımıldama oldu. Eskiden belli akım ve ekollar vardı ve kurucular oysa teknolojinin herkesin cebine temas etmesi bu çoğu kuralı alt üst etti ki böyle olması gerekirdi. Artık her birey kendinin dışına çıkabiliyor. 2000’li yıllardan sonra sadece şiir alanında değil diğer bütün sanat ve bilim alanında da sıçrama yaşanmıştır. Benim çağdaşlarımın aşağı yukarı hepsini takip edebiliyorum. Bu kolaylığı bize sunan en önemli unsur ise teknolojik gelişmelerdir.

-Çağdaşlarınızın şiirleri geleceğin şiirini yaratmada ne denli etkili olacaktır?

Bunu zaman gösterecek, bir konu hakkında erken konuşmak son derece yalnıştır diye düşüyorum. Hele söz konusu şiir ise bu tamamen şiiri öldürmektir. Ki şiir sanatı diğer sanat dallardan farklı olduğu için bence şiir ile ilgilenen insanların kendi değil bunu okuyucular karar vermelidir. Çünkü şiir kimseye ait olmayan sancılardır.

-Kendi çalışmalarınızı sürdürürken şiirinizin geleceği hakkında da bir takım planlarınız olduğu düşüncesindeyim/düşüncesindeyiz. Gelecekte şiirinizin değer görüp – görmeyeceği konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Sadece şiir ile ilgilenen değil normal günlük hayatını devam ettiren herkesin bir takım geleceğe yönelik planları vardır. Söz konusu şiir olunca bizimde şiir sanatı üzerinde geleceğe dair bir takım planlarımız elbette olacaktır ve olmalıdır. Gelecekte kendi şiirimin üzerine peşin konuşmak doğru olmaz, bunu yukarıda belirtiğim gibi zaman gösterecektir ve bu tür kararları okuyucunun öngörüsüne sunulması daha doğru olacağına inanıyorum.

-Son Gemi okurları adına bu güzel söyleşi için teşekkürlerimi sunarım.

Yunus Karakoyun olarak bu güzel söyleşi için ben teşekkür ederim.

Mahmut Yıldırım
Mahmut Yıldırım Diğer Yazıları
11 Mart 1996 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisiyim. Edebiyatın esrarengiz tadını aldıkça içinde kayboldum. Beni kendinde çifte kavurdu adeta. Bu sene bu tadın cümbüşünde kendimi aramak, bulmak, içimde biriken ne varsa duruşum ve kalemimle boşlukları doldurmak için bu yola gönül verdim. Günler geçiyor birer birer. Bense bu geçen zamanda elimden kalemimi, gönlümden edebiyat ve yazma sevgimi düşürmeyeceğim.
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

YAZARLAR
Hüseyin Opruklu
Bilgi yok.