Yaz Sonuna Bekleriz / Muhammed Okur (17 Yaş)

                        

Bahar yeni gelmişti. Amcamın oğlu Ali’yle, babaannemin bahçesinde açan çiçeklerin arasında koşuyorduk. Onu görünce yaşımı unutup çocuklaşmıştım sanki.  Bir taş yığınının önüne geldiğimizde, Ali taşları göstererek:

–  Böyle yuvarlak taşlardan daha bir sürü var mı, dedi.

Şaşkın şaşkın baktım.

–  Bunlar yetmez mi, dedim.

Eh işte, der gibi bilgiç bilgiç baktı taş yığınına.

Taşları saksıların dibine koyacakmış. Babaannemden görmüş. Onun yaptığı gibi yapacakmışız.

Saatlerce bu taşlar ve saksılarla uğraştık. Akşam olduğunda ise çoktan taşları unutmuş, yemek sonrası, salonun birer köşesinde, yorgunluktan sızıp kalmıştı Ali. O uyurken “Buraya gelmeleri ne kadar da iyi oldu,” diye düşündüm. Onun sayesinde günlerim daha eğlenceli geçmeye başlamıştı. Benden çok çok küçük olmasına rağmen ondan yeni yeni şeyler öğreniyordum. Ali köydeki yalnız yaşamıma renk katmıştı.

Ertesi gün uyandığımda Ali çoktan kalkıp kahvaltısını yapmış, bahçeye çıkmış, oyuna başlamıştı. Bugün taşların dışında farklı oyuncaklar bulmuştu kendine. Bir yandan eski bisikletimin parçalarıyla oynuyor, bir yandan da yağ bulaşan ellerini temizlemeye çalışıyordu. Beni görünce heyecanlandı. Yanıma koştu.

Çiftliğin arka tarafına gittik. Hayvanlardan hiç korkmuyordu. Bugünkü oyunumuz, oyuncağımız hayvanlardı. Özellikle atları çok seviyordu.  Onlara yeni isimler veriyorduk. En beğendi ata Dorutay adını verdik.

Dorutay’a binip dolaştık. Sonra diğer hayvanların yemlerini, samanlarını verdik. Ali çok meraklı bir çocuktu. Bütün gün sorular soruyordu. Komikti de aynı zamanda. Onunla zaman geçirmeyi çok sevmiştim.

Yorulmak nedir bilmiyor, enerjisi hiç bitmiyordu. Hiç acıkmıyor, susamıyor, kendi haline bıraksak akşama kadar bir şey yemiyordu. Hep konuşuyor, anlatıyor, soruyordu. Onunla birlikteyken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor, her zaman bana yük gibi gelen işleri birlikte seve seve yapıyorduk.

Ne yazık ki tatilleri bitmiş çiftlikten ayrılma zamanı yaklaşmıştı. Benim hayatıma da bir renk gelmişti. Şimdi yine eskisi gibi renksiz olacaktı her şey.  Bir daha kim bilir ne zaman gelirlerdi, belki de hiç gelmezlerdi.

Sabah uyandığımda eşyalarını arabaya yüklemişlerdi. Vedalaşmak için beni bekliyorlardı. Ali’ye çocukluk arabalarımdan birini hediye ettim. Dorutay’la son bir fotoğraf çekildik. Annesine “Bir daha ne zaman gelirsiniz?” diye sordum. “Yaz sonu gibi geliriz bekli. Belki de güze,” dedi.

Ali arabaya binerken çok üzgündü. Araba hareket edince uzun süre arkalarından baktım.

“Yaz sonuna ne kaldı; yaz sonuna bekleriz” diye geçirdim içimden.

Fotoğraf: https://bit.ly/2LCJh30

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.