Yarınlar Uçurumdan Korkar Mı? / Gözdenur Tetik

 

Günlerden pazar. Bugün sorgulama günü. Her güne bir faaliyet koydum kendimce. Ara sıra izin alıyorum kendimden, karıncalara şarkı söylüyorum. Şarkı söylediğimde daha hızlı, daha aşkla çalışıyorlar sanki. Bazen de diğer insanlar hakkında konuşuyorlar, niye hiç gelmediklerini sorguluyorlar.

Eskiden bu küçük gezegenimizde, yani Gün’de dört mevsim de yaşanırmış. 1080’li yılların sonlarına doğru ilkbahar mevsiminde gezegenin yarısındaki ağaçların yaprakları sararmış. Bunun üzerine insanlar, gezegeni İlkbahar ve Sonbahar olarak ikiye ayırıp, İlkbahar kısmına göç etmişler. Ben uzun zamandır Sonbahar’dayım. İlkbahar’ın sıradanlaşmış hayatından sıkılıp Sonbahar’a geldim. Her gün belli bir saatte evden çıkıp belli bir saatte eve gelen, zamanın içinde kaybolup kendini, kendine zaman ayırmayı unutan insanlardan olmak istemiyordum. İhtiyacım olunca -ki bu genelde kitap olur- İlkbahar’a gider gelirim…

Sorgulamak için bugün de uçurum kenarına gitmeye karar verdim. Orada özgür hissediyorum kendimi. Böylece düşüncelerim de özgür oluyor. Uçuruma gidip yaprakların arasına oturuyorum. Etrafıma bakıyorum, “Acaba bugün ne hakkında tartışsa düşüncelerim?”

Oturduğumdan beri on kedi geçti karşıdaki su birikintisinin üzerinden, ben hala düşünüyorum. Sonunda zamanı sorgulamaya karar veriyorum. Her zamanki gibi ilk soruyu soruyorum kendime, “Nedir?” Tam, zamanın kendimce tanımını yapacakken uzakta birini görüyorum. Oysa burada tek olduğumu sanırdım, daha önce birini görmemiştim. Sorgulamayı bir kenara bırakıp, onunla tanışmaya karar veriyorum. Hem belki arkadaş bile oluruz.

Yavaşça yanına yaklaştım, “Merhaba, ben Yarın.” Göz göze geldik, önce gidecek gibi oldu sonra, “Ben de Uçurtma,” dedi. Konuşmaya ihtiyacı var gibiydi. Beraber yapraklar arasında oturmayı teklif ettim, kabul etti. Hava kararıncaya kadar oturduk, konuştuk.

İlkbahar’dan geleli altı gün olmuş. O da sıkılmış İlkbahar’ın kendini tekrarlayan hayatından, dinlenmek istiyor. “Ruhum yoruldu,” dedi, uçurum onu da rahatlatıyormuş.

Benim uçurumla ilişkim ile onunki farklıydı. Ben uçurumla arkadaştım. O ise uçurumla ilgili her şeyi merak ediyordu. Benim günlük yaptığı aktiviteleri artık birlikte yapmayı kararlaştırıp ayrıldık.

İki hafta boyunca çok güzel vakit geçirdik. Elimize bir kitap alıyor rastgele bir sayfa açıp gördüğümüz ilk cümle hakkında saatlerce tartışıyor, kedi ve köpekler için kulübeler yapıp boyuyorduk. En güzeli de, karıncalar sadece benim söylediğim şarkıları dinlemek zorunda kalmıyorlardı… Ne var ki bu sadece iki hafta sürdü, sonra benden uzaklaştı.

Son bir haftadır uçurum kenarına yalnız gidiyor. Arada izliyorum onu. Uçuruma yaklaşıyor, aşağı bakıyor, geri çekilip kaşlarını çatıyor. Birkaç kez yaklaşmayı denedim oralı olmadı, uçurumdan ayrılıp ormanda kayboldu.

Yine bir pazar günü, sorgulama yerime gidiyorum. Tam yaklaşmışken tökezliyorum. Baktığımda, yaprakların üzerinde bir kâğıt ve onun da üzerinde büyük bir taş. Etrafa bakıyorum, kimseler yok. Korkarak alıyorum kâğıdı. Tek bir cümle yazılı “Uçurtmalar uçurumdan korkmaz.” Bir anda gözlerimden süzülen yaşlar kor olup akıyor kalbime. Bugünün sorgulama cümlesini buldum “Yarınlar uçurumdan korkar mı?”

 

 

Fotoğraf: https://bit.ly/2v3veg2

11 Yorum Yarınlar Uçurumdan Korkar Mı? / Gözdenur Tetik

  1. Çok güzel bi yazı olmuş tebrik ediyorum👏 Hayata inancı kalmamış insanlara bir umut ışığı niteliğinde bir yazı.Kesinlikle devamı gelmeli bu yazıların.

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.