Üzgünler Divanı / Neval Savak

bir kadının elinden düşen çiçeği uzatıyor sevgili

sevgili ne hoyrat

 

bir sevgilinin cuma haremiyim

günlerden günlerin çekilen boncuğu

varılmayan bir aşkı tutuyorum ellerimde

yüzüme eğilmeyen yüzünü ezberliyorum yüzüme yüzünü

vazgeçtiğim yerde şiddetli sevme isteği içimde

söyle rüzgâr unutmasın şarkısını

 

bu odaların sen kokusu yalnızlık tanrıçası yapıyor beni

sen iki kişilik sevişmeye sımsıkı sarılırsın belki

bir el uzanıyor saçlarına belki esmer bir nefes

uzun uzun öpüyorsun belki öpmelerin uzun

oysa her ten izini saklar bir tenin tenime yoksun

 

eteklerime dökülen bahar dergahı aşkın ızdırabı

kan sıçramış gelinciklerime bir seher ki türküsü çalınmış

başımda dumanıyla rüzgâr aşkı uzağa koymuşlar ölümü yanı başıma

ölüm ki sen demekmiş dudaklarınmış konmadan yakan

 

üzgün ölüler divanında sıra sıra ıssız ruhlar

seninle başladığım her duada sensin ezberim

ben acemi âşık bensiz ne yaşamak düşlersin

cennetten koparılmış gülüşlerle durdum kapına

dünya gözüyle her şey kara bir sen beyaz

ruhumun beyaz yanı divanımı zakkumlarla sınayan

kaç güne sığdırmalıyım şimdi unutmayı

 

yaprağını saçlarıma dökmüş beyaz acı

bilirim gidenlerden kalanları bilirim hoyratlığını

bilirim de sığdıramam yokluğunu boşluğuma

 

ey telli duvaklı acı

hangi tanrı tuttu yer etti içime seni

bir sevmek geldi buralara bir daha gitmedi

 

 

Fotoğraf: https://bit.ly/2klflvT

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.