Unutma İnsansın / Gülbahar Gümüş

Şimdi nasıl unutacağız tüm bunları? Yaşadıkça, zaman atladıkça? Anlıktan çıkarıp genele yayınca? Paylaşınca? Söylemek isterim ki her gün hafızamızın çöplüğe dönüştüğünü yok sayamayız. Birçok gereksiz şeyin üzerimize nasıl çakıldığını, onları çekip çıkarsak dahi, edindiği yerin bizde yarattığı şekli kabul etsek değişir miydi görüntü? Yo, hayır. Yargılarınıza tek bir sözüm dahi yok. Benim asıl derdim olamadıklarınıza gelişi güzel fırlattığınız karalamalarınız. Bir çocuk ölümüne ağlıyor. Bir çocuk yaşadığı için gülmeli. Kullanılmış dünyanızla da işim yok. Hırsınız paramparça ettiğinde duvarlarımı, sizden gizlenememenin akıl almaz cesaretinde olacağım ben. Hatta ben çoktan o ilk evrenin varoluşunu unutup yarattığımız evrenlerde birçok insani yanımı soyup başucunuza koyacağım. Koleksiyonlar yapacağız birlikte, sergiler seyredeceğiz güne karşı. Savaşlarda savaşmayı bilmeyen bedenlere ağlayacak ve ilk fırsatta ağzımızdan köpükler çıkararak savaşacağız kendimizle. İnsanlık kazanacak insanlığa karşı, buna eminim. Emin olamadığım tek şey sorumlulukları baskı merkezinden yönetmeye çalıştığımız gerçeği. Bizi, dar alanda kısa kısa paslar atmaya, bizi bizden almaya ama tüketmek için sonuna kadar almaya zorlayan o merkeze olan itaat duygunuz öldürecek. Siz yöneticiler, neyi yönetiyorsunuz bu denli acımasızca sömürerek? Siz işçiler neyi yaratıyorsunuz bu kadar biterek ? Siz savaşçılar, savaştığınız şeyi masuma basa basa alabildiğiniz için soğuk madalya dolu olmalı göğsünüz. Siz kadınlar, kendinizi feda etmek için geldiğinizi düşündüğünüz dünyada; siz erkekler, kadınları yönetmek için toplum merkezli bir imtiyaza sahip olduğunuzu unutarak kendinize daha ne kadar haksızlık edeceksiniz? Yaşamdan silik, geçip giderek müziksiz, inançsız, hayalsiz, aşksız, sanatsız, şakasız, zevksiz, danssız, sevgisiz, meraksız yitip gideceksiniz yorgun olarak bu dünyadan. Ne için yorulduğunuza bir bakın! Sizi bu kadar ezen, size bu kadar haksızlık eden, yedikçe yiyen ve doymayan bir canavarın kapısının kullarısınız. Yaşayacaksınız fakat unutacak bir şey bulamayarak. İnsan olarak tüm türleri de vahşileştirerek yok olacaksınız. İçlerinizden çıkanlar da bir kopyanız olmayı sürdürdükçe  daha çok savaş, daha çok ölüm, daha acı, daha yalnızlık, daha çaresizlik ve cıkış yolu olmayan bohemler… Kanayabilen yaralar açmak en yakına mahsusken insanlık denilen şeyin aynı karında bir devrim olduğunu söylemeyi unutmayayım. Ölümler kadar doğumlar da bir savaş kuralı Haydi her şeyi bırakalım bu gece hep birlikte düşünelim… Şimdi nasıl unutacağız tüm bunları? Aynı yere bastırarak yaptığımız güç göstergemiz ayak tabanlarımızda kan lekeleri oluveriyor. Yumuşak zeminlerde kaygan zirveleriniz, üzgünüm zırvalıktan öteye gidemiyor!

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.