Uçan Halı / Mervegül Dağköylüoğlu

 

Ada ve Bora adındaki ikiz kardeşler, odalarında oyuncaklarıyla oynamayı çok severlerdi. Onlar, oyuncaklarını birbirleriyle paylaşmayı da severlerdi.

Güzel bir gün, yine iki kardeş odalarında oyun oynuyorlardı. Bir süre sonra, Ada’nın aklına bir şey takıldı. Ve Bora’ya sordu:

Boracığım, sence bizim bu halımız da uçabilir mi?”

Bora da Ada’ya, “Uçabilir. Neden uçamasın? Gel, halı nasıl uçabilir, onu öğrenip gelelim,” dedi.

Birlikte annelerinin yanına gittiler. Ada ve Bora’nın annesi o sırada mutfaktaydı. Annelerine,

“Anneciğim, bizim halımız da masallardaki gibi nasıl uçabilir?” diye sordular.

Anneleri ise, “Yavrularım! O, masallardaki uçan halılardan değil,” diyerek onları yanıtladı.

O gün, Ada ve Bora’nın babaları da evdeydi. Ona da sormaya karar verdiler:

“Babacığım, bizim halımız da masallardaki gibi nasıl uçabilir?”

Babaları da, “Yavrularım! O masallardaki uçan halılardan değil,” dedi.

Anne ve babalarından aynı yanıtı alan Ada ve Bora’nın biraz canı sıkılmıştı. Onlar, odalarındaki halının uçamayacağına inanmak istemiyorlardı!..

Halının nasıl uçabileceğini öğrenene kadar sormaya devam edeceklerdi.

Ablalarının yanına gittiler. Ada ve Bora’nın ablası, odasında kitap okuyordu. Ona da aynı soruyu sordular:

Ablacığım, bizim halımız masallardaki gibi nasıl uçabilir?”

Ablaları, “Canlarım, öyle şeyler yalnızca kitaplarda olur,” dedi, “Bu yüzden kitapları seviyoruz.”

Ada ve Bora, şimdi de ağabeylerinin yanına gitmeye karar verdiler. Ada ve Bora’nın abisi, odasında film izliyordu. Ona da aynı soruyu sordular:

Ağabeyciğim, bizim halımız masallardaki gibi nasıl uçabilir?”

Ağabeyleri, “Canlarım öyle şeyler yalnızca filmlerde olur,” dedi, “Bu yüzden filmleri seviyoruz.”

Ada ve Bora, tam artık sormaktan vazgeçecekti ki içerden tekir kedinin mırıltısını duydular. Tekir kedi, pencerenin kenarında örgü ören ada ve Bora’nın ninesinin kucağında uyukluyordu.

Ada ve Bora, ninelerine de sordular:

“Nineciğim, bizim halımız da masallardaki gibi uçabilir mi?”

“Tabii uçabilir, neden uçamasın? Ama bir de dedenize sorun. O kesin nasıl uçacağını biliyordur!”

Ada ve Bora yeniden umutla dedelerinin yanına gittiler. Ada ve Bora’nın dedesi, bahçede toprakla uğraşıyordu.

Ada ve Bora, dedelerine de sordular:

“Dedeciğim, bizim halımız da masallardaki gibi uçabilir mi?”

“Tabii uçabilir, neden uçamasın? Ama bir de Rüzgâr’a sorun. O kesin nasıl uçacağını biliyordur!”

Ada ve Bora bunu duyunca daha çok umutlandılar. Hemen Rüzgâr’ı aramaya başladılar. Biraz sonra onun sesini duydular. Evin karşısındaki ufak tepeye doğru yürümeye başladılar. O ufak tepecikte Rüzgâr’la karşılaştılar. Ve Rüzgâr’a,

“Rüzgâr, Canım Rüzgâr, Rüzgâr’cığım! Bizim halımız da masallardaki gibi uçabilir mi, nasıl uçabilir, söyle bize!”

Yaşlı Rüzgâr’ın yüzünde kocaman bir gülümse belirdi. Hemencecik bir torba çıkardı. Ve,

“Elbette uçabilir. Ben bunu yapabilirim. Hiç vazgeçmeden gelip beni bulduğunuz için size kendimden bir parça verebilirim,” dedi.

Rüzgâr, bu torbanın içine kendinden bir parça rüzgâr koydu, konuşmasına devam etti:

“İstediğiniz zaman bu torbadaki beni, odanıza boşaltabilir ve böylece halıyı uçurabilirsiniz!”

Ada ve Bora, Rüzgâr’a teşekkür edip tepecikten ayrıldılar. Sevinçle eve geri döndüler.

Rüzgâr da onların arkalarından bir müddet daha baktıktan sonra elindeki arpı çalarak yoluna devam etti.

 

Fotoğraf: https://bit.ly/2KUGH70

 

 

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.