Taklitçilerden Kurtulmanın Başka Bir Yolu/ Aynur Türk

Herkeste çift olan şey, ben de tek mesela.

Herkeste  kalp odacıkları, dört iken ben de üç.

Herkeste çift kol, ben de tek kol.

Tek ayak.

Tek meme.

Tek göz.

Tek kulak.

Tek akciğer

Tek böbrek.

Tek bademcik.

Herkeste on parmak, ben de beş parmak. 

Aynayla, çoğaltılmış gibi değilim. Bir yanım, kopya etmemiş diğer yanımı. “Simetrim, simetrisizliğim”. Şimdi soruyorum size:

Tuhaf olan ben miyim yoksa yanıma gelip, bana dokunur dokunmaz, elleri ayakları, kalp odacıkları eksilen mi? Bana bakar bakmaz gözleri tek bir göz olan mı? Konuşur konuşmaz, dili tutulan mı? Koklar koklamaz burun deliklerinden birini kaybeden mi? Tıpatıp bana benzemeye başlayan, kendinden vazgeçip “ben olan”  onlar mı tuhaf?

Her temas sonrası, benden bir tane daha “aynı”olurken, benzerlerimin birbirleriyle teması da yeni “benzeyenlerini”çoğaltıyor, -benzersiz olan benden- bana benzeyenler çoğalmaya başlayınca”benzersizlik” ortadan kayboluyor. Her yer “benim” artık.Bir karar vermeliyim. Bir salgın gibi, virüs gibi yayılıyorum şehrin boşluklarına, toprağın boşluklarına, havanın boşluklarına, suyun boşluklarına… Benzerlerimi geride bırakmak gerekiyor ama “nasıl”diye soruyorum, bilmiyorsunuz değil mi?

 Abu hayat suyunu* binlerce gölün içinden bulup, sonsuzluğa uluşmak için Bingöl’e gitmek yerine, dondurulup,  200 yıl sonra yine benzersizliğimle uyanmak, “tek sayılardan oluşan vücudumla” yaşamıma kaldığım – kalmadığım yerden devam etmek; aynı kışın yenmek üzere derin dondurucuya atılmış, dalından yeni kopmuş sebze – meyve gibi. Ya da kış uykusuna çekilip baharı bekleyen ayı gibi, gömleğini değiştiren yılan gibi, ölümsüzlüğü arayan kartalın 155 gün bir mağarada kendini yeniden var etmesi gibi…

*Bingöl’de abu hayat suyu yani ölümsüzlük suyu akar gidermiş. O sudan kim içerse ölmezmiş. Rivayete göre bu  su ortadan iki bölünmüş. Bin göl olmuş. Ölümsüzlük suyu bu göllerden birindeymiş.

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.