garip
garip
garip

TAHİR İLE ZÜHRE & HOŞ GELDİN EY AŞK… / Nalan Güven

01 Ağustos 2015 1
reklam

Bilir misiniz Tahir ile Zühre’nin hikâyesini? Karşılık beklemeden sevmeye en güzel örnektir. Bakışmadan görmeye, konuşmadan dinlemeye, dokunmadan hissetmeye ve de hasret ile yanıp gülümsemeye benzer sevdanın tadı. Bin acıya bedel ödenir de vefa bile aranmaz maşukun gölgesinde. Karşılığı gönüle düşen ateştir, uykuyu çalan hayaldir. Belki de birazcık umut, sevgilinin gönlünde ayrılan bir köşeye…

Neden mi konumuz hep aşk? Yüzyıllar öncesinde kalan sevda masallarını günümüze taşıyan başka bir güç var mı bu dünyada?

Aramakla geçer insanoğlunun ömrü… Âdem ile Havva’dan bu yana süregelen bir serüven bu. Kimi penceresinin önünde seher vakti ettiği duanın ruha verdiği huzur gibi kavuşur sevdiğine, kimi bir ömrü geçirir o pencerede sevgiliyi beklemekle. Şikâyetçi değildir ne bekleyişten ne de zamanın insafsız gülümseyişinden. Cefa zevktir aşığın yolunda. Bir ümit kırıntısı ile ne sofralar kurulur o gönülde. Hayallerden meze, şarkılardan meşk edilir. Zühre yıldızını şahit kılıp karanlıklar içinde bir bekleyiştir sevda türküsü. Zaten aşk insanın kendinden geçmesi değil midir? Ya da kendine yenilmesi? Şafağa ermeden geceye gün doğmasını ummak kadar imkânsız olsa dahi vuslat kozasına erer elbet her duanın sonu. Sevgilinin uykusuna bekçi olup mumu eksik sofrada aşka kaldırılan kadeh tek gecelik de olsa, tekrar edilir her düşün kollarında. Ateşe değdiğinde yanacağını bilen pervane misali dört dönülür ışığın etrafında. Zühre’nin Tahir’i beklediği gibi, Tahir’in Zühre uğruna nice sevdalardan vazgeçtiği gibi bir avuç toprağa razı kesilir dünya malı. Aynalar gizler gerçeği, sırrı dökülmedikçe gönülden. Aşktır kaleme değen, dilden dökülen. Masal olur anlatılır, hikâye olur dinlenir, roman olur okunur. Aşk öldürür ama ölmez. Her toprakta yeni bir can bulur, filiz verir. Tek ihtiyacı yağmur yüklü buluttur.

Tıpkı Nâzım Hikmet’in dediği gibi; “Tahir olmak da ayıp değildir, Zühre olmak da…” Bütün iş yürekte…

Aşk ile yol almanız dileğiyle.

 

 

TAHİR İLE ZÜHRE MESELESİ

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da

hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil

bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte

yani yürekte….

Mesela bir barikatta dövüşerek

mesela Kuzey Kutbu’nu keşfe giderken

mesela denerken damarlarında bir serumu

ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da

hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil..

Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir

ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak

yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?

yani Tahir’i Zühre sevmeseydi artık

yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da

hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil…

Nâzım HİKMET

 

BİR SEN YETER…

 

Varmak kolay olsaydı gözlerinin ardındaki şehirlere

Gölgelenmiş bulutlarını bir bir geçerdim sana sormadan

Kaçırmasaydın bakışlarını ateşimin alevinden

Anlayabilirdin farkımı

Belki, “Deli” deyip geçmezdin o zaman

Atmazdın içinden kahkahalar bu meczup halime

 

Tanımadan bir mevsimi hiç düştün mü peşine

Fırtınasından korkmadan

Baharının seline kapılıp

Yazının sıcağında kavrulmaya hazır koştun mu gülümseyerek

Ne zaman küstün aynalara

Hepsi mi yalancı

Bir şans daha olmalı hayatın buğusunu çözecek

Görmek istemeli gönlün bakıp deli bir yüreği

Sırrını çözmeye uğraşmak için gayrete hacet yok

Aslında öyle berrak ki

Akıp gitmiş kiri pisi üzerinden

Bak bir

 

Ateşte günah kalmaz

Varsın deli olsun bu yürek

Akıllı geçinen sevdalara inat dimdik karşında

Sessiz bir tebessüm kadar dudaklarında

Susarak avaz avaz haykırır…

Sen duy yeter… Sen sev yeter… Sen bil yeter…

 

Nalan GÜVEN / SEVDANIN ADI BULUT (Syf. 70)

BENZER KONULAR
YORUM YAZ

Avatar
Gaye Topal

Gönlüne, kalemine sağlık, ne güzel anlatmışsın… Allah kimseyi aşksız yaşatmasın ve aşksız öldürmesin inşallah…

YAZARLAR