tahammülk / Mustafa Ergin Kılıç

sızı yaksa ya usul usul
yağ yakan şu kandiller
tendeki sur kalksa
insandaki kusur

kirazın nefesini yazsam
esintisini sonsuzluğun
şiir çevirisini yağmurun
korunun koynunun

hep ayakta kalsa bu harabe
hiç görülmeyen o serap
hep o yangın sonu
kurumuş okkaya batınca
acı veren divitin ucu

çitilesem kendimi yine
çıkaramasam seni
hiçbir poyraz yıkamasa
gülün sırtını verdiği o çiti

sen avuçlarını koymadan
kurumuş bir kil
kurumuş bir çamur gibi
yine dökülse yüzüm
bir makamı olsa susmanın
bir ortanca gibi doldursan
göbeğini yaşamın

gece görmeden esnese yayları tamburun
tabiri olmayan bir rüyaya tutulsam yine
aşk çatlatsa baterinin bagetini vura vura
kemençemin telini düşlese serçe

ateş de soğumak istese
bir gün küle sarılıp
senin saklama kabı dediğine
sefer tası desem yine
iki fasulye bir pamuk
sessizce huzur büyütse
başkasına yara kan olmuş
sana bana yeşerse

kaç ağacın damağını ıslamışın
yalnızlık yazmasa kütüğünde
kirpiklerin saçak altı olsa bana
bir kumru gibi dursam
bir yağmur sesinde avaz avaz

denizi görüp de
giremediğinden çürüse
kayık limanda yine
tahammülk edinsem seni

adım bir alargayla çıkmış bir kere
artık ne yapsam ne desem mavi
adım bir vişneyle çıkmış bir kere
artık ne desem ekşi
ne yapsam kırmızı ne yapsam reçel!

bir serapla çıkmış bir kere adım
artık ne desem çöl ne desem heder
ne yapsam kum
saati boşalan
terin zembereği

bir tandırla çıkmış bir kere adım
artık ne yapsam sıcak
ne yapsam taş duvarlar kararacak
deniz kabukları katılacak harcıma
süt un maya
yalnızlık kabartma tozunu unutsa!

çıkmış adım bir kere
ışığın giremediği çiçek dibiyle
köktüm ama salamadım
köktüm ama sökemedim
kurttum ama dökemedim
kendimi
artık ne yapsam henüz ölü çıkmış evim
artık ne desem kapı
önünde ayakkabı kalabalığı

adım çıkmış bir kere evlat ediniyor
karaya çıkan fokları diye
insanda ki yokları
yokluyor diye
artık ne yapsam yaşasın diye çalı çırpı
kaç kibrit giyotine vursa da başını
artık ne desem
birikse de aksa da
dibini gösteren su
artık ne desem ağrı
şişiren göğüs kaslarımı
boş boş bakmak yırtan göz kaslarımı
başka şeyim kalmadığından
paylaşırım paylaşırım bir tek acılarımı

1 Yorum tahammülk / Mustafa Ergin Kılıç

  1. Selamlar Mustafa Bey. Bence şiirinizin en can alıcı sözü “kaç kibrit giyotine vursa da başını” dediğinizde durdum bir kere, bir kere ve bir kere daha okudum. Harika bir şiirdi.Sevgiler…

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.


*