sopa / Mustafa Ergin Kılıç

 

dilek için bağladığın çaputlarla

sarar kırıklarını sedir

kırgınlıklarla

çürüyen

gövdeye aşılanır şiir

 

sütten kesildikçe

ay’ı sağarsın

ay’dan geceyi

ay’a sığarsın

bu aşk değil de nedir

 

ipini koparan sana gelir

ey gökyüzünün renk renk

uçurtma biriktireni

 

yine kalp kırıntılarınla doyur

göl kenarındaki ördekleri

ufala yine kendini

ekmekler durur

 

kirpiklerinle salla

ten sana kurulmuş hamak

bak ramak kalıyor yaza

 

kalbim kalbinle dövüldükçe

köpüren ahtapot

deniz köpüğü anılar

anlar

her yan pot

 

öpse yine memelerin diyorum

düzlenmez mi bu vadi

bu adi

ömür

neden taşlandıkça dinçleşen kot

 

ne mobilya ne cam ne demir

bende her sabah açılan

bir yara atölyesidir

 

hep rüzgar hep rüzgar

bende de yan yana gelemez mi

iki yaprak

 

onca aşık dururken

neden hep bir evsiz ağırlar

bu bank

 

yıllardır yediği sopa

kendi dalı mıymış ağacın

şuna bak

 

 

 

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.