Sınav Salonu / Deniz Dengiz

Sınav salonuna girdiğimde salonda hazır bulunan birkaç kişi yukarı doğru kaldırmış kafalarını karşı duvara bakıyorlardı. O an anlayamadım neye baktıklarını. Salon görevlisi benim girdiğimi fark edince bana doğru geldi, evraklarıma baktı, ‘buyurun 13 numara burası’ dedi, burun ucuna emanet edilmiş ince gözlüklerinin üzerinden bakarak sıramı işaret etti. İki taraftan ancak boynuna kadar inen düz küt saçların arasında o ince burun garip bir şekilde o gözlüğü tam da mıknatıs gibi çekiyordu anlaşılan.

Sırama geçip oturdum. Karşı duvarda yukarıda asılı duvar saatini gördüm. Salonda hazır bulunanların çoğu duvar saatine bakıyorlardı. Çünkü sınav biraz sonra başlayacaktı. Bir teste tabii tutulacaktık, bazıları başarılı bazıları başarısız olarak  pirincin içindeki taşlar gibi ayıklanacaktık. Buna ‘çan eğrisi’ diyorlardı.

Aklımdan o an oradakilerin o saate bakarken fotoğrafını çekmek geçti. Duvar saati yerine objektifi koyabilseydik eğer. Sınava girecek onların jest ve mimiklerini başka türlü bu kadar gerçek nasıl yakalayabilirdik ki?

Benden sonra da gelenler oldu -henüz sınav başlamamıştı-. Bu bekleyiş içinde, çok ilginç gelebilir ama burada olmak beni kaygılandırmamıştı hiç. Aksine biraz rahatladım. İnce bir huzur kapladı içimi. Bir salonda bunca kişinin sessizce beklemesi pek görülen bir durum değildir. Bu ince huzura yabancı değilim ben. Bazı geceler bu ince huzuru bulduğum olur doğrusu. O vakitlerde insanlar tıpkı bir sınav salonunun sessizliğinde olur. Çoğu yuvasında yatağında uyumaktadır. Sokaklar, caddeler boşalmış, İnsanlar karanlığın içine çekilmiştir. Daha da geç olunca tüm aldanışlar ve aldanmalar susar.. hepsi uykunun serinliğinde olunca rahatlarım. Bundan neredeyse emin olduğumda daha da rahat olurum. Kimsenin senden beklentisi de olmaz böyle anlarda.

Bu kişiler biraz sonra bitecek olan -ve başlayacak olan- zaman diliminde bir sınav olacaklardı. Değişik yerlerden gelmiş değişik insanlardı. Salona yeni girenlere bakarken yüzümde ‘hayatlarımızı değişebilir miyiz acaba?’ ifadesiyle kendimi acındırırcasına baktığımı hissettim onlara. Tenime değen rüzgar herkesi eşitlerken birden durağan bir zamana açılan kapıya bir ben varıyorum. Halbuki isterdim bir kez olsun siz olmak, esintinin beşiğini sallamak bunu o an o kadar çok istedim ki..  O çatırdayıp duran hayatımın bir çatlağını bulup oradan bir yerlere sızmak istiyordum.

‘Sınav başlamıştır’ diye seslenince görevli, herkes gibi ben de teste başladım. O sakin bekleyiş ve düşüncelerden sıyrıldım. Yüzümdeki ifadeler bir güvercinin bir sesten ürkmesi gibi kanatlandı gitti. Bulmacayı tersten çözenlere uyarı zili çaldı. Sınav başlamıştı ve çözülecek çok soru vardı… Her sorunun yüzüne bir çözüm olmadığımı anlamıştım.

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.