SEVGİ YALNIZCA ÇAĞIRIR (NUR, NUR’A TALİP) / Ezgi Duran

SEVGİ YALNIZCA ÇAĞIRIR (NUR, NUR’A TALİP)

Tasavvufta geçen Vahdet-i Vücut kavramı, var oluşun birliğini ve tekliğini anlatır. Bir’e ait olan alemler ise kat kat, çeşit çeşittir. Bilimce ortaya atılan ”Paralel Evrenler Kuramı” ve farklı boyutların olduğuna dair teorilerle de örtüşen bu hal, insanoğlunda da fıtrat farklılığı olarak kendini gösterir. İnsan-ı kamil, ya da diğer deyişle en üst mertebede insan da mana olarak tektir. Ancak ”O” olma yolunda tüm insanlık, farklı kişilik motifleriyle kendi sanatını ortaya koyar. Varoluşun farklı katları oluşu gibi, insanlığın da realiteleri farklı farklı kucaklayışları vardır. Kimi sevgi ile, şefkat ile, kimi zorbalıkla, şiddetle, kimi bencillikle, umursamazlıkla hayata yaklaşır.

Hayatı kucaklamada aynı tarzı paylaşan insanlar, aynı ruhsal aileye mensuptur. Bu, biyolojik aile kavramından tamamen farklıdır.Çünkü aynı biyolojik aileden olup da ruhsal açıdan hiç benzemeyen insanlar var olduğu gibi, farklı aileler ve hatta farklı milletlerden olup ruhsal olarak birbirine çok benzeyen insanlar olabilmektedir. Ezoterizmdeki, benzer benzeri çeker ilkesi gereğince varoluşun benzer ruhsal enerjileri birbirine çekilirler. Aynı frekanstaki ruhlar bir araya gelmeye meyillidirler. Birbiriyle uyuşmayan; zevkleri, hayata bakışları, değer yargıları, özlemleri, hayalleri, sevinçleri ve ilgi alanları farklı insanları bir araya getirebilecek hiç bir nedensellik yoktur. Ve yine aynı frekanstaki insanları ayırabilecek hiç bir güç…

Tekamül yolunda öğrenilmesi gereken dersler farklıysa yolların ayrılması kaçınılmazdır. Örneğin insanların dil, din, ırk, renk gibi farklılıkları hakkında hoşgörü gösterebilmek adına öğrenilmesi gereken dersleri ve deneyimlemesi gereken yaşantıları olan bir insanla, Dünya’ya sadece sevgiyi deneyimlemeye gelmiş bir insanın kader planları farklılaşacaktır. Bu insanların frekansları aynı olamaz. Fakat aynı frekansı paylaşan ruhlar bile zaman zaman farklılaşabilirler. Bir dönem uyum göstermiş kişiler, zaman içerisinde farklı frekanslara uyumlanıp kopmalar yaşayabilirler. Arkadaşlarımız, evladımız ve hatta anne babamız bile onlar için beslediğimiz tüm sevgi dolu duygulara, heyecanlara rağmen bizlerden kopabilirler. Çünkü ruhların odaklandığı Dünya realiteleri farklı farklıdır. Bir üst varoluş katından sevgi ile de seslensek, düşük titreşimli duyguların pençesinde hapsolmuş bir insana sesimizi duyurmamız mümkün olmaz. O nedenle sevgimizi yayarken en hassas olmamız gereken konu, frekansımızın farklılaştığı insana verdiğimiz sevgide, onu serbest bırakmamız gerektiği konusudur. Ancak unutmamak gerekir ki ”Sevgi veren sevgi alır. Herkes sevdiği kadar sevilir.” Çünkü sevgi frekanslar ötesi, alemler ötesi, kapsayıcı bir enerjidir. Ona sınırlar çizmez, şartlar koşmazsak sevgimiz bir şekilde bize geri dönecektir. Tüm alemleri dolaşır da gelir; suretini değiştirir ama ismini değiştirmez de gelir.

Adına ister bilinçaltı yapılandırması, ister kuantum fiziği veya ”secret” densin, konsantre olduğumuz alanları kendimize çekip hayallerimizdeki yaşantıları oluşturduğumuz gerçeği artık Dünya’nın tamamı tarafından bilinen bir gerçektir. İçimizde büyüttüğümüz sevgilerle, o sevgiye cevap verebilecek kalpleri hayatımıza davet ettiğimiz doğrudur. Ancak suretlere takılmak hayal kırıklığına neden olacaktır. Biz insanlar olarak, yükselebildiğimiz kadar yükselecek, girebildiğimiz en ince ruh kisvesine bürüneceğiz. Bu esnada yanımızda olacaklara ve elimizi tutacakları belirlemek, kudretimizi aşan bir kader planıdır. Her kim ki hayatımızda doğru zamanda ve doğru yerdedir, işte o bizim ruh ailemizin mensubudur, doğru kişimizdir. Sevincimiz onunla, sınavımız onunla ve yine kutlamamız onunladır, ona dairdir. Enerjimiz bize her kimi çekmişse bu bizim kabulümüzdür, baş tacımızdır. Bu hali en güzel Mevlana’dan dinlemek gerekir:

”Aşikardır ki güzel ister. Güzeller güzellerin nasibi olur.
Elbette her cins, cinsini sever. Sıcak sıcağı, soğuk soğuğu çeker.
Batıllar batıllarla beraber; bakiler de bakilerle dost ve yakındırlar.
Cehennem ehli olanlar cehennemlikleri çekerler.
Nur’a, Nur ehli olanlar taliptir.”

Sevgi kapsayıcıdır, yanlışı da çağırır. Ama neyse ki Nur, Nur’a taliptir de sevgi yalnızca çağırır. Kuşkusuz ki sevgiye kayıtsız tüm frekanslar günün birinde yükselecek ve sevgi şölenine ortak olacaklardır. Bir’in içinde ayrı gayrı olmadığı gibi, sonsuza dek birbirinden ayrı kalan hiç bir frekansta ruh yoktur. Her ne yaşanırsa Bütün’ün hayrına…

2 Yorum SEVGİ YALNIZCA ÇAĞIRIR (NUR, NUR’A TALİP) / Ezgi Duran

  1. İlişkiler, seçimler, kadere etkisi üzerine düşündüğüm bu günlerde kusursuz saf sevginin karşılıksız kalmayacağını bilmek, sevgi dolu yüreklerin sevgililerle bir bütün olacağı günlere…

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.


*