Kırık Kalpler Cumhuriyeti / Josef Kılçıksız

hiçliğin tüm bilgisi
ruhumun acıya en açık, en gizemli,
büyüyünce unutursun dedikleri yerde gizli samira
ve bir hiçti
en eksiksiz avuntu…
boz talanın ortasında
batan gün kanlı bendire benzer,
her ihtişam batan güne dökülür…
kızgın çölün içinden geçerken
bir vaha olduğunu sanıyordum
merak ediyordum

dağın arka yüzünü…

dört yanım yalnızlık limanları,
dört yanım
seferden men edilen gemilerin metal enkazları
biz,
şatt-ül arap’ta batan gemiydik…
rüzgar göçü

martıların sırtladığı,
suyun saydam alnında bir balık ölüsüydük …
hiç bu kadar uzun susmadın samira
hiç bu kadar suskunlukla konuşmadı gözlerin
gözlerimi
hiç bu kadar zamansız yolculuklara götürmedin…

bu sis var ya sevdiğim
kirli nemden bir bulut
mavi pencerede
sağanaktan nefret eder…
keşke biraz susabilse sular
biraz susabilsem…
anlamıştın yaralarımı

ben o taşkının susmadığını
anlamıştım…

unut desem şimdi
mavinin gömüsünde saklı safiri, dünyanın sahipsizliğini…
sana kavuşabilme ihtimalini unut desem …
yağmurun denizle konuşma şevkini,
uzun yelesini beyrut’un,

o vahşi atı unutur musun samira
unutur musun…

acılarımdan tanırım bu şehri; çağan ırmağından geçen tayf,

gövdesinde boşluklar açan çocuktum,

teninin
sırlarında uğundum…

sonra tanrı geçti buradan
bir tutam kül bıraktı üzerine…
savaşlar da biter, aldırma
kuru gülleri
bir kan damlası düşer toprağa ve
bir gün gelir
kan bize sadece topraktan seslenir …
ulak düşün külünu getirir

senden uzak,

kötünün içinde

öylesine yok olmak,

yok olmak…

1 Yorum Kırık Kalpler Cumhuriyeti / Josef Kılçıksız

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.