SEN AŞIK MISIN? / Derya Akar Balcı

 

.    Beni neden aramıyorsun? Sesinden, nefesinden beni mahrum bırakıyorsun. Özlüyorum. Telefonlarımı da açmıyorsun. Açsan da “beni bir süre rahatsız etme” diyorsun.

  • Bensiz yapamıyorsun sanırım. Neden ki?
  • Sen başkasın, farklısın. Ben seni unutamıyorum. Sesini duymadan yapamıyorum. Unutamıyorum seni….
  • Sen aşık mısın o zaman?!!
  • Bana mı?
  • Bilmiyor musun? Ben hep seni bekledim. Ama sen beni görmezden geldin. Bazen var ya insan elindekileri kaybedip kaçırınca hasretlik çeker onlara dair. İşte o hasretliksin sen. Ben o hasretliğin içindeyim. Bu hasretliği kaçırmak istemiyorum. Seni seviyorum.
  • Eeee… Başka neler yapıyorsun bakalım?
  • Lafı değiştirme şimdi. Aklına gelmiyor muyum senin?
  • Ben sana aşık değilim ki. Senin sevgilin değilim.
  • Ya neyimsin??
  • Senin arkadaşınım sadece.
  • ………………………………..!

Öylece kalakalmıştım telefon elimde. Sokak ortasında. Telefon kulübesi

cehennemim olmuştu. Dipsiz bir kuyu beni kendine çekiyordu. Bağırmak haykırmak istedim ama sesim çıkmadı.

Hava buz gibi. Üşüyorum. Kanım çekiliyor soğuktan. Hafiften rüzgar esiyor. Sarıldıkça sarılıyorum ceketime. Isınamıyorum. Esen rüzgar yanaklarımı pembe pembe yapıyor. Yakıyor adeta soğuğuyla. Adım atamıyorum. Hareket etmek zorlaşıyor titremekten. Çenem birbirine vuruyor. Konuşmak istiyorum ama konuşamıyorum.

Hava buz gibi. Ve ben seni düşünüyorum. Gözlerimin önüne yüzünü getirmeye çalışıyorum. Gülüşünü, bana bakışını… Boncuk gözlerinin pırıltısını. En çok da mavi beyaz gözlerini. Seni hatırlamaya çalıştıkça üşüyorum. Soğuk izin vermiyor. Düşüncelerimin gardiyanı olmuş. Karlar arasından çıkışına izin vermiyor. Ve ben üşüyorum, seni düşünemiyorum. En son telefon konuşmamız hala kulaklarımda çınlıyor. “sen aşık mısın o zaman?” Hava çok soğuk. Usulca uykuya dalıyorum. Karlar arasında bembeyaz bir cehennem çukurunda uykuya dalıyorum. Ve sen yanımdan geçip gidiyorsun. Beni görmüyorsun. Geçip gidiyorsun umarsızca. Ama ben seni düşünüyorum. “ben sana aşık değilim ki” deyişini defalarca tekrarlıyorum.  “ b e n s a n a a ş ı k d e ğ i l i m k i…! “

-Günaydın, diyorum anneme koridorun bir ucundan.

-Günaydın yavrum. Benim çıkmam lazım. Kahvaltını hazırladım. Mutfakta masanın üzerinde. Seni bekliyor. Çok sevdiğin omletten yaptım. Yanında da ballı süt var.

-Tamam anneciğim. Yüzümü yıkayıp geliyorum.

Ellerimde saçlarının kokusu var. Çıkmıyor. Ben yıkadıkça daha da bulaşıyor parmaklarımın arasına. Kurtulmak istiyorum. Soğukta karlar arasında kaybolan saçlarının kokusu. Yüzüm gözüm kar içinde. Göremiyorum seni. Ellerimle tutuyorum ellerini. Bırakma diye yalvarıyorsun. Tutuyorum sıkıca. Bırakırsam düşeceksin ve bir daha göremeyeceğim seni. Gidersen dönmeyeceksin. Dönersen beni bulamayacaksın. Ya sen ya ben. Ellerimde saçlarının kokusu. Yıkıyorum çıkmıyor. Yüzümü yıkayamıyorum. Yıkarsam yüzüm saçların kokmayacak. Seni unutamayacağım. Aynaya her bakışımda yüzümde kokunu göreceğim. Gözlerim kokunda kaybolacak. Dudaklarımda saçların gezinecek. Her yer saçlarının kokusu olacak. Mest olacağım. Ne güzel sen her yerdesin. Ellerini bırakmamam lazım. Tuttum ellerini. Hadi çek kendini karların arasından tutuyorum seni. Başaracaksın. Biliyorum. Yüzüm gözüm kar olmasa seni belinden kavrayıp bir çırpıda çekip çıkaracağım kar batağından. Ama göremiyorum seni. Sadece ellerini tutabiliyorum sıkıca. Hadi beni düşün. Kendini düşün. Güzel günlerimizi düşün. Elini ilk tuttuğum yerde çay içişlerimizi düşün. son lokma simidi kapan, vapurun etrafında pervane olan martıları… nasıl da uçuyorlardı bizimle. İstanbul vapurları… boğazın serin sularında yüzmeyi düşün.

Sanki rüzgar kesiliyor… karlar yüzüme hızla çarpmıyor. İki büklüm oluyorum seni tutmaktan. Gözlerime kar kaçmıyor. Açıyorum gözlerimi. Seni görüyorum. Saçlarında karlar buz tutmuş soğuktan. Kokusu gelmiyor saçlarının. Daha bir sıkı tutuyorum ellerini. Aniden, bir elimle belinden kavrıyorum seni. Çekip alıyorum karlar arasından. Kurtarıyorum seni donmaktan. Saçların, ama kokmuyor.

Yıkıyorum yüzümü. Annem benim, eline sağlık. Omlet çok güzel olmuş. Annemin biricik kuzusuyum ben. Her şey benim için. Her şey bir lokma sevgi için. Canım dışarı çıkmak istemiyorum. Pencereden dışarı seyrediyorum. Sabah sabah insanlar kaldırımda hızlı adımlarla yürürlerken arabalar son sürat bir yerlere teker çeviriyorlar. Bense evdeyim. Hızla dönen dünyanın seyircisi. Eksik yaşamlar süren… aşklarına sahip çıkamayan… hasretlik çekmeye razı…

“Her yeni doğan güneş yeni ümit demek. Yeni dünya demek. …“  bana göre değil senin bu sözlerin. Ben senin aşkını istiyorum. Hayal-rüya aleminde seninle olmak benim yaşamım.

Uyumalıyım.

Bu sefer bana aşık olacaksın!

1 Yorum SEN AŞIK MISIN? / Derya Akar Balcı

  1. Derya hanım..Bütün yazılarınız gibi buram buram duygu yüklü…Sevip sevilmeyen sevgiye muhtaç gönüllerin feryadı yazılanlar…belki hepimizin ömrümüzde bir defa yaşadığı çaresiz sevgilerin, umutsuz bekleyişlerin dile gelişi…Kaleminize sağlık

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.