garip
garip
garip

Şebnem Kocaoğlu: “Bu romanla sadece babamı ölümsüzleştirmekle kalmadım, 1925 yılından bugüne kadar olan zamanda da okuyucuyu bir yolculuğa çıkardım.”

reklam
01 Kasım 2019 0
Söyleşi ve “Babamın Hikâyesi” romanının editörü:
Mahmut Yıldırım 

-Son Gemi okurlarına kendinizden ve “Babamın Hikâyesi” adlı biyografik romanınızdan bahseder misiniz? Okuru neler bekliyor? 

1986 yılında Bornova Anadolu Lisesinden, 1991 yılında Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden mezun oldum. Küçüklüğümden beri edebiyata ilgi duydum. Okuma alışkanlığım ve deneme yazılarım ile edebiyat konusunda kendimi geliştirdim.

Bu kitapta Ege Üniversitesinin İzmir’de kuruluşunun kısa bir tarihçesini, o devirdeki İzmir’in sosyal yaşantısını, insanını ve yaşanan tüm zorluklara rağmen inançla bu üniversiteyi kuran ekibin hikâyesini bulacaksınız. Bu ekibin içinde bulunan babam Prof. Dr. Hayrullah Kocaoğlu’nun, 1925 yılında İstanbul’da başlayan daha sonra İzmir’de devam eden yaşantısını bir roman diyalektiği içinde anlattım. Babamın hayat hikâyesi etrafında bir devrin akışını veren bu romanda İstanbul’da ve özellikle tarihi yarımadada da bir yolculuğa çıkacaksınız. Küçük Hayrullah babasıyla Sultanahmet’e, Ayasofya’ya, Yerebatan Sarnıcı’na ve Kapalıçarşı’ya gidecek.

-Babanızın Hikâyesini kaleme alırken en çok hangi bölümde zorlandınız, eliniz kaleme gitmedi?

En çok zorlandığım bölüm; babam Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde genel cerrahi ve kalp ve damar cerrahisi alanlarında öğretim üyesiyken kendisine yapılan bir komplo sonucu üniversitedeki görevinden alınmasıdır. Hukukun olmadığı sıkıyönetim ortamında üniversitedeki meslektaşları tarafından yapılan bu komployu  bunu yapan kişilerin şahsına ve ailelerine zarar vermeden anlatmaya çalışmak oldukça zordu.

-Babanızın hikâyesini anlatttığınız bu kitapla onu ölümsüzleştirdiğinizi düşünüyor musunuz? Bir kitap onu ölümsüz kılmak için yeterli midir?

Her biyografik roman aslında tarihe düşülen bir kayıttır. Bu romanla sadece babamı ölümsüzleştirmekle kalmadım, 1925 yılından bugüne kadar olan zamanda da okuyucuyu bir yolculuğa çıkardım. Babamın ismini yaşatmak için Tıp Fakültesi öğrencilerine de onun adını taşıyan bir bursu kitabın geliriyle vereceğim. 

-Biyografik anlatımın yanında İstanbul ve İzmir panoraması çiziyorsunuz romanda. Şehrin, çoğu kimse tarafından bilinmeyen yönlerine parmak basıyorsunuz. Bir yazar okuru düşünerek de romana şekil verir mi?

Biyografik roman yazmak oldukça zor. Hem tarihi olayları akışına göre eksiksiz vereceksiniz, hem de bu mikrotarih metninden okuyucunuzun sıkılmamasını, bir roman tadı almasını sağlayacaksınız. İşte bu noktada İstanbul’da başta tarihi yarımada olmak üzere babamın yaşarken ziyaret ettiği diğer yerler örneğin Vefa Bozacısı, Bozdoğan Kemeri, Fatih’teki Dikilitaş beni kurtardı. Çünkü her zaman önünden geçip fark etmediğimiz İstanbul’a da okuyucunun dikkatini çekmek istedim. Burs kazanarak gittiği Paris ve İstanbul’dan sonra  İzmir’de olan yaşantısını da anlatırken ilklere imza attığı bir devri İzmir’in sosyal yaşantısı içinde aktarmaya çalıştım.

Bu biyografik romanın oluşumu ne kadar sürede tamamlandı? Babanızın hikâyesini babanızdan dinlerken neler hissettiniz?

Bu roman sekiz yılda tamamlandı. Babamın hayatını ondan dinlerken oldukça duygusal anlarımız oldu. Onun hayatını yazarken ben de bir hekim olarak mesleğine olan tutkusuna ve idealistliğine hayran oldum. Bu eser aynı zamanda  babama olan sevgimin bir ifadesi.

Biypgrafik roman anlatım gücünüzün  kaynakları neler? Kimleri takip ediyor, okuyorsunuz?

Anlatım gücümün kaynağı dilimin sadeliğinden geliyor. Okuyucumu yormadan söyleyeceklerimi aktarmak istedim. Babam bir cerrah olduğu için olayları çok sade bir dille bana aktardı. Olayları bulunduğu zaman ve mekana göre ifade etmek de bana kaldı. Bu romanı yazarken tarihi yarımadayı gezdim. İstanbul’u anlatan kitaplar, biyografik romanlar okudum. Sanırım bu roman tüm bu düşünsel birikimlerin bir sonucu.

Aklınızda hangi planlar var? Yeni bir roman yazma arayışı içinde misiniz?

Her gün karşılaştığımız, yüzlerine bile bakmadan yanından geçtiğimiz kişilerin İstanbul’daki yaşantılarını anlatan bir roman üzerinde çalışıyorum.

-Son Gemi okurları adına biyografik romanınız ve söyleşi için teşekkür ederiz.

Mahmut Yıldırım
Mahmut Yıldırım Diğer Yazıları
11 Mart 1996 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisiyim. Edebiyatın esrarengiz tadını aldıkça içinde kayboldum. Beni kendinde çifte kavurdu adeta. Bu sene bu tadın cümbüşünde kendimi aramak, bulmak, içimde biriken ne varsa duruşum ve kalemimle boşlukları doldurmak için bu yola gönül verdim. Günler geçiyor birer birer. Bense bu geçen zamanda elimden kalemimi, gönlümden edebiyat ve yazma sevgimi düşürmeyeceğim.
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

YAZARLAR
Hüseyin Opruklu
Bilgi yok.