garip
garip
garip

Sanrı/ Berk Ful

01 Eylül 2019 0
reklam

Yürüyorum, kim olduğumu bilmeden. Hangi sıfatlara sahip olduğumu bilmiyorum, sadece yürüyorum. İnsanlar hakkımda ne düşünüyor, aralarında hakkımda ne fısıldaşıyor, kim bana öteki diyor, kim bana beriki diyor bilmeden, yabancı, sarhoş ellere dokunmak istiyorum. Tek gecelik bir aşktan sonra kaldığım bir otelden ayrılır gibi yine yollara düşmek istiyorum. Tek kullanımlık sıfatlar, nedenleri bilinmeden yapışıyor yeni bir ten gibi omurgaya.

Kimliğim yok benim, adım yok, soyadım yok, benim bir benliğim yok. Annem, babam, bir kardeşim, bir evim, bir ailem… Yok! Sokağın kızıyım ben, sokakların terbiye ettiği o pis yaratık, benim ta kendim. Üzerimdeki kıyafetleri de, ellerimdeki eldivenleri de bir çöpten buldum. Zengin insanların çöpleri de zengin olur, dedim giydim. Edep, adap bilmem ben. Çünkü ben yokluktan geldim, çünkü ben zaten hiç var olmadım. İnsanların gözünde yokum, yeryüzünde yokum, bir okulun bahçesine gitsem, bir camiye, bir markete gitsem oralarda da yokum. Yok olmaya tokum.

Evsiz, kimsesiz, sokak çocuğu, potansiyal hırsız, edepsiz, iğrenç… İnsanların bana taktıkları tüm bu sıfatlar artık canımı yakmıyor, beni yaralamıyor. Alıştım artık, uyuştum. Karnımı doyurabilmek için birilerinden para çalmak ruhumu kaç yerinden kırıyor biliyor musunuz? Hissedebiliyor musunuz vicdanımın göz yaşlarını. Hissedemez kimse, bilemez, anlayamaz. Artık trafik ışıklarına da dikkat etmiyorum. Karşıdan karşıya geçiyorum şu an, bin küfür işitiyorum, korna sesleri caddeyi kaplıyor duymuyorum. Onlara bakmıyorum. Sadece yürüyorum, nereye bilmiyorum. İnsan görmek istemezse görmez bir şeyleri. Onlar beni görmüyor, ben de onları.

İnsan mıyım ben? Belki öyleyim, belki değilim. Yaratıcı kim? Her şeyi gören, bilen… Bu kadar gözün görmediği bu bedeni görüyor mudur? Evsizler ve kirli bedenler görünmezler. Çok açım. Hem bedenen hem ruhen. Artık para çalamıyorum, içim almıyor. İnsanlardan rica ettiğimde de onların gözleri beni içlerine alamıyor. Kafalarını eğip yürüyüp gidiyorlar. Karnım gurulduyor, ağrıyor. Artık başım dönüyor. Durdurun dünyayı, dönmesin, beni de döndürmesin.

Kafamı nereye çarptım, bilmiyorum. Sadece insan ayakları görüyorum. Bir de caddenin ışıkları… Sağımdan, solumdan, önümden geçiyorlar. Nereye gidiyorlar, bilmiyorum. Onlarda bilmiyorlar. Arayabileceğim kimse yok, bana yardım eden de yok. Kalkamıyorum, gücüm betonun zeminine yayılıyor. İnsanların ayak seslerine karışıyor. Kim doğurdu beni, doğurulmadım ben; bu dünyaya fırlatıldım.

Ölümden sonra hayat var biliyorum, kaç kere öldüm de döndüm. Kimsesiz bir sokak kızını yine görmüyor kimse. Karnımdaki gurultuyu, asfaltta yankılanan topuklu sesleri bastırıyor. Biri üzerimden atlıyor, yüzüme bile bakmadan yürümeye devam ediyor. Nereye? Bilmiyor bence, bende bilmiyorum nereye gidiyorum. Caddenin ışıklarına yürüyorum, üzerimde beyaz bir elbise…

BENZER KONULAR
YORUM YAZ

YAZARLAR