Sağa Dayalı İrasyonel Öykü / Mustafa Kömür

Saat tam bir.

Nasıl hayır diyebilirdim? Onca şaklabanlık yapmıştım da bir tebessüm bile etmemişti Şeyda. Artık beni görüyordu demek. Bu güzel daveti sorgulamak aptallık olurdu.

 

Saat tam bir buçuk.

Koştura koştura Sevgi Kafe’nin yolunu tutuyorum.

Sana haksızlık ettim. Beni affet!”

“Unutalım bunları, benimlesin ya.”

 Ayaklarını yerden kesiyorum.

Dönme dolap gibi dönüyoruz.

Dünya da dönüyor.

Saat tam bir buçuğu üç geçe.

“Ne dönüp duruyorsun dolap beygiri gibi, seni bekliyor Şeyda.” diyen Ayfer’i karşımda görünce, “Sen de nerden çıktın?” diyorum.

“Saçmalama da bir an önce gir içeri.”

“Gülüyorsun.”

“Şapşallığın hoşuma gitti de, hadi artık.” Kafeyi gösteriyor.

 

“Onu çok sevdiğimi biliyor değil mi?”

“Bilmez olur mu, şapşal!”

“Dünya da biliyor mu?”

Dünya da biliyor.

Önce hoş bir koku sonra sırıtan bir garson karşılıyor.

“Şöyle buyurun, Şeyda hanımefendi sizi bekliyor” O da gülüyor.

 “Şeyda boynuma sarılıp, seni seviyorum deyince ben senden daha çok güleceğim”.

“Son gülen iyi güler.” 

“Biz birlikte güleceğiz onunla.”

“Hoş güldünüz.”

Dünya da gülecek.

 

Saat tam bir buçuğu beş geçe.

Şeyda’ya “merhaba” diyerek elimi uzatıyorum. Elim havada kalıyor.

“Otur şuraya!” Sanki bakkal çırağını azarlıyor.

“Bunu sen istedin.”

Kollarıma iki ızbandut giriveriyor. Eksenim etrafında yarım tur döndürüyorlar beni, bir irikıyım ile göz göze geliyorum.

“Ne oluyor?” diyemeden ayaklarım yerden kesiliyor. Balta yemiş ağaç gibi devriliyorum.

Suratımdaki tokadın acısı bir anda kalbimdeki sancının yerini alıyor. Dişlerimi ve yumruklarımı sıkmaktan başka bir şey yapamıyorum.

“Sevgilime askıntı olursun ha!”

Suratım da kalbim de aklımdan çıkıyor. Acılarımın yerini utanç ile kızgınlık arası bir şey alıyor. Kime kızıyorum, bilmiyorum. Dünya da bilmiyor.

Beynimdeki çınlama, gözlerimdeki buğunun arkasından görünen siluetler, kahkahalar dolduruyor kafeyi. Gözlerim tavandaki avizeyi seçiyor bir ara. O sırada etrafı bir koku sarıyor. Sonra birileri bardakları şıngırdatıyor.

Yerimden doğrulmamla çevremdeki bakışların hedefinde buluyorum kendimi. Kime, ne diyeceğimi düşünürken bir yandan da kendimi ikinci bir tokattan savunmak için sakınıyorum.

 

“Bu muydu senin planın?”

“Ne sandın ya, seni sevdiğimi mi ?”

“Ama buluşmayı sen istedin, madem beni istemiyordun…”

“Yıkıl karşımdan!”

“Ama Şeyda…”

Dünya da yıkılıyor.

Herkes gülüyor, en çok da Ayfer.

“Canım benim, çok acımadı ya?” diyor Şeyda. Avuçları kor gibi yanıyor yanaklarımda.

“Gerçek sandım, Şeyda. Ödüm koptu valla.”

“Tanıştırayım. Arif… Ayfer’in nişanlısı.”

“Kusura bakma birader.”

“Elin de ağırmış.” Aynı ağırlıkla karşılık vermekten neden vazgeçtim bilemiyorum. Sağ yanağım hâlâ yanıyor. Hiçbir şey anlamıyorum.

 

Dünyanın işi gücü yok, bizi anlamaya çalışıyor.

1 Yorum Sağa Dayalı İrasyonel Öykü / Mustafa Kömür

  1. Mustafa Bey merhabalar. Öykünüzün tadını almış bulundum. Açıkçası iki kere okudum, okuttu kendini güzelim öykü. Tabi bir tokatta ben yedim. Ayrıca Dünya’da nasiplendi gibi. Hoş bir öyküydü. Kaleminize, emeğinize sağlık.

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.