Rugan Senfoni / A.Dilek ŞİMŞEK

fotoğraf: nils jorgensen

Arada bir şiddetlenen rüzgârın uğultusuna eklenen sokak köpeklerinin ulumaları yüzünden bütün gece uyuyamamıştı. Saatlerce yatağında dönüp durduktan sonra kalkmış, kaçan uykusunu, neredeyse yirmi yıldır sonunu getiremediği Bin Bir Gece Masallarından birinde yakalamaya karar vermişti. Penceresini açtığında gün ağarıyordu. Bütün gece yağan yağmur çoktan dinmişti. Gün ışığı ve biriken yağmur suları, sokağı ortası asfalt, çerçevesi Arnavut kaldırımı olan gümüş tepsiye benzetmişti. Pencereyi aralık bıraktı. Odasına nemli sabah soğuğu ve toprak kokusu doldu birden. Ürperdi.

Mutfağa geçti. Kahve içecekti. Suyu ısıtırken sokaktan bir ses geldi. Biri kahkaha atmıştı sanki. Kahvesini alıp pencerenin önüne geldi yeniden. Dışarı baktı ama dikkatini çeken bir şey görünmüyordu. Uykusuzluktan dolayı, olmayan bir sesi duymuş olabileceğini düşündü. Gece okuduğu masallardan etkilenmiş de olabilirdi. Belki talihsiz bir çöl yolcusunun başına gelen bir beladan son anda zekâsı sayesinde kurtulmasıyla attığı kahkaha yankılanmıştı beyninde. Yatağının kenarındaki koltuğa oturdu ve bir türlü sonunu getiremediği kitabını okumaya başladı. Arada bir mis gibi kokan kahvesini yudumluyordu.

Gün aydınlanmaya başlamıştı ki yeniden bir kahkaha duydu. Hemen pencereye yöneldi. Sokağa hafif bir sis çökmüştü. Köşeden bir adamın süzüldüğünü fark etti. Dikkatlice bakınca, kırmızı pabuçları olan bir soytarı gördü. İyice görebilmek için kafasını dışarı çıkardı ama geç kalmıştı. Soytarı kaybolmuştu.

Uykusuz gecenin devamında hayal görmeye devam ettiğini düşündü. Derin bir nefesin ardından kendine gelmek için esneme hareketleri yapmaya başladı ama aklı o kırmızı pabuçlu soytarıda kalmıştı. Dayanamadı. Üzerine montunu geçirip sokağa çıktı.

Evlerde hareketlenmeler başlamıştı. Saat 6.30 civarı olmalıydı. Sağına soluna baktı ama kimseyi göremedi. Anormal bir ses de duyulmuyordu. Burnuna taze ekmek kokusu geldi. Hoşuna gitti. Biraz bekledi. Sokakta kimse yoktu. Yolun karşısına geçti. Sokağın başına doğru yürümeye başladı. Vızıldayarak yanından geçen bir otomobilin gürültülü motor sesinden sonra bir korna sesi duydu, kendini kaldırıma zor attı. Sokak lambasının direğine tutunduğunda soluk soluğaydı. Direğin dibindeki bir kutuyu fark etti.  Kutunun içinde gıcır gıcır bir çift siyah rugan ayakkabı gördüğünde sokak tamamen sise telim olmuştu.  

 

5 Yorum Rugan Senfoni / A.Dilek ŞİMŞEK

  1. Gün ışığı ve biriken yağmur suları, sokağı ortası asfalt, çerçevesi Arnavut kaldırımı olan gümüş tepsiye benzetmişti. 👏👏

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.