Renkli mi dünya? / Arzu Durukan

“Anne çizdiğim resme bakar mısın?”

“Ne kadar güzel olmuş, renklerin ne kadar neşeli”

Neden neşeli diyor ki annem? Gökyüzünün mavi olduğunu sadece ben mi görebiliyorum acaba? Denizler bazen yeşil, bazen lacivert, ağaçlar yemyeşil. Gerçek bir dünya çizdim aslında. Yani renklerim neşeli değil, dünya neşeli. Büyüdükçe renkler soluyor sanırım.

Halamla gökkuşağının altından geçmeye çalıştığımızda bunu başarırsak bütün dileklerimizin gerçekleşeceğini öğrenmiştim. Biz coşkuyla her yağmur yağdığında ve ardından güneş açtığında bu denemelerimizi yapıyoruz ama karşımıza hep binalar çıkıyor, yolu tamamlayamadığımız için altından geçemiyoruz gökkuşağının. Büyükler bizim coşkumuza ve inancımıza katılmıyorlar. Hep vazgeçirmeye çalışıyorlar ama ben kararlıyım bir gün o binaları aşarak bunu başaracağım.

“İnanırsan olur!” demişti dedem. İnanırsam başarılı olurum, mutlu olurum.

Savaşan insanlar da  kazanacaklarına inanıyorlar. Onların inanmalarıyla benim inanmam aynı değil. Onlar ülkelerindeki çocukları düşünmeden başlıyorlar savaşmaya. O çocukların hayallerini düşünmeden, onlara ne istediklerini sormadan yola çıkıyorlar.

Son zamanlarda neşeli renkleri olan denizlerden çocuk ölüleri çıkıyor. Korkuyorum, üzülüyorum, ağlıyorum. “Savaştan kaçarken öldüler, sen korkma!” diyorlar. Onlar ölmeden önce aynı mavi gökyüzünün altında yaşıyordum o çocuklarla. Bulutlara bakarken kurduğum hayallerin içinden ölü çocukların fotoğrafları görünüyor gözüme.

Hayal kuramaz oldum.

Bulutlara bakamaz oldum.

Denizlere giremez oldum.

Renkler soluyor, büyüyorum galiba…

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.