Papatya Kokulu Yıllar / Arzu Durukan

Yeterince anlatamıyoruz hissettiklerimizi. Ne olur ki söyleyiversek sevgimizi, özlemimizi, kızgınlığımızı, kırgınlığımızı. Bıraksak bir adım sonrasını ve planları bir tarafa, özel ilişkilerimizde stratejik davranmasak ne güzel olur. Neyse ki çiçekler var da söyleyemediklerimiz yerine mesajlar verebiliyoruz onları kullanarak. Hissiyatımızı aktarabilmek için onlara ihtiyacımız var sanki. Zavallı çiçeklerinse bundan haberi yok. Gönlüm sende demek için ona ihtiyaç olduğunu bilir mi acaba pembe gül. Ya sarı glayör kıskançlık için gittiğini bilir mi bir genç kadına? Hele gariban küpelinin sevimlilik sembolü olduğunda haberi olduğunu hiç sanmıyorum.

İyi ki aşk var. Aşk olmasaydı hiç gelmeyecekti papatyalar. Masum ve içten duyguların simgesi olan ucuz papatyalar. Beyaz yaprakların ortasında sarı tozları bulunan, kusuru ya da güzelliği apaçık ortada olan papatyalar. En küçük bir lekesi ya da kopan bir tek yaprağı olursa hemen fark edilecek olan hatta böyle olduğunda seviyor-sevmiyor falı bakmak için insanı tahrik eden papatyalar. Oysa canını acıtmaya gerek var mı zavallı çiçeğin? Seven sevdiğini belli eder nasıl olsa.

Aşkını anlatmaya doyamadığı için getirdi minik papatyaları. O kadar anlatamıyordu ki sevgisinin büyüklüğünü ne kadar çok papatya getirirse o kadar inandırabilir diye düşündü galiba. Kucaklara sığmayacak kadar çok olurlarsa sevgisinin de yüreğine sığmayıp taştığına ikna edebilirdi, etti de. Vakitli vakitsiz, özel günde, sıradan günde, işte, güçte hep vardı papatyalar hayatlarında. Büyük aşkın büyüyerek, katlanarak geçtiği yıllara papatya buketleri eşlik etti. Evleri hep papatya koktu. Hatta kıyamadılar atmaya, dev kavanozlarda sakladılar kurumuş papatyalarını, anılarını biriktirir gibi.

Yıllar sonra bir gün niyeyse beyaz güller geldi kucak dolusu, minik papatyaların yerine. Gizemli ve pahalı beyaz güller.

Tamam canım, hayat da böyle değil mi? Hep uçlarda yaşamıyor muyuz? Çok iyi hissederken ve bozulmaz bu büyü zannederken bir anda sürünmüyor muyuz üzüntüden, kederden? Ya da bittim ben artık toparlayamam derken kendi mucizemizi kucaklamıyor muyuz şaşkınlıkla. Pahalı ve asil beyaz güller pekala ucuz ve masum papatyaların yerini alabilirdi. Aslında yer değiştiren de çiçekler değildi, çiçeklerin simgelediği hayatlar, insanlar yer değiştirmişti.

Masum ve içten duyguların yaşandığı hayat bitiyor, yerine gizemli bir hayat başlıyordu. İstenildiği halde her an ulaşılamayan, gizli yaşanan, büyülü, yasak olan bir hayat. Cazibeli bu yeni hayata doğru giderken geride bırakılan papatya kokulu yıllara karşı duyulan vicdan azabını dindirmek için o yılların gönlünü almak gerekirdi. Bunu yapmak için de en iyi seçim beyaz güller olurdu. Beyaz olduğu için masum görünen ama kat, kat yapraklarının arasında ne olduğunu göremediğimiz, iyi ya da nahoş sürprizlerle dolu olabilecek zarif çiçekler. Şimdi karar verme zamanı, hangisi daha değerli, kucak dolusu gelen papatyaların taşıdığı gerçek aşk mı, vicdan azabını dindirmek amacıyla gönderilen kucak dolusu beyaz güller mi?

10 Yorum Papatya Kokulu Yıllar / Arzu Durukan

  1. Harika bir kadınsın sen , hassas zarif dili güzel duygusu güzel … Yolun hep açık olsun Arzucum , yolun papatya tarlalarıyla dolu dlu yürü

  2. Sevgili Arzu duyguların aklından kalemine taşmış anlaşılan. Fikrim papatyalar hep tercihim olacaktır.Yazmaya devam kardeşim.İçtenlikle kutluyorum.

  3. Gönlüne ,diline sağlık …çok sıcak ama bir o kadar da düşündürücü bir yazı….Papatyalar en iyisi bence de..

  4. Yumuşacık,papatyalar gibi,bir o kadarda sert…gülün dikeni gibi…her yazında seni daha iyi tanıyorum sanki…gönlüne,kalemine sağlık.

  5. Sizi ilk gördüğümde ; ne kadar zarif ve asil biri olduğunuzu söylemiştim arkadaşlarıma. Bu zerafet ve asillik kaleminizede yansımış , çok güzel bir yazı emeğinize sağlık… Kaleminiz hep güçlü olsun, sevgiler…

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.