Ömür Dediğin / Rabia Burhan

 

Küçücük bir bahçenin içinde, yarısı teneke kaplı, giriş kapısı pas tutmuş bir evde oturuyordu Meryem Teyze. Ara sıra gidip iğneleri, ilaçlarıyla ilgilenirdik. Hayat arkadaşı Rıza Amca’yı kaybedeli bir sene olmuş, onun gidişiyle başlayan yalnızlığı her şeyden elini eteğini çektirmişti. Aslına bakılırsa üç tane oğlu vardı. Hepsini bir işçi parası ile okutmuş, meslek sahibi olmalarını sağlamış, evlendirmişlerdi karı koca. Tüm ebeveynlerin yaptığı gibi tüm emekleri evlatları içindi. Fakat Rıza Amca’nın hastalanmasıyla, ilk olarak bahçedeki tulumba kurumuş, sulanamayan çiçekler kaybolup gitmişti.

Oğulları çok yoğun işleri ve aradaki mesafelerden dolayı sık gelemez olmuşlardı. Rıza Amca’nın cenazesine bile apar topar yetişebilmişlerdi. Meryem Teyze’nin ne zaman elini tutsam kanaatkâr bir gülümseme ile “Yerlerin de sağ olsunlar,” derdi. Sonra tek başına, tek nefes kalakaldı. Gelinleri pek sıcak bakmamışlardı Meryem Teyze’yi yanlarına alma düşüncesine. Eh, canları sağ olsundu. Amcadan kalan emekli parası onun terini silmeye yetecekti. Geçti tek başına koca bir sene.

Şimdi bir cenaze evinin önündeyim. İçeride soğuk bir sessizlik. Temiz tutmaya çalıştığı halılara herkes ayakkabılarıyla basıyor. Ben çıkartarak giriyorum, onlara belki örnek olurum edasıyla. Rutubet kokusu sarmış nemli bir hava çarpıyor yüzüme. Odadan gelen ses dağıtıyor dikkatimi. Miras konuşuluyor. Cenaze masraflarının nasıl bölüşüleceği, köydeki arsa için nereye gidilmesi gerektiği. Gözüme aynanın kenarlarına sıkıştırılmış fotoğraflar çarpıyor bir an. Üç oğlunun siyah önlüklü, kepli fotoğrafları…

Meryem Teyze’nin odasına giriyorum, üzerinde beyaz çarşaf. Okşanmayan beyaz saçları ve öpülmeyen kırışmış elleri, içine gömülmüş dudakları…
Bitmeyen işler, uzak mesafeler. Bir de bunların üzerine cenaze masrafları, tapu işleri… Yaşarken bilinmez kıymetin ölünce de bilinemeyecek olması çelikleşmiş bir gelecek mi getiriyordu bizlere?

 

Fotoğraf: http://bit.ly/2IDYRxo

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.