Noel Baba ve Garmon / Semra Oğuz

 

Bir-  İki-  Üç

Annem şişlerin tınılarıyla ilmek ilmek işliyordu yalnızlığını. Televizyonu bu durgunluğu unutmak istercesine açmıştı. Elbiselerimi ütülemiş, ojelerimi ton ton ayırmış, iç çamaşırlarımı bir kutu kibrit kadar sıkıştırıp katlamıştı.

Beyaz çarşaflarımı sermişti annem. Bölük pörçük kırmızıydı çarşaf.

Garmon çalan bir kadın biblosu düştü.

Dizlerimi karnıma çektim. Ellerimi bağladım.

Dört – Beş – Altı

Babam geldi işten. Elleri emekçi, gözleri maden ocağı. Bir kilo mandalina. Elleri boş gelmedi hiç. Parasız kaldığı zamanlarda yumruğunu sıkar, öyle girerdi eve. Benzi soluk, uykulu gözler. Beyaz gömleğinin her bir parçası kire bulanmıştı. Parça parça kırmızıydı gömleği. Cebindeki faturalar küf kokuyordu.

Dizlerim karnımda. Çözüldü ellerim. Doğruldum, ona doğru yürüdüm. Koşmak istiyordum. Yokluğu belirdi. Mutlu Noel Baba biblosu. Annem eskiciye verdi.

Yedi – Sekiz-  Dokuz

Bayram bitti. Belki öğlen, akşam, kuşluk vakti.

Memleketten dönüş yolu.

Döndüm.

Ben döndüm.

Bir – İki – Üç

Annem ve babam. Karların içinde güzeldik. Karların tadını çıkardık. Kardan adam yaptık.

Dört- Beş- Altı

Zaman akıyordu, bir ana sıkışıp, kalmıştım. Ailem sıcacıktı. Zaman akıyordu, yollar, yolculuklar, bakışları sıcacıktı.

Yedi -Sekiz -Dokuz

Karlar güzeldi. Karlar beyazdı. Yıkık dökük kırmızıydı karlar.

On

Baba, sobe.

 

 

Fotoğraf: https://www.kisa.link/Lg6X

2 Yorum Noel Baba ve Garmon / Semra Oğuz

  1. Hislerin böyle betimlenmesi ne hoş bir yetenektir. Duyguyu yalnızca anlatmamış, hissettirmişsiniz..

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.