garip
garip
garip

Neredesin Melek / Lale Emiroğlu

reklam
01 Ekim 2019 0

Her sabah yaptığı gibi sabah ezanını duyduğu anda kalkıverdi yataktan. Onun çalar saatiydi sabah ezanı. Annesi ezandan sonra yatanın üstüne şeytanlar işer, der kaldırırdı. Seher de böyle alışmıştı annesinden. Önce camları açtı, evi havalandırmak lazım. Mutfağa baktı. Bulaşıklar yığılmış dağ gibi. Allah çezanı versin Melek, bu mutfağın hali ne? Kız insan burayı böyle bırakır mı hiç, diye söylenerek hırsla başladı bulaşıkları yıkamaya.

 Yok ben de kabahat yüz vermeyecektim bu kadar. Anam bana etti, ben buna etmeyeyim, dedim ama bunda anlayacak kafa yok. Ben de iyi olayım, has olayım demiyor. İnsan düşünür anam bütün gün el âlemin pisliğini temizliyor, ben de eve bakayım, diye. Aklı fikri oğlanlarla fingirdemekte. Kız bir işe gir bari, diyorum o da yok. Melek çalışırsa kim süslenip püslenip mahallede salınacak? Bu babasına çekmiş. Aynı babası. O da giyinir, saçlarını şöyle yandan tarar, ayakkabılar pırıl pırıl çıkardı mahalleye. Bütün kadınlar döner döner bakardı adamcığıma. Aman ne adamcığı be, yemediği halt kalmadı. Neyse şimdi ölmüş adamın arkasından… Anam, ben diyorum aynı babası… Oğlancığım, bak o başka. Annesinin kuzusu, o çalışır didinir de… Onun da karısı yok mu? Göremiyorum bile oğlanın yüzünü.

Hırslandıkça dolap kapaklarını çarpmaya; tencereleri, tavaları fırlatmaya başladı. Melek mutfaktan gelen seslerle uyandı.

-Anne ya, az sessiz ol. Kalkmışsın yine sabahın köründe. Bi uyutmuyon insanı. Vallahi mahsus yapıyon. Tencereler, tavalar tangır tangır…

-Kalk kız, güzellik uykun mu bozuldu? Hadi, yapışma yatağa. Saat kaç haberin var mı? Daha evi temizleyeceğiz. Ben evdeyken bitsin işler. Allah’ın cezası…

-Ne temizliği ya! Neresi pis bu evin? Benden hayır yok, bak söylüyom. Hem ben bugün kızlarla buluşucam.

-Kız gelirsem oraya… Ne buluşmasıymış bu. Yoldurtma şimdi saçını başını bana!

Seher, Melek’in odasına hırsla daldı. Yorganı üzerinden çekti. Anasının yapabileceklerini çok iyi bilen Melek yataktan kalktı. Mutfağın yolunu tuttu.

Bu kadın benden ne istiyor ya? Okula gidiyodum ne güzel. Yok hocalar bu okumaz demiş yok aklım oğlanlardaymış. Ne biliyon, belki okurdum. Hem oğlanlarla gezerdim hem okurdum. Hem okula gideydim daha rahat olurdum. O zaman bu kadar laf etmezdi bana. Döverken de Allah yarattı demiyor , imansız kadın. Tutturmuş çalış diye. Yok o bir halta yaramayan yengem bile çalışıyormuş. Abimi alacağına alaydı zengin kocayı…Benim Mehmet’im çalıştırmayacak beni. İzin vermem diyor. Evlencez biz. Geçen de az sabret, işlerimi yoluna koyayım dediydi. Kız, sen benimsin diyor çapkın çapkın. Gitcem ben bugün, sen istediğin kadar izin verme. Bugün öğleden sonra lokantaya bulaşığa gittiğinde…Sen git çalış. Ben hanım olucam, hanım. Herkes Melek Hanımı eliyle gösterecek. Mehmet bana araba da alacak. O da geçen de canımı sıktıydı bak. Eteğimin boyu kısaymış. Amaannn gülüşü yeter. Arabanın direksiyonuna da ne yakışıyor ama… Değiştirecek BMW alacakmış. Geçen komşular sarı saçlı bir kız vardı yanında dediydiler. İnanmadım tabii. Kıskanıyorlar ya  beni… İftira canım bunlar.

-Kız o çay kaynamış, demlesene. Aklın nerelerde kim bilir? Kafan ancak olmadık şeylere çalışır.

Hacı Ekrem’in torununa kız arıyorlarmış… Bu kız olmayacak başka türlü. Bu abisini de katil eder. Bilmiyorum sanıyor o uğursuzla gezdiğini. Kız ben kaçın kurasıyım. Senin baban da beni aptal bellemişti ya… Gezdiği oğlan için de hiç iyi şeyler demiyorlar. Arabaları çalıp parçalıyormuş. Bu salağa kaç defa dedim. Anlamaz…Ekrem, alır mı acaba bunu torununa? Çıtlatsam mı ki…Bu istemez ama… Ben yaparım bu işi. Rahat da eder o evde. Oğlanın da boyu filan kısa ama efendi… Olur, olur. Çoluk çocuk derken akıllanır. Dua eder sonra bana.

-Kız Melek, sen şu Hacı Ekrem’in torununu biliyor musun?

-Biliyom, ne olacak? 

 Ne geçiyo bu anamın aklından?

-He işte, kız arıyorlarmış ona…Ben diyorum ki…

-Deme anne, hiç deme. Ölürüm daha iyi. Asıveririm şu bahçedeki ağaca kendimi.

-Kız ondan iyisini mi bulacaksın? Ben verdim kararımı.

Bu anam delirdi galiba. Ben onunla… Hahahaha…Sakalı bile yok onun? Köse diyorlar. Şey mi acaba? Değilse de varmam ben ona. Ona mı kaldı canım Melek? Ayy, paçozun teki be o. On sekizime kaldı üç ay. Kaçıveririm Mehmet’e. Bırakmaz Mehmet’im beni. Bu kadın aklına koydu bir kere… Ölse vazgeçmez. Ben de Meleksem…

Annesiyle kahvaltısını yaptı. Evi de bir güzel temizledi. Annesi bir an önce evden çıksın gitsin de… Seher de evden çıkarken Hacı Ekrem’in kızına uğramaya kararlıydı. Anasının yeni eşarbını takmasından, kişilik mantosunu giymesinden Melek de anladı . Yoksa işe giderken bu kadar özen niye?

Anası kapıdan Melek bacadan fırladı dışarı. Doğru sanayiye Mehmet’in yanına gitti.  Anam beni evlendirecek demedi. Mehmet onu bırakmazdı o kıtıpiyosa ya… Olsun, Mehmet’i yavaş yavaş yoluna koymaya karar verdi. Plan böyle işlemeliydi. Akıllıca…Hem bu şekilde anası da Mehmet’ten başkasına veremezdi onu. Zaten Mehmet uzun süredir Melek’e bu konuda baskı yapmıyor muydu? Evlenmeden olmaz diyordu her seferinde. İşte al sana tam zamanı. 

-Mehmet, acık gezdirsene beni. Çok sıkıldım aşkım. Hani şu yakında bir yer var, diyordun ya. Piknik falan yaparız.

-Sahi mi diyon kız? Gidelim mi?

-Sahi diyom, hadiii!

Mehmet, tamirhaneden eli yüzü düzgün bir arabayı aldı. Demek sonunda Kezban da yola geldi. Attı Kezban’ı arabaya. Bilmem kaçıncı kızdı bu arkadaşının boş evine götürdüğü. Anası sıkılamasaydı Melek’i de çoktan… Böylesi daha zevkli olur. Kaçanı kovalardı Mehmet. Melek’in kaçacağı yoktu da… Anası, abisi… Başa bela almamak lazımdı.

Melek, Mehmet’in kollarından sıyrıldı. Biraz doğruldu yatakta. Bu işin bu kadar kısa süreceğini, Mehmet’inin hayvana dönüşeceğini, canının yanacağını hiç düşünmemişti. Zararı yok. Bak işte Mehmet mutlu. Ohhh, sigarayı da yaktı. Keyfi yerinde. 

-Mehmet, beni seviyon mu?

-Şüphen mi var, güzelim?

-Yooo da ne zaman evlenecen benimle? İste beni artık. 

-Zamanı değil daha. Acelen niye kız? 

-Annem… koydu kafasına, evlendirecek beni. Hacı Ekrem’in torunuyla…

-Bak kızım, daha zamanı değil. Yattık diye bir kere…

Kalktı yataktan Melek. Nedense utandı bir an çıplaklığından, giyindi hemencecik üstünü. Annesi haklı mıydı ne? Yoksa bu Mehmet uğursuzun teki mi gerçekten? Ne demek ya yattık diye bir kere? Boşuna mı yani… Annem evlendirirse beni Ekrem’in torunuyla… Herif anlayacak… Atarlar mı beni sokağa? Kızınız… Abim ne yapar? Bu it Mehmet … Niye ya? Hani benim ayaklarımın altına dünyayı serecekti bu Mehmet? Abim yaşatmaz beni. Dönüşüm yok o eve. Her şey ortaya çıkınca… Bana dünyayı dar ederler. Mehmet ya … Niye ya…  Dönemem artık o eve.

Dönmedi bir daha o eve Melek. Annesinin deyimiyle kendi gibi fingirdek arkadaşının yanına gitti. Fingirdek arkadaşı boş ver kız, Mehmet olmaz Ahmet olur deyince içi rahatladı Melek’in. Fingirdek arkadaşı zengin erkek dolu memleket dedi, daha da rahatladı Melek. Artık annesini de abisini de boş verdi mecburen. Yüreğinde sızlayan yaralara çabucak bir pansuman yaptı geciktirmeden.

Seher akşam eve gitti yorgun argın. Kapıyı çaldı açan yok. Nerede bu Allah’ın cezası kız, diye söylene söylene anahtarıyla açtı kapıyı. Bundan sonra hep yalnız yaşayacağı bomboş eve girdi. Neyse gelir şimdi. Çok üstüne gitmeyeyim bari eve gelince. Ekrem’in kızını da razı ettim ya. Zaten kim alacak onun oğlunu da. Melek’im de deli dolu falan ama kalbi temizdir şimdi. Geçinir giderler işte. Haftaya sözü yaparız, dediler. Ay, vallahi kolaycacık halloldu bu iş. Hava da karardı iyice. Hâlâ neden gelmedi bu kız, dedi ışığı yakıp perdeleri çekerken.   

BENZER KONULAR
YORUM YAZ

YAZARLAR
Hüseyin Opruklu
Bilgi yok.