Neden? / Mustafa Sert (16 Yaş)

 

Şımarıktı, dert üstüne dert ekliyordu ailenin soy kütüğüne. Nereden bir taş kaldırsan altından o çıkıyordu. Acımasızdı.

Kedilerin kuyruğuna taş bağlayıp sokağa salıyor, komşuların zilini çalıp kaçıyor, camlara taş atıyor, sonra da arkadaşlarının üzerine yıkıyordu suçu. Ele avuca sığmaz, söz dinlemez bir çocuktu Ali.

Onu şımarık yapan varlıklı bir aileden gelmesi ve her istediğinin yapılması mıydı, yoksa kendisiyle ilgilenilmediği için sevgisiz kalması mı?

“Hepsi,” dedi rehber öğretmen Ferda Hanım, sınıf öğretmeni Hasan Bey’e. “İşimiz zor, ilgilenmeliyiz, yoksa başına olmadık işler açacak,” diye de ekledi.

Hasan Bey’i rehberlik servisine çağırmadan önce hazırladığı formları uzattı Ferda Öğretmen.

“Hepsini eksiksiz dolduralım, aileyi ikna edebilirsek Rehberlik Araştırma Merkezi’nden yardım almaya yönlendirebiliriz belki.”

Formları doldurmak için öğretmenler odasına giderken bir yandan annesine ilaç almak için yalvaran, para isteyen çocuğu, diğer yandan da Ali’nin taşkınlıklarını düşünüyordu Hasan Öğretmen.

Okula gelirken yolda dilenen fakir bir çocukla karşılaşmış Ali. ‘Annem çok hasta, paramız yok, ilaçlarını alamıyoruz, lütfen yardım edin, lütfen yardım edin,’ diye el açıp yalvarıyormuş gelen geçene. Ali önce çocuğa dilini çıkarmış, sonra da tekme atıp koşa koşa uzaklaşmış yanından. Arkadaşları anlatmış Hasan Öğretmene Ali’nin bu kötü hareketlerini. Hasan Öğretmen Ali’yle konuşmaya çalışmış, Ali umursamaz tavırlarla  ‘Bana ne onun annesinden, sabah sabah yolumuza niye çıkıyor, az bile yaptım.’ deyince rehberlik servisinden yardım istemişti öğretmen.

Şimdi, yıllardır biriktirdiği gazeteleri geri dönüşüme vermek için ayırırken göz gezdirdiğinde okuduğu bu haberle o günleri hatırladığında içi yandı Hasan Öğretmen’in. Ali için verdiği mücadeleyi kazanamamıştı. “Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.” diye mırıldandı kendi kendine. Gazetenin o sayfasını yeniden açtı. Haberi yeniden okudu.

Ünlü iş kadını Selma Soyer, bütün mal varlığını sekreterine kaptırdı ve iflas etti. Kurnaz sekreter yıllardır aynı şirkette çalışıyordu. Selma Soyer’in en güvendiği elemanıydı. Meğer sinsi hayalleri varmış, şirketi yavaş yavaş üzerine geçirmiş. Sıradan bir sekreterken şimdi zengin bir kadın olmuş. Dün kamuoyuna yapılan bir açıklama ile şirketin devrinin sekreter Oya Derman’a yapıldığı açıklandı.”

Haberdeki fotoğrafta Selma Soyer’in yanında duran oğlu Ali olmalı, diye düşündü Hasan Öğretmen. Magazin haberlerinde birkaç kez görmüştü resmini. Hatta annesinin şirketinde çalışan sekreterle evlendiği de yazılıp çizilmişti.

Ali ile aynı sınıftaki öğrencisi Armağan, bayramda seyranda arar hatırını sorardı Hasan Öğretmen’in. Demek her şey çok da kötü değildi, etkileyebildiği, gelişmesine katkı sunduğu öğrencileri de vardı. Garip bir merak duygusuyla doldu. Armağan’ı arayıp Ali’yi soracaktı.

Uzun uzun çaldı telefon. Tam kapatacakken açıldı. Konuşmanın giriş bölümü tamamlanınca “Ali’den haber alıyor musun? Hani şu bizi çok uğraştıran hayta arkadaşın?”

“Gazete haberlerinden öğrendiğim kadarıyla biliyorum, önce annesini iflasa sürükleyen sekreterle evlenmiş, içki, kumar derken uyuşturucuya başlamış. Sokaklarda, hanlarda yatıp kalkmış. Şirketin iflas haberleri arasında vardı. Ne derece doğrudur bilmiyorum ama hani okula gelirken annesine ilaç alabilmek için para isteyen ve Ali’nin tekme attığı çocuk vardı, hatırlıyor musunuz? Çok konuşulmuştu okulda. O çocuk annesini kurtaramamış ama kendini kurtarmış. Küçük bir tekstil fabrikasının önemli bir elemanı olmuş. O görmüş diye yazdı gazeteler, yardım etmiş Ali’ye. Bir hastaneye yatırılıp tedavi edilmesini sağlamış, ama Ali hastaneden kaçmış. Şimdi nerede olduğu bilinmiyormuş.”

Armağan telefonu kapattığında Hasan Öğretmen derin bir iç çekti. Gazeteleri yeniden karıştırırken “Neyi eksik bıraktık da bu çocuğun hem kendini hem çevresini felaketlere sürüklemesine engel olamadık.” diye düşünmekten kendini alamadı.

 

 

Fotoğraf: http://bit.ly/2v1uA2M

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.