Mırıltı Sağanağı / İlhan Kemal

 

bir mırıltı sağanağı vakti. gurupta yakın bir uzaklık. çökeldiği kuytudan
gözlerini göğe dikti. dedi: -yalnızca yağmurla yaşlanmaz insan!
bir yalnız dedi bunu. yaslandığı ıssızlığa belli etmeden, giz içinde,
günlere kulak kabarttı. az, ilerideki bahçede rüzgarla oynaşıyordu.
çok! zaten hiç işi olmamıştı onunla. kendine kalabaydı.
dedi: – gözyaşlarımı boşlukta aslı duran şu siyah salkıma gömsünler ölürsem!
belki başka yağmur olurum güzellenir bozkırda otlar, atlar bir sevinci kişner!
derken, saçlarına götürdüğü parmakları ağarmış bir ıslaklıkla boyandı.
dedi: -duymak, asmalı seni bir dilek ağacına. – sağır dünyaya acındı. –

her şeyi duydu. anladı. çözdü sözdeki şifreyi. çözüldü şişesinde
donmuş şarap. dedi:- ben, bir dudak cambazı olmalı. fondip yaptı
bütün bildiklerini. ne eksildi, ne çoğaldı. şöyle bir sendeledi hafiften.
dedi: -yıllar yılı bir hoyratın ortasında direnen bana, aferin, iyi iyi.
iyi edinmişim her yıkılışta yeniden kalkış hüneri, bu kasırga atlasında.
bin yokluktan bir varlığı nasıl da bütünlemişim böyle. bunu geçelim, pekiyi.

ben de o civarda voltadaydım o ara, onu gördüm, suya eğilişine,
çiçeğe dokunuşuna, sabahı selamlayışına, kasketimi çıkarttım, fırlattım
havaya. kasketim takıldı bir kuşun kanadına. da, bu sebeple öğrendim:
kırılmış, kanadından öptüğü serçeye! küsmemiş. yaşamak kavgasından
çekmemiş elini eteğini. omça yaprakları arasından yürüyecekmiş yarına,
daima. her gün yeniden yenileyip mintan çekecekmiş güneşi üstüne!
aşk: naif bir kavga! şairlik: direnmek, can öğütmek için
dönen volana! dolaplara, gülümseyiş fırlatmak! haklı. ona katılmamak ne
mümkün. temmuz’da kar yağışı olana! yağmurun unuttuğu bu aralarda
bir umudu aralayana! ne mümkün şuradan bir karanfil uzatmamak!
karanfilin yakılmışsa o halde sen de kalbini karanfil uzat ona, hadi…

 

Fotoğraf: https://goo.gl/AGH8fY

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.