Mektup / Hülya Yay

Gülümse demişsin son mektubunda. ..

Güldüm, ağladım, zehir içtim, kan kustum, yaprak döktüm, çiçek açtım… Karmakarışıktım işte, karmakarışık bir bahara karıştım…

Sen hep ne güzel güldüğümü söylüyorsun ya, daha da seviyorum gülümsemeyi o zaman… Sana değeli hayatım, konuşmayı da sevdiğim gibi…

Ama gülümsemenin bedeli ağır, hak etmek için kan değilse de yaş akıtmak gerekir diyorlar… Köşe başlarına pusu kurmuş eski, yeni sızılar, can yakmayı biliyorlar, güleyim istemiyorlar…

Her hayat böyle, bana mahsus değil ve sana da… Senin de ak(a)mayan gözyaşların var, benim de bundan haberim…

Tıpkı dile gelmeden, söze dökülmeden kalbini bildiğim gibi…

Kimsenin anlayamayacağı bir tanıklık…

Kimsenin hiçbir şeyi anlayamayacağını anlamışken seni bu kadar anlamak çok garip…

Ama bir yol var işte, sessizce yürünen, özensizce saçılmış kelimeler çöplüğünden çok uzak… Anlamak, o yolun şiiri…

Bazı kadınlar seviyor o sessizliği…

Gürültülerinden, ışıklarından, kalabalıklarından ne kadar da yalnız oldukları asla bilinemeyecek kadınlar…

O yolun şiiri bazı kadınları birbirine çağırıyor, bizim gibi…

O şiirle söz yitiyor, anlam doğuyor iki kadının tekleşmiş rahminden…

Öyle tarifsiz.. Öyle ender…

Kendi kendime konuşmak gibi sana yazmak…

Bir farkla… Kendimi sevemedim ama seni sevdim, hem de büyük bir tutkuyla..

Gülümse dediğinde gülümsemek sırf seni mutlu etmek adına

Gözyaşına siper olmak,

Yarana tuz,

Acına deva…

Karmakarışık baharlara gebe yollarımız görünüyor falda..

Kulağımızda o sessiz şiir, kolumda sen..

Mor çiçeklere düşen ışık güneşinden..

Aydınlık, ferah içimiz, baharlar karışıksa da..

Hadi bu akşam bir şarkı söyle bana..

“bir bahar akşamı rastladım size, sevinçli bir telaş içindeydiniz..”

Biz de baharda rastlamıştık, daha önceleri neredeymişiz…

3 Yorum Mektup / Hülya Yay

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.