garip
garip
garip

Marslı / Eren’in Kadrajı

01 Aralık 2015 0
reklam

 

Zorunlu olarak verdiğim uzun bir aradan sonra tekrar merhaba arkadaşlar. Bu süre boyunca yazamasam da pek çok filmi sizler için izledim. Kimini çok beğensem de kimileri beni çılgına döndürdü.

Bu ay ise tam bu iki duygunun arasını yaşatan bir filmi ele almak istedim. Marslı…

Ridley Scott, Andy Weir’in aynı adlı romanından uyarlanan bu senaryoyu filmleştirdi. Güzel de yaptı. İzleyiciye olayları gerçekmişçesine iyi anlattı bence…

Öncelikle her zaman yaptığım gibi spolier vermeden ufak bir içerik bilgilendirmesi yapayım. Teknoloji ilerlemiş, Mars’a artık insan gönderilme işlemi rutin hale gelmiş ve hatta oraya sürekli giden astronotların hem araştırma amacıyla hem de özel olarak kullandığı üs yapılmış. Film de tam bu işleyişin bir parçasında başlıyor. Arkadaşlarımız gitmişler güle oynaya örnek toplarlarken bir olay oluyor, aniden kalkmaları gerekiyor fakat bu olay sırasında, geçirdiği bir kazadan dolayı, içlerinden biri, Matt Damon’ın hayat verdiği Mark, orada kalıyor. Daha sonra ise bu arkadaş orada ne yapabilirim, ne kadar dayanabilirim şeklinde düşünürken kendine bir yaşam ortamı yaratmaya karar veriyor. İşte film de bunu anlatıyor.

Şimdi ise filmi yorumlamak kaldı sanırım. Başlangıçta klasik bir Mars filmi sandım hatta iki buçuk saate yakın olan filmi bitirebilir miyim diye de düşündüm. Fakat izledikçe bu böyle gitmiyor. Değişik bir yönden yaklaşılmış. Yani öyle “Aa Mars’ta nefes alabiliyoruz. Bak uzaylılar da varmış!” gibi klişeler yok. Bildiğiniz, adam anlatılan kurallarla Mars’ta hayatta kalmaya çalışıyor. Bunu izlemek ise gerçekten keyif veriyor ve merak uyandırıyor.

Fakat öyle bir yere geliyor ki bu duygulardan uzaklaşabilirsiniz. Nasıl mı? Film bir süre o kadar monoton gidiyor ki “Mark herhalde burada evlenecek, çoluğa çocuğa karışacak” dedim ben. Bu durum tam aşıldı derken filmin sonlarına doğru duygu eksikliği ve gereksiz bir zaman atlayışıyla karşılaştım ki bu da beni hayal kırıklığına iten ikinci olay oldu. Yani sanki adam senede iki kez Mars’ta mahsur kalıyormuş gibi bir doğallık var. Şahsen anlam veremedim.

Teknik olarak düşünürsek çekimler çok iyi ve belli ki teknik kadro da çok başarılı. Çünkü iyi bir emek olduğunu, iyi bir çalışma olduğunu görebiliyorsunuz. Mekanlar ve sanat, oyuncuların profesyonelliği ile birleşmiş ortaya gerçeklik hissi uyandıran sahneler çıkmış.

Son olarak, izlenmeye değer bir film olduğunu söylemek isterim. Uzun bir film, evet biraz çatışma eksiği var fakat pişman olacağınızı sanmıyorum. İyi seyirler…

Eren Tayfun Şenel

BENZER KONULAR
YORUM YAZ

YAZARLAR