Mahzun Doğan: “..bir kelebek ölüsünden babamın balkonda söylediği türkülerdeki coşkuya ve kedere dek, her şeyi yazmak istiyorum. “

 

Söyleşi: Yeşim Teke

 

Sevgi, umut, öfke, adalet, suç, barış, savaş, öfke, sessizlik… Ruh ile yeşeren, büyüyen, solan ve çürüyen tüm duyguların cümlelerinde buluştuğu yazar-şair Mahzun Doğan… Bizim köyün aşağısındaki çeşme, sizin mahalledeki eğri büğrü kaldırım taşları üzerindeki tebeşirle çizilmiş resimler, anaların süt kokulu memesi, babaların yamalı boş ceplerindeki mahcubiyet, fabrikada mesaisi dolmuş, tabanı yanık genç kızlar, vatanı korumaya giden, dağ başındaki yürekli asker… Adına hayat diyoruz ya, hah işte o hayatta her ne varsa acı yüklü, gam yüklü, sevda yüklü, hasret yüklü, hepsini Mahzun Doğan’ın şiirlerinde, yazılarında buluyorum.
İnsanı insan yapan, belki de insana insanı hatırlatan, özü gibi, gözü gibi, gönlü gibi tüm sözleri. Bir yanı savrulup gitmeye meyilli, bir yanı pabuçsuz da yere sağlam basabilen adam Mahzun Doğan. Bazen bir ayrılık şarkısı, bazen bitmeyen ekmek davası mısraları.
Mahzun Doğan’ı okurken; Mahzun’u yaşıyor, Mahzun’la ağlıyor, Mahzun’la umutlanıyor, Mahzun’la sevdalanıyor, Mahzun’la küfürler ediyorsunuz. Unutuyor, hatırlıyor, dönüp arkanıza bakıp zamanın ne kadar hızlı geçtiğini anlıyorsunuz. Sonra Mahzun Doğan’ı daha yakından tanımak, aslında kimdir bilmek istiyorsunuz.
Sizi Mahzun Doğan ile buluşturuyorum burada. Güzel bir röportaj gerçekleştirdik sizin için. İnsanca yaşayanlar için…
Mahzun Doğan, Uşak/Banaz Düzlüce Köyü’nde, 1964 senesinin Kasım ayında dünyaya gelmiştir. Ailesi çiftçilik ve hayvancılık ile uğraşıyordu. Köy kokusu ve hiçbir zaman yitirmediği saf yüreği ile büyüdü. Yeri geldi çift sürüdü karasabanla; yeri geldi demir pullukla, kağnıyla ekin taşıdı, harman savurdu. Bir müddet sonra ise ailesi ile İzmir’e göç etti. Şirinyer’de küçük bir bakkal dükkânı açtılar. Annesi bu süreçte bir kuş olup, uçup gitti bu dünyadan. Babası ise bu sene sevgili eşinin yanına gitti ve aramızdan ayrıldı.
Mahzun Doğan ise 36 yıllık Ankara hikayesinin ardından, kısa süre önce İzmir’e döndü. Artık babasının en çok görmek istediği yerde. O yanında olamasa da…
Beş kardeşler ve büyüğü olan kızlar, önce doğmanın şanssızlığı ile ilkokul sonrasında eğitimlerine devam edememişler. Mahzun Doğan bu durumdan şöyle bahsediyor;

Küçüğümüz olsalardı eğer, eğitim almaları yönünde hep destek olurduk. Alamadılar… Eğitim alan 3 erkek kardeş olarak da hepimiz çeşitli enstrümanlar çalmaktan, şiir yazmaya hep sanata yakın olduk. Fakat tek sürdüren ben oldum. Ablamın kütüphaneci oğlu Özgür Doğan, kendi anlatımıyla benden etkilenerek, önce şiirler yazdı sonrasında ise kendini romana verdi. Şeytanla Randevu ve Tanrıyla Fısıldaşma isminde iki kitap yazdı. Şimdi 3. romanını bekliyoruz.”


Mahzun Doğan, ortaokul ve liseyi, Demirci (Manisa) ve Akçadağ (Malatya) Öğretmen Liseleri’nde yatılı okumuştur. Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nu 1987 senesinde tamamlamıştır. Dünya, Siyah Beyaz, Günlük Haber gazetelerinde çalışmıştır. 2014 senesinde Başkent Gazetesi’nde çalışırken emekli olmuştur. Aynı gazetede hala köşe yazarlığı yapmaktadır.
Gazeteciliğin dışında, TRT’de, televizyonda ve Türkiye’nin Sesi Radyosu’nda metin yazarlığı ve danışmanlık yapmış, edebiyat programları hazırlamıştır. Radyo oyunları yayınlanmıştır. 1980 senesinden bu yana şiir, düzyazı, günlük ve edebiyat söyleşileri dergilerde yayımlanmıştır. 1996 senesinde iki aylık kültür-düşün-sanat dergisi Pencere’yi çıkarmıştır. 2000 yılında yayıncılık yaşamına atılan Pervaz Yayınları’nın kurmuş ve yönetmenliğini yapmıştır.

Şair-yazar Mahzun Doğan’ın edebiyata olan ilgisi çocukluk döneminde başlamıştır. Şiir yazmaya ilkokulda başlamıştır. O zamanlar ile ilgili bir anısından şöyle bahsediyor;

Yatılı okula gittiğimde, ortaokul kısmındayken yazdıklarımı hamaset de birden yaşamın çelişkileriyle yer değiştirivermişti zaten. Yoksulluk ve zenginlik arasındaki uçurumu anlatmaya başlamıştım birden. O yıllarda el yazımla bir şiir kitabı oluşturup, o küçük ilçedeki (Demirci) matbaasının kapısını çalıp, kitap yapmak için fiyat aldığımı anımsıyorum. O kitap basılmadı elbette… Fakat o yıllarda yazdığım bir piyesimi, arkadaşlarımla sahneye taşımıştık. Yine o yıllarda bir öykümle ilçedeki ortaokul ve liseler arası bir yarışmada birinci olmuştum.”

33675603_1043410445808647_4073791504051601408_n (1)
Mahzun Doğan’ın ilk şiiri 4 Mayıs 1980 tarihinde Demokrat Gazetesi’nin sanat sayfasında yayımlanmıştır. Adı; “Sevda, Umut, Öfke”


Kendisine en merak ettiğim sorulardan birini sordum. Bugüne kadar okuduğu kitaplar arasından en etkilendiği kitap hangisiydi acaba? Soruma çok güzel bir cevap aldım:

Ah, ne zor soru! Yaşar Kemal’den ayrı, Tolstoy’dan ayrı, Bilge Karasu’dan bambaşka, Sait Faik’ten deli hazlar almış biriyken… Edip Cansever’den ayrı, Rilke’den ayrı, Nazım’dan ayrı, Paul Celan’dan ayrı hazlar devşirmiş biriyken… Sayayım mı daha? Elbet kitaplarından söz ediyorum. Onca sevdiğim yazarın, şairin kitaplarından birini seçip “en çok etkilendiğim” demem o kadar zor ki… Diriliş desem, Karıncanın Su İçtiği’ne haksızlık, Kirli Ağustos desem, Bademlerden Say Beni’ye… Bu isimler gönüldaşlarım gibi geliyor bana. Kadeh arkadaşlarım gibi. Onlarla söyleşiyorum. “


Peki Mahzun Doğan’a göre iyi bir editörde olması gerekenler nelerdir?
İyi bir editör, öncelikle dile egemen olacak. Dili, yazardan bile iyi biliyor olacak. Sonra kültürel donanımı iyi olacak. Şiirini, yazısını, öyküsünü, romanını, kitabını okuduğu yazarın dünyasına girebiliyor, o dünyanın buluştuğu, kesiştiği, ayrıştığı dünyaları karşılaştırabiliyor olacak.  Bir de, yeniyi, edebiyattaki yeniyi ve geleceği koklayıp sezebiliyor olacak. Edebiyat burnu iyi olacak yani…”


Mahzun Doğan’ın günümüzün yazarları hakkındaki görüşleri nelerdir?
Neden artık geçen yüzyılın ve yüzyılların süzdüğü yazarları daha çok sevdiğimi ve neden daha çok onlardan rüzgâr aldığımı sorduruyorlar bana.”


Gazete satılmayan bir köyde doğmuş olmasına rağmen, çocukluktan başlayan bir tutkuydu gazetecilik Mahzun Doğan için. Köy minibüsünün şoförüne ısmarladığı gazetenin akşamları kasabadan gelişini heyecanla bekleyen, o gazeteyi taze somunu koklar gibi açıp okuyan ilkokul öğretmenlerinin etkisi olmuş bu tutkuda.
Ve gelelim Pencere Dergisi’ne… Pencere Dergisi, bir serüven değil, serüvenler zinciridir. 1990 senesinin başlarında, Murat Koçak A Kitabevi’ni, Ahmet Erhan’dan devraldığında bir düş olarak ortaya çıkmıştır. Dergi değil seçkiydi. Sonra bu düş Mahzun’un açısından yarım kaldı. Fakat bir gün Murat Koçak’la yeniden alevlendirdiler 1996 senesinde. Mahzun Doğan, omzunda koca bir yükle tırmanmaya başladı… Tabi her şeyde olduğu gibi bir ömrü vardı… Son buldu.
Peki, Mahzun Doğan’ın en sevdiği şiir hangisidir?
“Yine zor bir soru… Rüku mu desem, Masal ve Tramvay mı? Bağışlanamam mı yoksa? Belki de Annesiz ve İhtilalsiz…”


Yarınlara kalan yarımlar, yarım bir tiyatro oyunu ve yarım bir romanı ile yaşamına devam ediyor Mahzun Doğan. Bitirdiği zaman biz okurları ve sevenleri ile buluşacak. İzmir’de yeni taşınmış olduğu evine yerleşirken, gazete, dergi, kitap, günlük, fotoğraf, mektup arşivleri ile titiz bir çalışma içerisinde.
“Bende iz bırakmış her şeyi, bir kelebek ölüsünden babamın balkonda söylediği türkülerdeki coşkuya ve kedere dek, her şeyi yazmak istiyorum. “


Son olarak ise bazı kelimelerin Mahzun Doğan’da çağrıştırdıkları ilk anlamlar şu şekilde:
Kelime “Ankara”
1 şair ismi? “Edip Cansever”
1 duyu organı? “Kalp”
1 şarkı? “Beni kör kuyularda… “
1 ay? “Eylül”
1 duygu? ” Hüzün”


Mahzun Doğan’a tüm cevapları için teşekkür ederken, sizi bir Mahzun Doğan şiiri ile selamlıyorum…
Ter kokan yorgunluğuyum nefes nefese bir günün

Güneş dolanır usuldan çekilir çocuk sesleri

Savrulur duvarlara, ağıtlara soyunuk tedirgin güzelliğin

Rengi üşüyen tablolara çizilir ekranlarda

Yutarım sözcükleri bakışlarım damlar esrik

Dilimi keserler

Konuşabilir diye günlerimi rüzgarlarla
Sevmişim mapusluğuna çiçekler ağlar avuçlarım

 

Parklara koşarım ivecen sırtüstü uzanırım çimlere

Dişlerim bir çöpü parçalar sonra dudağımı

Yapraklar bürür göğsümü gökyüzü alnıma düşer

Yumulurum papatyalara yüreğim sorgulanır

Saçlarını zulum örer kızların
Kurşun sıkar hüznüme eşkıya aşklarla saklarım adını.

 

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.