Lale Mevsimi -3- / Nalan Katı

1526

  1. GÜN

 Burada kaç gün kalırım bilmiyorum. Neden istediğini bilmiyorum ama Bora çocuk istiyor. Ben ise içimde ukde kalmış gibi istemeye çekiniyorum. Benim için tek çocuk olmak doğuştan yalnız olmak. Bencil de olsa bir kardeşi, ablası ya da abisi olmalı insanın. Gerçi kimi zaman kimine göre bazılarının yokluğu, varlığından hayırlı bulunuyor. Oysaki atsan atılmaz, satsan satılmazlar insanı evcilleştirip, eğitiyor. Horoz sesiyle uyananlara özenirken, tavus kuşunun çığlıklarıyla uyandım güne. Kuş sesi yerine kurbağa seslerini derenin şırıltısı arasında duyuyordum. Güne kıyamayışımdan yataktan çıkıp, pencereden kafamı uzattım. Mis gibi havayı içime çektikçe karnımdan gelen gurultularla bahçede kahvaltı düşüncesiyle heyecanlandım.

İnsanın hafızası silinince kim olduğunu bulmak için köklerine inmekte hiç zorlanmıyor. Hatta bilinçsizce gerçekleştiğini fark ettiğinde, köklerin arasında buluyor kendini. Toprağın derinliklerinde. Kurtçuklarla, böcekler ve solucanlarla dolu toprağın derinliklerinde. Çürümeye başlamış cesetlerin kokusu yerine, toprağın kokusunda bulduğu oksijenle hayatta kalıyor. İncecik bir köke tutunmuş ruhuyla birlikte boşalmış zihni, özgüveninin ayaklar altında oluşuyla sarsılıyor. Bir daha da asla gözerinin önünden silinmiyor o manzara. O koku ciğerlerine işliyor ve artık asla böbürlenemiyor.

Kahvaltıdan önce kapalı olan telefonumu açmaya karar verdim. Vicdanım, en azından Bora’ya bir mesaj yazmamı söyledi. 33 arama, 3 sesli mesaj, 9 kısa mesaj… İlk mesaj ablamdandı. “Kardeşim, sen ağır şeyler yaşadın ve ben hep yanındaydım, yanındayım. Seni merak ediyorum. Ne olursa olsun sen her zaman iyi birisin, çoğu zaman herkese iyiliğin dokundu. Lütfen beni ara.” Ablam hastalıklı gibi bencil. Bencillik hastalığına yakalanmış hasta. Elinde değil yani artık, kronikleşmiş. Neredeyse onsuz yaşayamaz halde, üzücü. Özürlü gibi! Hastalığın kuluçka dönemi kıskançlıkla geçti. Sinsice yayılırken sahip olma isteği, başıyla kökü bir olan çıbanlar gibi yaralar açtı. Tatminsizlik hırsa dönüştüğünde hastalığın pençesine de yakalanmış oldu. Sonuç; Bencil! Arkadaşlarım oluşuna dahi tahammül edemeyişine hastanede şahit olmuştum. Hasta yatağında yatarken kendi derdini unutmuş, arkadaşlarımı görünce bana olan tüm kıskançlığı kabarmış, gözlerinden bir ok gibi fırlamıştı. Her şey onun olmalıydı, her şeyi o başarmış, o yapmıştı. Küçüklüğünden beri kıskanıyordu beni, hatırlıyorum… O öfkeli, dokunsan ağlayacak yüzü, küçücük elini yumruk yapışı, siyah rugan pabuçlarıyla ayağını yere vuruşu ve dil çıkarışı dün gibi aklımda. Oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibi üzgün. Dudağını bükmüş, dokunsan ağlayacak ama kabaran öfkesiyle ağlamayan yüzü gözlerimin önünde. Ağlayamayışına hırsından verebilecek zararla rahatlayabilen benim bencil ablamın huyuna, suyuna gittiğinde senden iyisi yoktur. Ama bir kez ters gittiğin, hayır dediğin anda seni siler, saldırır, mutlaka kavga eder. Hayatı boyunca mutluluktan kahkaha atamamış hasta ablam…

Annem; “Yeter! Neredeysen bana ulaş. Baban dağıldı, bunu ona yapma O senin en büyük desteğin, benim de hayat ağacım ve senin için kırılmaya başladı ama sen umursamıyorsun. İnanmadın ama ben seninle bütünmüşüm sesini duymaya ihtiyacım var.”

Babam sesli mesaj bırakmış olmalıydı. Canım benim dağ gibi babam! “Ben neyi yanlış yaptım ki, neyi eksik yaptım da en güvendiğim sol yanıma; sana neler oldu böyle? Seni çok seviyorum. Yapma bana bunu, ortaya çık! Canım acıyor, sol tarafım daraldı…” Sesi titriyordu babamın, ağlıyordu… Benden kaç tane var? Kaybolmuş benlerin sayısı kaç acaba? Hatırlayamadığım, tanımadığım benler yüzünden mi kaybolmuşluğum, içimdeki dolmayan boşluğum? Doldurulamayan, hüzünlü, masum biraz da isteksiz halim? Ait olduğum yeri bilemeyişlerim? Kimseye güvenemeyişlerim? İçimdeki sesi susturamayışlarım? Fısıltılarını duyamayışlarım, öğrendiklerimden emin olamayışlarım? Çaresizliğim, biraz da ürkekliğim? Burada kaç gün kalırım bilmiyorum. Öyle güzel bir yere kaçmışım ki, rahatlığım dikkatimi çekiyor. Tatile mi geldim kendimi bulmaya mı belli değil. Böyle bir yer insanın aklını başından alır, kendinden geçirir gerçi. Aceleci tarafımı yakamdan silkip, kahvaltı heyecanını hatırlatan karnımdan gelen gurultular oldu yine. Kendime biraz zaman verecektim, kafamı dinleyecektim. Havuza girecektim, kitap okuyacaktım, müzik dinleyecektim, mis gibi dağ, deniz havasını dolu, dolu içime çekecektim. Telefonumu kapatıp giyindim ve kahvaltıya gittim. Bora’ya mesaj atma sorumluluğum da yakamdan düşmüştü. Tüm endamıyla kahvaltı boyunca çevremde olan tavus kuşunun ismini önce şımarık sonra da yakışıklım koydum. Havuz başındaki masamın yakınına tavukları yaklaştırmadı. O muhteşem kuyruğunu aynı muhteşemlikte öyle bir titreterek tavukların üstüne yürüyor ki, derdinin yemek olduğu hemen anlaşılıyor. Kıyamadım isminin şımarık oluşuna. Keyif çayımı içerken yanıma gelip “Merhaba” dedi hoşça bir kadın. “Merhaba” dedim. İnsan ister istemez nazik ve sevecen olması gerektiğini hissettiren bir havası vardı. Samimi tebessümü “her şey yolunda” mesajı verir gibiydi. Tebessüm ederek samimiyetine teşekkür anlamında karşılık vererek “merhaba” demiştim. Elindeki peyniri minik parçalara bölerek tavukları besliyordu. Son parçayı attıktan sonra aynı samimi tebessümüyle başıyla selamlayıp uzaklaştı. Herkesin nasibi ayrı dedim kendi kendime. Havuza girsem mi diye düşünürken kulübeme gitmeye karar verdim. Biraz kitap okur, belki öğleden sonra da havuza girerdim. Kitabımı alıp bahçedeki hamaklardan birine uzandım.

“… Umbertino söze karıştı: “Yaşamını tehlikeye attığını biliyor musun?”

“Olsun,” diye yanıtladı Michele, “ruhumu tehlikeye atmaktan iyidir.”

(Umberto Eco, Gülün Adı)

Kitabı elimden bırakıp, gözlerimi kapadım…

1 Yorum Lale Mevsimi -3- / Nalan Katı

  1. Bana kalırsa devrik cümleleri kullanmayi biraz azaltmalısınız. ruh halleri,soyut durumlar,hislerin anlatımı okuyucuya geçirmek Çok da kolay olmuyor. Size tavsiyem öncelikle senaryosu ve kurgusu ilginç eserler üretmeye calişin ve ekteki basit kaliplari ve kuçuk cümleleri tercih edin.
    “Geldi.gitti.Çok korkmustu.Kapinin önünde kirmizi bir araba durdu.” Gibi.
    Basarilar dilerim.

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.