Kurtalan Ekspres Söyleşisi

KURTALAN EKSPRESİN SOLİSTİ CAN BORA GENÇ İLE EDEBİYAT VE MÜZİK ÜZERİNE KEYİFLİ BİR SÖYLEŞİ GERÇEKLEŞTİRDİK…

Resim1

Edebiyata olan ilginiz ne derece ve ne zaman başladı?

Kitap okumayı severim ama edebiyatı derinlemesine bildiğimi ve detaylı incelediğimi iddia etmem yanlış olur. Edebiyat hemen her sanat tarzı gibi çok ciddi geçmişi ve eserleri olan bir dal. Benim bu dalın belli başlı eserleriyle tanışabilme şansım oldu. Bu anlamda çocukluğumda özellikle ortaokul yıllarından itibaren ciddi anlamda kitap tükettim diyebilirim.

 

 Hikâye, şiir ya da öykü tarzında şeyler yazar mıydınız?

Şiir yazabiliyorum ama düz yazı tarzındaki yazılarım daha başarılıdır. Genelde deneme tarzı diyebileceğimiz yazılarım vardır. Yani bir fikir ya da konsept hakkındaki düşüncelerimi kağıda dökmeyi severim. Müzikle uğraştığım için şarkı sözü tarzında da yazdıklarım oldu. Bunlar Türkçe ve İngilizce olarak yazıldılar. Hikâye veya öykü yazmadım ama kafamda yazmak istediğim hikâye ve öykü konuları var.

Müzik ve edebiyatı bağdaştırırsanız, neler söylersiniz?

Müzik ve edebiyat özellikle Avrupa’daki Rönesans hareketinden sonra çok fazla birbiriyle ilişkilendirilmiş iki sanat dalı. Yani bu batı dünyasında bu şekilde oluşmuştur. Rönesans öncesi müzikte kullanılan sözler genelde kutsal metinlerdir. Rönesans hareketi ve daha sonrasında yazılan şiirler ya da yazılar müzikle buluşmuş, belli bir dönem sonra da yazılanlara göre müzik yapma fikri gelişmiştir. Doğu için de genel olarak aynı şeyi söylemek yanlış olmaz ama sanıyorum ki müzik ile edebiyatın iç içe geçmesi doğuda daha önce olmuştur. Bizim topraklarımızda oluşmuş olan Âşık edebiyatı bunlara en iyi örneklerden biridir diye düşünüyorum.

Resim2

Size göre hayal nedir, gerçek nedir?

Bence hayal ve gerçek bir insanın sağlıklı yaşayabilmesi için olmazsa olmaz iki kavram. Hayal sizi her zaman mutlu edecek, kendinizi kısıtlamadan bir yerlere ya da bazı duygulara ulaşabileceğiniz düşünceler bütünüdür. Gerçek ise hayatın ta kendisidir. İkisi birbirini dengeleyen unsurlar olmalı diye düşünüyorum. Bir insanda her iki düşünce şeklinin azlığı ya da fazlalığı o insanın hayatında negatif durumlar yaratabilir diyorum.

Sanat eserleri gerçekleri mi yoksa hayalleri mi yansıtmalı?

Bu konuda kesin bir yargı yapmam doğru olmaz. Bu konuda söyleyebileceğim en net fikir sanat eserlerinin samimi olmasıdır. Konusuna, yapılış şekline, amacına, yapılış koşullarına bağlı olarak değişkenlik gösterir bu durum. Sanıyorum ki her iki özelliğe de sahip sanat eserlerine her zaman ihtiyacımız var.

Beğendiniz kitaplar ve yazarlar kimlerdir?

Şöyle bir düşününce listenin ilk onu sırasız olarak şu şekilde olabilir;

  • Sanat Nedir?                                                   L.N. Tolstoy
  • Suç ve Ceza                                                      Dostoyevski
  • 1984                                                                   George Orwell
  • Don Quixote                                                    Cervantes
  • Sophie’nin Dünyası                                       Jostein Gaarder
  • Prens                                                                  Niccolo Machiavelli
  • Dinle Küçük Adam                                         Wilhem Reich
  • Memleketimden İnsan Manzaraları         Nazım Hikmet
  • Tutunamayanlar                                             Oğuz Atay
  • Zübük                                                                 Aziz Nesin

 

Sizi en derinden etkileyen kitap hangisidir?

Sanıyorum George Orwell’in yazmış olduğu 1984 beni en çok etkileyenler arasında. Kitap 1949 yılında yazılmıştır ve 1984 yılında geçen distopik bir dünyayı anlatmaktadır. Ve sanıyorum ki kitapta anlatılan düzen şu yaşadığımız yıllarda kendisini iyice hissettirmekte ve gerçekleşmektedir. Bir takım büyük biraderler ( Big Brother ) bizleri hep izler durumdalar.

2005 yılında Galactica’nın solistliğini yaptığınızı biliyoruz. Galactica’nın sizin hayatınızdaki önemi nedir?

Galatica benim için ilkleri yaşadığım bir oluşum desem yanlış olmaz. Sevgili abim ve hocam Murat İlkan ile yaptığım şan çalışmalarının ikinci yılında gruba solist olarak dahil oldum. Sürekli sahne yapma ve bir repertuarı baştan sona söyleme anlamında benim için ilk tecrübedir. O zamana kadar yaklaşık 30 tane parçayı bir programda söylediğim performanslar olmamıştı Haftada bir sürekli sahneye çıkıyorduk. Dolayısıyla bu ekiple birçok şeyi deneyimledim ve çok fazla şey öğrendim. Zaten grup içindeki arkadaşlık, sevgi ve saygı her zaman üst düzeydeydi. Ufak tefek şeyler dışında birbirimizi öyle çok fazla üzdüğümüzü falan hiç hatırlamıyorum. Galactica’yı ve bu oluşuma emek vermiş tüm sahne arkadaşlarımı düşündüğümde yüzümde samimi bir tebessüm oluşur. Bu da sanıyorum bir sanatçı için en değerli şey.

Resim3

Galactica’dan sonra da bir kaç projede yer aldınız. Onlardan bahseder misiniz?

Galactica ile sahne yaptığım yıllarda bazı korolarda korist olarak söyledim. Çoksesli müzik her zaman ilgimi çeken, önemsediğim ve çok sevdiğim bir tarz. İstanbul’da kurulmuş olan hemen her koroda yer aldım diyebilirim. Bu çalışmaların da bana birçok anlamda çok olumlu katkıları oldu. Yine aynı zamanlarda değişik müzikal ve müzikli oyun projelerinde rol aldım. Müzikal de gerçekten çok sevdiğim bir tür. Elbette ki bu türü iyi uygulamak için öncelik oyuncu olmaktır. Ben genelde iyi sesli erkek kontenjanından bu projelere dahil oldum ve yine ciddi sahne tecrübeleri kazandım. Bunun dışında zaman zaman sahne aldığım caz ve pop caz projeleri oldu. Galactica sonrası solistliğini yürüttüğüm bir elektronik proje vardı. Bu projeyi uygun bir zamanda yine hayata geçirme niyetimiz var. Gerçekten bu ülke için türünün en iyi örneklerinden biri diyebiliriz.

Günümüzde ve ülkemizde müziğe ya da sanatın herhangi bir dalına verilen önem sizce yeterli düzeyde midir?

Kesinlikle değil. Dünyanın birçok yerinde ve ülkemizde güç odakları, sanatı kendi istedikleri şekilde yürütmek istemi ve çabasındalar. Alternatif işler yapmak gerçekten çok zor ve bu anlamda sanatçılar kendilerine oto-sansür uygular hale geldiler. Bir müzisyen artık şöyle bir melodi yazarsam, böyle bir solo atarsam yaptığım iş dinlenmez ve satmaz kaygısıyla müzikten uzaklaşıp robotlaşma durumuna geçti. Bu sanıyorum diğer sanatlar için de geçerli. Elbette popüler kültür ve onun üretimleri önemli ve değerlidir. Daha çok ilgi çekmesi ve alıcı bulması da normaldir. Ama alternatif işlerin de yaşamasını sağlayacak, bu işlerin insanlarla buluşmasına zemin hazırlayacak bir sanat vizyonu ve düzeni gereklidir diye düşünüyorum.

Resim4

Kurtalan Ekspres’e nasıl dahil oldunuz ve grup hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Bize biraz ekip hakkında bilgi verir misiniz?

Kurtalan Ekspres’e 2012 yılında dahil oldum. Samimi olmak gerekirse hiç beklemediğim bir gelişme oldu. Bir kısım tanışıklıklar sayesinde Ahmet Güvenç ile tanışma imkânım oldu. Konu üzerine konuştuk ve beraber yol almaya karar verdik. Kurtalan Ekspres Türk Müziğine önemli katkılarda bulunmuş çok değerli bir grup. Repertuarı çok güçlü ve ben bir solist olarak bu repertuarı seslendirdiğim için çok mutluyum. Özellikle yaşadığımız şu dönemde taşıdığı önemli bir misyon olduğunu düşünüyorum. Grup olarak geçmişle bugünü buluşturmaya, kaybettiğimiz değerli abilerimizi ve dostlarımızı unutturmamaya çalışıyoruz. Bu anlamda da beni çok gururlandıran bir süreç yaşıyorum. Geçtiğimiz Şubat ayında Göğe Selam 2 isimli devam albümünü çıkardık. 2011 yılında çıkarılmış olan Göğe Selam albümü gibi bu albümde de kaybettiğimiz değerli sanatçılara selam yolluyoruz. Barış Manço, Cem Karaca, Neşet Ertaş, Aşık Mahsuni, Pir Sultan Abdal, Nazım Hikmet, Aşık Veysel, Kazım Koyuncu bu albümde anılan isimler. Şu an ekip sahnede 5 kişi. Bass-gitarda Ahmet Güvenç, klavyede Bülent Güven, elektro-gitarda Cem Yalçınkaya ve davulda Sefa Ulaştır şeklinde. Değerli abim ve menajerimiz Volkan Seviğ Kurtalan Ekspres markasını ve Göğe Selam projesini geliştiren kişidir. Bunun yanında her konserde bizlerle beraber olan tonmaisterimiz Serhat Deniz ve sahne sorumlumuz ( rodi ) Ramiz Tunçeli Kurtalan ailesinin önemli isimlerinden. Bunun yanında asistan koordinatörümüz Gökhan Karaduman ve backstage sorumlusu Melih Erdem’i de belirtmeden geçmek istemem.

 Soruları çok keyif alarak cevapladım. Böyle bir fırsatı bana verdiğiniz için teşekkür ediyorum.

Can Bora Genç aynı zamanda, eski koristliğini yaptığı Boğaziçi Caz Korosunun vokal koçluğunu yapmaktadır. Sevgili Can’a bu keyifli söyleşi için sonsuz teşekkurler.

HAZIRLAYAN : SÜLEYMAN YAKUTLU

 

 Kurtalan ekspres Göğe Selam 2 albümünün konserleri 3 ayrı proje şeklinde devam ediyor. Kurtalan Ekspres,

  • Kurtalan & Şevval Sam,
  • Kurtalan & Hayko Cepkin ve son olarak
  • Kurtalan & Haluk Levent’in eklenmesiyle proje son halini almıştır. Grup, gerçekleştirecekleri konser repertuvarına sürpriz parçalar da eklemiştir.

Resim5

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.