Kör Rüya / Nalan Katı

Geçen Sayının Devamı…

Okula kadar ağzını bıçak açmamıştı Rüya’nın. Yol boyunca kafasını cama çevirmiş, çevre yolunda annesinin 50 km’yi aşmayan hızına yorum getirmeden, sollayan arabaların rüzgarını, sesini duyamayışını aldırmamaya çalışıyordu. Üç şeritli yolun orta şeridinde gittiklerini biliyordu. Tedbiri elden bıraktıkça zarar göre göre, tedbirli olmayı öğrenen annesine hak verdiğinden kızmıyordu. Her seferinde haklı çıkmasına duyduğu hissiyatın, annesi ile bir ilgisi olmadığını, annesinin de bildiğini ve onun da kendine hak verdiğini biliyordu. Bunu öğrendiği o akşamdan sonra her şeyin ne denli değiştiğinin ikisi de farkındaydı. Babasının hız limitlerini katlamasına hak da verilebilecek bir nedeni olmasına rağmen, ölümüne neden olan basit bir trafik kuralına karşı, annesinin orta şeritte gidişine nasıl kızabilirdi ki? O güne değin kendini sevmeyişi, doğumuna duyduğu heyecan sonucu mantıklı düşünmesine engel olan adrenaline söyleyecek söz bulamayışındandı. Ta ki, babasının aklını başından alanın annesi olduğunu öğrenene dek sevememişti kendini. Annesinden hıçkırıklar arasında duyduğu babasının son cümlesi beyninde şimşek gibi çakmış, gözleri kararmıştı.

“Gamze’yi kurtar Salih! Duydun mu beni! Allah sayıyla mı verdi lan! Gamze’yi kurtar, 5 dakika sonra oradayım!’’

Kararan gözlerini açışıyla kendiyle barışmıştı. Başına yıkılan karanlık dünyasına doğan aydınlanmayla, kendini sevip sevmediğini düşünmekten vazgeçmiş, annesinin sevdiğini asla unutmuyordu.

“Bebeğim ölürse buradan çıkmadan önce seni öldürürüm Salih! Allah şahidim olsun ki seni gebertirim, yeni doğmuş oğlun babasız büyür!’’

Hayatını borçlu olduğu, kendi hayatını yokluğuyla anlamsız bulacak kadar çok sevdiğini kanıtlamış olduğunu nasıl inkar edebilirdi ki? Ettiği gün, gözünü karartıp bir bebeği babasız bırakmakla tehdit edip, katil olmayı göze alan annesini sırtından vuracağını biliyordu. Değişmeyen şeylerden biri de hainleri sevmeyişiydi. İhanet edenlere duyduğu öfke bunun kanıtıydı. Kendini sevmediği zamanlarda da hainleri sevmemişti. Tansiyonunun taban yapıp gözünün kararmasına neden olan aydınlanmayla, kendini sevip sevmemeyi düşünmek yerine, nefret ettiği hainlerden olmak istemediğine karar vermişti.

“ Yarım saat sonra aramayı unutma bebeğim’’ dedi annesi. Tutulan boynunun sızısıyla yüzünün ekşidiğini gören annesinin yüreğindeki sızıyla ‘’Gören kör, der sana. Yüzümü görmemek için kafanı çevirmene gerek yok. Boynun tutulmasın bari.’’ dediği günden sonra yüz kaslarını kontrol edebiliyordu. Yüzünü ekşitmeden annesine uzandı ve her zamanki gibi annesinin alnına kondurduğu öpücüğünü aldı.

“Bugün bir değişiklik yapıp taksi ile döneceğim’’ dedi ve arabadan inip gitti. Ezberlediği yolda, elindeki bastonuyla adımlarını sayarak yürüyordu.

Zavallı Salih. Kan kardeşini mi yoksa öldürmekle tehdit eden gözü dönmüş karısını mı ciddiye alacağını bilemeyişinden soğuk terler dökerken ‘’ Allah’ım sen yardım et bana. Ya ikisi de ölsün, yahut ikisini de kurtarayım.’’ diye dualar ederken Rüya annesinin kucağında hayata merhaba demişti.

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.