garip
garip
garip

Köpek Kalbi -Mihail Bulgakov / Zeynep Pınarbaşı

01 Mayıs 2019 0
reklam

Köpek Kalbi kitabının yazarı Mihail Bulgakov, 1891 yılında Kiev’de doğmuştur. Aslında tıp eğitimi alan Bulgakov yayımlanan ilk romanı Beyaz Muhafız’dan sonra yazarlık ve gazetecilik yapmıştır.

Eserlerinin sansürlenmesi sebebiyle çektiği geçim sıkıntısından dolayı ülkeyi terk etmek zorunda kalacağından Stalin’e bir mektup yazar ve oyun yazarlığı yapmak istediğini belirtir. İsteği kabul edilip Moskova Tiyatrosu’nda oyun yazarlığına başlar fakat yazdığı oyunlar da sansüre uğrayınca devam edemez. Eserleri kendi ülkesi olan Rusya’da uzun yıllar yasaklı kalmıştır.

Yazarın diğer kitapları; Genç Bir Doktorun Anıları, Ölümcül Yumurtalar, Köpek kalbi, Usta ve Margarita ’dır .

Önemli eserlerinden biri olan Usta ve Margarita kitabı da ölümünden sonra eşinin gayretleri ile kitaplaştırılmış ve 1987 yılında SSCB’de yayımlanabilmiştir.

1925 yılında yazılan Köpek Kalbi, 1968’de Batı’da, 1987 SSCB’de ancak yayımlanabilmiştir.

Mihail Bulgokov 1940 yılında böbrek yetmezliğinden hayata veda eder.

Roman üzerine:

Köpek Kalbi kitabının ilk sayfasında “korkunç bir öykü” yazısı giriş yapar.

Kitap, Köpek Şarik’in dilinden bir anlatıyla başlar. Proleter kesimin içinde bulunduğu kötü şartları, açlığı, yaşam kaygısını Şarik’in bakış açısıyla anlatır. Bu kesimin sokak hayvanlarına yaptığı eziyeti de göz önüne serer.

Bir aşçının üzerine döktüğü kaynar suyun acısını anlatırken başlayan ilk bölüm, kasapların hazırladıkları usulsüz ve sahte eti, bir sekreterin iyi bir çorap için zengin ve kendinden yaşlı insanlarla olan birlikteliğini, proleter kesimde bulunan kadınların bir çorap için neler yaptığını diğer kitabı Usta ve Margarita’da detaylı anlatmıştır. Burada bir cümle ile ifade edilen bu durum aslında derinlerde yokluğun ve acımasızlığın oluşturduğu çukuru net olarak göstermektedir. Lokantaların kötü sucuktan yaptığı yemekleri anlatır.

Giyiminden burjuva olduğu anlaşılan biri belirir Köpek Şarik’in yaşadığı sokakta, bu kişi ilerleyen bölümde öğreneceğimiz saygın doktor (Profesör) Filip Filipoviç’tir. Şarik, Filip Filipoviç’in ikram ettiği sucuğun peşinden giderek doktorun muayenehanesine kadar gelmiş olur.

Aynı zamanda bir bilim insanı olan Dr. Filip Filipoviç birçok saygın insana gençleştirme ameliyatları yapmıştır.

Kitapta; Filip Filipoviç ve Köpek Şarik dışında, Profesör yardımcısı İvan Arnoldoviç(Bormantel), Hizmetçi Zina, Ahçı Darya Petrovna, Binkom Başkanı Şvonder ve Kapıcı Fyodor karakterleri yer almaktadır.

Eve getirilen Köpek Şarik’e köpeğe uygulanan ameliyatta, ölmüş olan bir suçlunun hipofiz bezi ve erbezleri nakil yapılır. Şarik, gençleşmesi beklenirken insana dönüşür. Uysal sevimli Şarik, sevimsiz, kötü karakterli, yalancı, yüzsüz bir insana dönüşümünü anlatır.

Kitabın olay örgüsü içinde alt metinde sistem eleştirisi yer alır. Şarik’in sıcak ev ve bir sucuk yani karın tokluğu vaadiyle peşinden gittiği Filip Filipoviç, Lenin’le özdeşleştirilmiştir. Köpeğin iradesi dışında ameliyat masasına yatırılması, geçirdiği zorlu ameliyat süreci, sonrasında neredeyse ölecek olması yaşanan savaşı ifade eder. Tüm bunlara göğüs gererek dönüşümü ise devrimi anlatır. Filip Filipoviç; Şarik’e nakil ettiği erbezi ve hipofiz bezinin sahibi olan insanı hiç araştırmadan almış ve köpeğin karakterine nasıl uyum sağlayacağını hesap edememiş, kötü bir insana dönüştürmüştür. Şarik’in ameliyat sonrası ne insan ne köpek olması ve yeni durumuna alışamaması haliyle vatandaşların komünist düzene ayak uyduramadığı anlatılmak istenmiştir. Ameliyat sonrası ortaya çıkan bu köpek-insan, Şarik’in duyduğu sokak ağzı ve nakil yapılan insanın kötü karakterinin birleştiği küfürbaz, hırsız ve burjuvaya ayak uyduramayan bir ucubedir. Vücudu insana dönüşse de aslında taşıdığı köpek kalbidir Filip Filipoviç ile İvan Arnoldoviç arasındaki konuşmada Filip Filipoviç’in “Şunu anlayın ki, asıl korkunç olan artık köpek kalbi değil, insan kalbi taşıması. Yani doğada var olanlar arasında en rezilini.” sözüyle artık kötü bir insana dönüştüğünü anlamaktayız.

Köpek Şarik insana dönüştükten sonra Poligraf Poligrafoviç ismini alır. Binkom(bina komitesi) başkanı Şvonder’in de desteğiyle Binkom’a kaydı yapılmış ve iş bulmuştur.

Moskova Komünal Ekonomi Biriminde Sokak Hayvanları (kedi vb.) Temizleme Alt Birimi’nde yönetici olmuştur. Göreve geldikten sonra kedileri nasıl boğduğunu zevkle anlatır. Sistem eleştirisini hicivle yapan Bulgakov karşıt görüşe sahip kişileri kediye benzeterek onların nasıl acımasızca öldürüldüğüne gönderme yapmaktadır.

Absürt bir anlatım tarzını benimseyen Köpek Kalbi, özünde acınacak bir yaşamı betimler. Akıcı, zaman zaman gülümseten bir anlatıma sahip olan bu hikâye içinde derin yaralar taşıyan bir dramın apaçık gözler önüne serilmesidir.

Bunca hiciv ve göndermeyi ustalıkla ve yalın bir biçimde yapan ve tam kalbimizde hissettiren Bulgakov’a saygı duymamız gerektiğini söylemek isterim.

Kitaptan Alıntılar:

“Bu kadar sinirli bir köpeği buraya getirmeyi nasıl başardınız, Filip Filipoviç?”

“Sevecenlikle, efendim. Yani canlı varlıklara yaklaşırken mümkün olan tek yöntemle. Canlılar söz konusuysa terörle bir yere varılmaz. Hangi gelişmişlik seviyesinde olurlarsa olsun. Her zaman bunu iddia ettim, ediyorum, edeceğim. Terörden boşuna medet umuyor onlar. Hayır efendim, hiç faydası olmaz. İster beyaz, ister kızıl, isterse de kahverengi! Terör sinir sistemini tamamıyla felç eder.” S.21

***

“Bir gün boş vaktim olursa insan beynini araştıracağım ve tüm bu sosyal kargaşanın sayıklamadan ibaret olduğunu ispat edeceğim…” S.39

***

“Yıkım Filip Filipoviç!”

“Hayır,” diye itiraz etti Filip Filipoviç son derece kendinden emin. “Hayır. Önce siz, sevgili İvan Arnoldoviç, bu kelimeyi kullanmaktan imtina etmelisiniz. Bu bir serap, bir duman, bir kurgu!” Filip Filipoviç kısa parmaklarını iyice açtı. İki elin kaplumbağalara benzeyen gölgeleri masa örtüsünün üzerinde kıpırdanmaya başladı. “Nedir sizin şu yıkım dediğiniz şey? Değnekle yürüyen yaşlı kadın mı? Bütün camları kıran, lambaları söndüren bir cadı mı? Yok öyle bir şey! Bu kelimeyle neyi kastediyorsunuz?” diye sordu hiddetlenen Filip Filipoviç, büfenin yanında baş aşağı dura talihsiz karton ördeğe. Cevabı yine kendisi verdi:

“Şurası kesin ki: Eğer ameliyat yapmak yerine her akşam dairemde koroyla birlikte şarkı söylemeye başlarsam, yıkım gelir, beni bulur! Eğer tuvalete gittiğimde, ifademi bağışlayın, klozetin yan tarafına işersem, üstelik Zina ve Darya Petrovna da aynısını yaparsa tuvalette yıkım ortaya çıkar. Bundan hareketle, yıkım klozette değil kafalardadır! Bu bariton seslilier ‘vuralım yıkıma!’ diye bağırdığında gülüyorum. (Filip Filipoviç’in yüzü öyle bir ekşidi ki, ısırıklının[Bormental] ağzı açık kaldı.) Yemin ederim, bana komik geliyor bu! Çünkü bundan her biri kendini bir güzel pataklamalı sonuç çıkar! Dünya devrimini, Engels’i ve Nikolay Romanov’u ezilen Malayları ve benzeri halüsinasyonları ağızlarından tükürüp asıl işlerine, yani kümeslerin temizliğine başladıkları zaman yıkım kendiliğinden ortadan kalkar. İki tanrıya kulluk edilmez! Aynı anda hem tramvay yollarını temizleyecek hem de pasaklı İspanyol çocuklarının kaderini tayin edeceksin. Bunu kimse beceremez, doktor, hele ki Avrupalıların iki yüz yıl gerisinden gelen, pantolonunun düğmesini bile doğru dürüst ilikleyemeyen insanlar hiç beceremez!” [Yıkım, rusça razruha; İç savaş sonrası siyasi- estetik söyleminde sıklıkla sıkıntıların sebebi olarak gösterilir ve kişileştirilirdi.] S.41

***

“Hayır, nereye gidebilirim ki. Hiçbir yere gidemem artık. Kendini kandırmaya gerek yok.” Diye hüzünlendi köpek burnunu çekerek. “Alıştım bir kere. Ben bey köpeğiyim. Entelektüel bir varlığım. En mükemmel hayatın tadına baktım bir kere. Nedir ki özgürlük? Duman, serap, kurgu… Bahtsız demokratların sayıklaması…” S. 53

***

“Tiyatroya gitmem ben” dedi Şarikov düşmanca ve ağzının üstünde istavroz çıkardı. Bormantel “Bağışlayın ama… neden hoşunuza gitmiyor tiyatro?  Şarikov dürbünle bakar gibi boş kadehe baktı, biraz düşündü ve dudaklarını sündürdü. “Yahu aptallıktan başka bir şey değil… Konuşuyorlar, konuşuyorlar… Sırf karşıdevrim!” S.95

***

Filip Filipoviç söndü, pelteleşti, koltuğa yığıldı ve şöyle dedi: “Hayır bunu yapmanıza izin vermem, canım evladım. Altmış yaşındayım. Size tavsiyede bulunabilirim yani. Asla suça bulaşmayın, kime karşı olursa olsun. Yaşlandığınızda elleriniz temiz olsun.” S.112

Künye:

İş bankası yayınları

7. basım

Çeviri: Mustafa Kemal Yılmaz

Sayfa sayısı: 132

9 bölüm ve 1 adet sonsözden oluşmaktadır.

Fotoğraf:https://short-url.link/O6r

BENZER KONULAR
YORUM YAZ

YAZARLAR