Koleksiyonculuk Üzerine / Tutku Konuk Altındal

“Sevgili Sanat,

Nasılsın?

Son zamanlar birçok açılışa katıldım. Fakat hiçbirinde seni göremedim. Seni tanıyormuş gibi görünen herkes oradaydı.. Bu insanlar gerçekten senin arkadaşın mı? Senin hakkında yapılan tüm bu çarpıtılmış referanslar ve detaylandırılmış tanımlamalar doğru mu? Gerçekten bu kadar karışık mısın?

Merak ettiğim çok fazla şey var… Sence bir gün bir yerlerde karşılaşıp iki laf eder miyiz? Bu yer umarım bir hediyelik eşya mağazası olmaz.

Senden haber almak dileğiyle, kendine çok iyi bak.

Sevgiler,

PS: Facebook’ta var mısın? Instagram kullanıyor musun?”

Sosyal medyada gezerken okuduğum bu mektup çok hoşuma gitti, yazarının kim olduğunu bilmediğim için referans veremiyorum. Ne yazık ki bazen sanatın adını kullanarak yapılan oysa sanatın s’sini bile barındırmayan, sanatla uzaktan yakından alakası olmayan gösteri-sergi ve etkinliklere maruz kalıyoruz. Oysa aradığımız zaman bulabileceğimiz bir sanat çok güzel olmaz mıydı? Ülkemizde hala çok küçük bir kesimin ilgilendiği koleksiyonculuk aslında bir tür sanat barındırma tekniği. İster geç bir sanat eserinin karşısına saatlerce bak, ister evinin duvarına as, ister durmadan yenisini al ve biriktir.

Sanat yatırımı yapmak, küçük sermayeyle hızlı zengin olma planı yapanlar için pek uygun bir yöntem değil.  Ancak birçok insan için ise sanat eseri alıp satmak diğer yatırımlardan çok daha kazançlı. Konuyu biraz incelediğimde sanat alanında üç tip alıcı olduğunu gördüm.  Koleksiyoncu, yatırımcı ve toptancı… Sanata yatırım yapmadan önce hangisinin size daha uygun olduğuna bakıp ona göre ilerlemek gerekiyor çünkü hepsinin farklı motivasyonları olduğu gibi uyguladıkları stratejiler de bu doğrultuda değişiyor.  Koleksiyoncu zevkine hitap edeni, yatırımcı ihtiyacı olanı, toptancı ise en kısa zamanda en yüksek fiyata satabileceğini alır.

Koleksiyoncu, sanat tutkusu olan biridir ve sevdiği eseri alır. Onun için önemli olan hangisinin daha moda olduğu ya da ileride ne kadar değerleneceği değil, hangisinin gözüne hoş geldiğidir.  Satın aldığı parça gelecekte ailesinin refahına katkıda bulunacak türdendir. Bu kişiler satın aldıkları eserleri genelde hayatları boyunca saklarlar.  Koleksiyoncular aynı zamanda sanat bilgisine sahip bir alanda uzmanlaşmış, genellikle sanatla küçük yaşta tanışmış veya sanat okumuş kişilerdir.

Yatırımcı, hep sonuç odaklı düşünen, finansal plan geliştiren, sanatı belirlediği strateji çerçevesinde satın alan kişidir. Yatırımcı aldığı eseri 5 ila 7 yıl arasında en iyi fiyattan satmak istediğinden, koleksiyoncunun almayı arzu ettiği eserleri alır. Yatırımcı %25 kar hedefler ama bazen bu oran çok çok yükseklere çıkabilir.

Toptancının işi ise sanat eserlerinin komisyonculuğunu yapmak suretiyle alıp satmaktır. Diğer iş sahipleri gibi her gün müşteriler ve tedarikçilerle (yatırımcılar, galeriler, müzayedeler ve diğer toptancılar) yüzlerce konuşma yapar. Eğer çok özel bir tablo pazara gelirse toptancı onu elde etmek için her yolu dener. Toptancı satın aldığını birkaç gün içinde elinden çıkarır. O hep para eden şeyleri satın aldığı için onun aldıklarına talep yoğundur.

Peki ya siz sanatı nasıl biriktirirsiniz?

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.