Kola / Zeynep Özdal

“Anne, kola içebilir miyim?”

Bu soruyu çocukken kaç kez sorduğumu hatırlamıyorum. Dışarıda kola satan herhangi bir yerde oturmamız bu soruyu sormam için yeterli sebepti. Yaz akşamları gidilen bir çay bahçesi ya da kış günü bir alışveriş ortasında öğlen yemeği… Bazen de uzun yolda soluklanmak için uğradığımız tesisler…

Geçenlerde çok canım isteyerek aldığım kolayı içerken aklıma geldi bu masum anlar. Çünkü elimde tuttuğum şeyin tadı hiç o günlerdekine benzemiyordu. O zamanlar şu kola ne özel bir şeydi… Öyle her eve her gün giremezdi. Ya yılbaşını beklerdik içmek için ya da dışarıda yenilecek bir yemeği… Dışarıda istemek de öyle kolay değildi üstelik. Hem pahalıydı, hem çoook çok zararlı. Anneler asla izin vermezdi. Ama biz yine de şansımızı denerdik. Garson masaya doğru yanaşırken pusuya yatmış kaplan gibi sessizce ebeveynlerimizi gözlerdik. Duruma göre ya istemeye cesaret ederdik ya da bir karışıklığı beklerdik. Çoğu zaman herkesin sipariş verme telaşının arasını kullanırdık. Dudaklarımızdan fısıltı gibi bir “Kola” dökülürdü. Garson kurnaz tabi… Hemencecik duyar notunu alırdı. Sonra buzdolabından yeni çıkmış, şişenin üzerinde henüz oluşmuş o küçük su damlacıklarıyla masaya konulduğunda gözlerimiz büyürdü. Siyah renkli içeceğin içinden fıs tıs diye çıkan sesleri dinlerken sanki büyülenirdik. Pipetle içmek kar etmezdi. İlla ki iri yudumlar almak gerekliydi. O asit boğazını yırtarak geçmediğinde kola içmiş sayılmazdık çünkü. İçine şeker atılmış olanlarsa asla kabul edilmezdi. Kola içmiş olmak için ağzındaki baloncukların patlayışını hissetmek gerekirdi. Bu keyfi yaşamak biraz şans işiydi. Eğer gözden kaçmış sipariş masaya geldiğinde “Kola mı söyledin?” diyen ses bazen o gazın tamamen kaçmasına sebep olurdu. Çünkü o suçluluk duygusuyla dolu dolu içemez, ufak yudumlarla tadını almaya çalışırdık.

Bazen de hayaller daha sipariş aşamasında biterdi. Ortalık fazlasıyla sessiz olurdu. Ebeveynlerimizin “Hayır” deyişini duymamak için, bazen de “İyi çocuk” gibi görünmek için masum bir edayla “Ben ayran alayım” derdik. Ama aklımız her zaman kolada kalırdı.

Fakat… Bazen özgür zamanlar da olurdu… Mesela yılbaşı geceleri… Özgürce kola içme şansımız varsa eğer… İşte o zaman işin içine yaratıcılık girerdi. Çünkü kola içerken herkes keyfince yöntemler seçerdi. Kimi köpürte köpürte döktüğü bardaktan köpüğünü yakalamaya çalışırdı. Kimi içine ayıkladığı kuru yemişleri atar, öyle içerdi. Bazıları ise marjinal olmak için “Ben sade içmem, sarıyla karıştırıp içiyorum,” derdi. Ama bir gerçek var ki şekli, tarzı, içişi nasıl olursa olsun kola içmek özel bir işti.

Tüm bunlar “Neden artık o tadı bulamıyoruz?” diye düşünürken geldi aklıma. Cevap aslında herkesin bildiği gibi… Tabi ki şimdilerde kola daha yaygın. İstediğimiz her an ona ulaşabiliyoruz. Hatta bazılarımız için evin demirbaş listesinde. Kimileri ise artık yüzüne bile bakmıyor ama benim aklımda hep o keskin tadın neden artık olmadığı var. Bu kez başka şeyleri sorgulamaya başladım. Acaba yapılış şekli mi değişti? Acaba teknolojik yöntemler o eski tadını mı yok etti? Belki de toz limonatalar gibi yapay özlerle yapılıyor… Aklımdan türlü sorular geçti. Türlü senaryolar yazdım. Fakat sonra çok basit bir şeyi anımsadım. Şişenin üzerinden eksilmeyen su damlacıklarını… Düşündüm… Bir şişe kola acaba küçük bir çocuğun parmakları kavrasın diye kaç gün dolapta beklemişti? Cevap aslında oldukça basitti. Biz artık hızla ilerleyen zamanda her şeyi o kadar hızlı tüketiyoruz ki şişenin üzerinde yazan “Soğuk içiniz” yazısını bile göremiyoruz. Hiçbir şeye gerçek tadına ulaşabilmesi için fırsat vermiyoruz. Buna ne sabrımız var ne vaktimiz…

Eğer siz de benim gibi o eski tatları özlüyorsanız birazcık sabredin.  Kolayı daha uzun dolapta tutun.  Çayı daha ağır demleyin.  Kahveyi üç seferde ağır ağır pişirin. O zaman görürsünüz ki lezzeti değişen onlar değil… Biz sadece sabretmeyi unutmuşuz…

2 Yorum Kola / Zeynep Özdal

  1. Kola bağımlılık günlerimi hatırlattı bana, o kadar çok içtim ki sonunda bir hastalıkla yasaklandı. Güzel bir yazı olmuş, ben de doyumsuzlukla küçük bir zevkin nasıl öldürüldüğünün altını çizmek istedim

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.