Kokuzede / Tülay Dirlik

Eve gelirken çorap almayı nasıl da unuttum. Allahtan gittiğimiz yerlerde ayakabıları çıkarmıyoruz. Kaçık yerini ayağımın altına getirir, idare ederim. Nasıl olsa kimse görmeyecek ayakkabının içinde. Ya kaçık ilerleyip yukarıya doğru yürürse? Yok yok şimdi biraz oje sürerim, bir şey olmaz. Ohoo saat de geç olmuş. Kahvaltıya vakit kalmamış. Hızla ağzıma bir parça bir şeyler atıp dişlerimi fırçalayıp rujumu rimelimi sürdüm mü tamamdır. Dilimin altına her zamanki gibi karanfilimi yerleştirmeyi unutmamalıyım. Şu televizyonda çıkan meşhur bitki bilimciler iyi ki varlar. Yıllardır alışkanlığım, karanfilin faydalarını saymakla bitiremediler. Rahatlatıyormuş, mikrop öldürüyormuş, koku gidericiymiş, kalbi ve hafızayı güçlendiriyormuş mesela. Daha ne olsun. Doktor gibi bir bitki. Çantamdaki vazgeçilmezlerimden oldu.

Etek giymeyi sevmem. Daha kötüsü etek eziyeti yetmezmiş gibi bir de altında topuklu ayakkabı zulmü var. Başkası yapsa kızarım. Caddede koşarcasına çıkardığım takırtılar, kimbilir kimlerin kafasından, ne üstü örtülmemiş laflar geçmesine sebep oluyor. Neyse mazeretimiz var. Bugünlük beni idare etsinler. Gerçi çok havalı oldum. Büyük olasılıkla kadınlar özenerek bakıyordur. Daha kolaylaştırıyor yürümemi bu düşünce. Metrobüs durağına indiğimde duran araca kendimi hızla atıyorum.

İnsanlar kahvaltı etmeden çıktıklarında mideleri kalkar. Benimse kötü kokudan.
-Afedersiniz Eyüp’e gitmek için nerede inmeliyim?

Kokusuyla daldığım hayalden dehşetle uyandım.  Sabah sabah ne yedin arkadaş? Niye dişlerini fırçalamadın? Elli tane levha takıyorsunuz şu metrobüsün duvarlarına. “Cep telefonuyla konuşmayınız!” uyarısı var da neden “Dişlerinizi fırçalamadan binmeyiniz!” levhası yok. Ses rahatsız ediyor da, koku etmiyor mu?

Dev gibi bir adamla ayakta yanyana askıya tutunmuşuz. Adamın yüzünü merak ediyorum. Kafamı sağa doğru çevirdiğimde, burnum direk koltuk altına neredeyse çarptı. Öfff yemin ederim ki ben diyeyim bir ay, siz deyin üç ay yıkanmamış bu adam. Soğan sarmısak yemiş birinin epeyce bayatlamış ter kokusu. Midem ağzıma geldi.

Topkapı durağındayız. İnsanları anlamıyorum. Her dakika bir araç geliyor. Hala ite-kaka, sıkış tıkış, zorlayarak biniyorlar kendilerine en yakın kapıdan. Bir de eskiden kalma: “İlerleyin lütfen!” nidası. Yahu otobüs mü bu? Açılan bir çok kapı var. Buradaki nida: “Kıpırdamayın!” olmalı aslında. Koltukların arasında ayakta dururken rahattım. Bu boşluğa ilerlemek akıllıca olmadı. Tutunacak askı bile yok. Allahtan boyum uzun da demire asıldım. Adamın birinin tam arkasındayım. Tanımadığım birinin ensesini bu kadar yakından inceleme fırsatım hiç olmamıştı.
Ayağımı kıpırdattığımda ojenin kurumasını beklemeden ayakkabıyı giymiş olmamdan olacak ki çorap ayakkabıya yapışmış. Ayakkabının içinde ayağımı gerginleştirerek çorabı kurtardım. O da ne? Ayak bileğimden yukarı belli belirsiz yürüyen bir gıdıklama hissi… Başımı çevirip baldırıma doğru baktığımda ne göreyim. Siyah çorabın üzerinde ten rengi bir çizgi.”Kahretsin! İner inmez bir çorap ve giyecek yer bulmalıyım.” diye huzursuzca düşünürken ensesini incelediğim adamdan bana doğru pis bir koku gelmeye başladı. Terbiyesiz adam. İnsanlığımdan utanmasam bağırmaya başlayacağım. Buna dayanamadım. Şu an midemdekiler ağzıma geldi. Metrobüs durdu. Kapı açıldı. Kendimi kalabalığı yararak dışarı atar atmaz ağzımdan da dışarı fışkırdılar. Üstüm başım battı. Bir an önce eve dönmeliyim. Görüşmeye asla gidemem artık. Bir bankta oturdum. Bu ay kirayı kimden borç alacağım diye kara kara düşünmeye başladım.

34 Yorum Kokuzede / Tülay Dirlik

  1. Akıcı, gülümseten ve kendimi bulduğum yazı olmuş. Ter kokuları yüzünden yazın iş çıkışı sekiz duraklık mesafeyi otobüse binmeyip, yürüyorum. tebrikler.

  2. Çok iyi tespitler tebrik ederim. Günlük hayatta çok sık karsilastigimiz ama hicbir müdahalede bulunamadan usulca oradan uzaklaşmak istediğimiz bu ve buna benzer bir sürü olayi hepimiz mutlaka yasamisizdir. Yazim sade ve anlasilir tekrar tebrikler.

  3. Tesekkurler arkadaslar. Bilirsiniz kimi zaman hikayeler kendimizi sorgulamamiza, acaba dememize sebep olur. Sizlerinde daha cok insana ulasmamizi saglaminizi ümit ediyorum. Sevgiler…

  4. İYİ BİR GÖZLEM,YERİNDE TESBİTLER VE SIKLIKLA İÇİNE GİREBİLDİĞİNİZ SAMİMİ BİR DENEME YAZISI… TEBRİKLER.
    SEVGİLER.

  5. Her gün binlerce insanın ulaşım yaparken yaşadığı zorluklar ve gerçek düşüncelerinin hikayeleştirilmesi. Tebrikler Tülay Hanım

  6. Öncelikle çok şaşırdım,kaleminizin bu kadar etkileyici olduğunu görmek te ayrıca heyecanlandırdı.Umarım devamı gelir sabırsızlıkla yeni yazılarınızı bekliyorum.Sevgiler…

  7. Maalesef günümüzde sıkça karşılaştığımız ve bunu bir türlü dile getiremediğimiz ulaşım araçlarının en büyük sıkıntısını çok güzel bir şekilde hikayeleştirerek yansıtmanız çok güzel olmuş.Sizi yakından takip ediyor ve başarılarınızın devamını diliyorum.Tüm kalbimle sizi tebrik ediyorum.

  8. Bu güzel yazı için şahsım adına sizi kutluyorum..Çoğu zaman hepimiz burada yaşamanın zorluğundan yakınıyoruz. Bu şehre kızıyoruz. Şikayetçiyiz insanlardan, trafikten, dar sokaklardan, hava kirliliğinden, çevrenin pisliğinden ama hiç birimiz vazgeçmiyoruz İstanbul’dan…..

  9. Değerli Arkadaşım,
    Çok güzel bir yazım tarzı olmuş,Hayatın gerçek kesitleri bunlar çok güzel anlatmışsın daha bunun gibi ne kadar anlatılacak çok şeyler var.
    Canım arkadaşım, Tutmuş olduğun ışık seni ve çevrendeki bütün insanları aydınlatsın.İnşallah daha çok dostlara arkadaşlara yazılarını ulaştırır sın….
    Geleceğin parlayan yıldızı olacaksın…..

    Kalemine,Düşüncelerine,Yüreğine sağlık yolun açık olsun…
    Sağlıcakla kal…

  10. Tülaycım kalemine sağlık.Günlük yaşantımızda olağan genel olayları çok akıcı ve gerçekce anlatmışve aktarmışın canım.Bu daldada göstermişin becerini tebrikler canım yazının devamını bekliyoruz

  11. Hoş,akıcı,yalın bir anlatım. Samimiyeti yazandan okuyucuya geçen bir anlatım. Okurken acı acı gülümsedim. Tebrikler. Kaleminize sağlık. Basarilarinizin devamını diliyorum.

  12. Tebrikler güncel yasamdan deneyimledigimiz olayları guzel bir hikayeyle bize sunduğun için teşekkür ederim başarılar

  13. Tebrikler,oldukça akıcı bir yazı olmuş ve de iç dünyasına girmesi açısından bir o kadar da bereketli 🙂 devamını bekliyoruz. Sevgiler.

  14. Kaygılı bir kadının iç sesini herkese tanıdık gelecek bir biçimde aktarmışsınız. Bununla kalmayarak ortak derdimiz olan metrobüs çilesini okurken yaşatmayı başarmışsınız. Diliniz oldukça yalın ve anlatımınız da bir hayli sürükleyici…Başarılarınızın devamını dilerim. İkinci kez sizinle aynı çatı altında buluşmak aynı amaca yani edebiyata hizmet etmek çok güzel. Sevgiler…

  15. Hikaye birçoğumuzun her gün yaşadığı bir sorun aslında. Ama kaleminden usta bir anlatımla, etkili bir ifadeyle çıkınca çok daha bizden olmuş. Edebi üslubunu beğenerek takip edeceğimi sanıyorum Tülaycım. Tebrik ederim.

  16. Günlük hayatta sıklıkla karşımıza çıkan bir sorunu dile getirmişsiniz.Okurken içine görebildiğimiz ve meraklandiran bir hikaye olmuş .Tebrikler.

  17. yerinde tespitler akıcı bir anlatımla buluşmuş.Çok beğendim.Çoğumuzun iç yüzü,samimiyeti dile gelmiş..devamını bekliyorum sevgilerle.

  18. Kaleminize, kelimelerinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Olayların geçişleri, düşüncelerin verilişi çok yerinde ve samimi olmuş. okumaya başlandığında “kadın zekası bu pratiklikler bitmez” biraz ilerledikçe “aa gerçekten de öyle” ve sonlarına doğru “büyük şeyler aslında ne kadar da küçük şeylere bağlı” denilen, akıcı,yüzde tebessüm oluşturan okunası bir kısa hikâye olmuş. Başarılarınızın devamını dilerim. 🙂

  19. Kaleminize, kelimelerinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Olayların geçişleri, düşüncelerin verilişi çok yerinde ve samimi olmuş. okumaya başlandığında “kadın zekası bu pratiklikler bitmez” biraz ilerledikçe “aa gerçekten de öyle” ve sonlarına doğru “büyük şeyler aslında ne kadar da küçük şeylere bağlı” denilen, akıcı,yüzde tebessüm oluşturan okunası bir kısa hikâye olmuş. Başarılarınızın devamını dilerim. 🙂

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.