Kırık Bebek / Yeşim Teke

Dalga dalga ama sakin dudaklarına deniz tuzu yerleşmişti. Hafifçe batarken iğne gibi, ağzı sulanıyordu. O an dilini dışarı çıkarıp tuzu temizleyecek ve gözlerini bana dikmeye devam edecek sandım. Yutkundu. Babasının ölüm haberini almış bir çocuk gibi gözlerini kısıp, gözünden akacak yaşlara odaklanmaya çalıştı. Dokunsam da dokunmasam da ağlayacaktı zaten. Ağladı. Suyunda boğuldum yanağının. Beni gömdü iki dudağının arasındaki boşluğa. Zaman mesai bitimine yaklaşan işçi gibi hızlanmaya başlamıştı. Ağladıkça suladı toprağımı. Dayanamadım çiçek açtım. Kalktı ve aynaya baktı. Gül bahçesine dönen ağzını araladı ve beni dalımdan koparıp yere attı. Yerde can çekişirken gözümde devleşmişti. Ona hiç bu kadar alçaktan bakmamıştım. Beni ezip gitse yine de umurumda olmazdı artık. Yapmadı. Pencereden esen rüzgardan dolayı uçuşan eteğini düzeltip, yanaklarını elinin tersi ile kurutup gitti. Dünya büyümüştü. Eşyalar üzerime devrilip bana zarar vermekle tehdit ediyor, rüzgar oradan oraya uçuruyordu. Yaşamak bu değildi. Yaşamadım. Tüm gücümle rüzgârın estiği yöne bıraktım kendimi ve pencereden havaya karıştım. Şimdi de küçülmüştü dünya. Hangi bakış açısıyla bakarsan o’ydu dünya. Bilim insanları için tek, insanlar için çoğuldu. Değişken ve bana kalırsa kaygan zemindi. İnsanların hep bir çabası vardı. Hep bir yerlere yetişmek zorundaydılar. Acıkıyorlar, kusuyorlar, sevişiyorlar, şiddet görüyorlar, çocuk yapıyorlardı. Sahiden çocuk yapılan bir şey miydi? Basit, fazla zaman almayan, üstelik keyifli. Bazen bir tecavüz esnasında acı verici. Dünya; fakir, mutsuz, kinci, hırsız, sapık aileler ile doluyken neden üretim devam ediyor? İşte bunu sorguladığın anda kaybediyorsun. Çünkü yara yolun başında kanamaya başlamış ve artık çok yorgun dizlere sahipsin. Yorgun ve yalnız. Yalnızlığımın içinde oksijeni kirletilmiş havayı koklarken, 75 kuruşa karnımı doyurabildiğim ve yüzünü görmek için sevdiklerimin,  kilometrelerce yol yürüdüğüm zamanlar aklıma geliyor. Aklım almıyor, çatıya konuyor. Antenlere takılıp, bacaya düşüyor, bacadan aşağı yuvarlanıp tanımadığım evlere izinsiz girişler yapıp başka hayatlara şahit oluyor ve ben tıpkı şu an olduğu gibi gördüğüm manzaralar karşısında insanlara inanamıyorum. Evreni ve ucube dünyayı, insanlardan daha iyi tanıyorum. Fakat insanlar, insan… Düşünebilme yeteneğine sahip, düşüncesiz varlıklar ve kırık bebeğim. Güçsüzlüğünü silaha dönüştürüp, insanları içine çeken ve sonra onları yutan bebeğim. Rüzgâr beni bulutların arasında gezintiye çıkarırken bile ben onu düşünüyorum. Kırmızı ve mavi damarlarını görebiliyorum. Onu şimdiden özledim.

Dumanımın çemberinde soyunurdu. Dumanımı parçalamayı severdi. Keskin ve sıcaktı. Bazen ölümü arzular bazen de daha fazla yaşayabilmek adına Tanrı ile anlaşmalar yapmaya çalışırdım. Kokusuyla son bulmadan yaşayabilmek için çıldırırdım. O ise bir kuş kadar adil bile davranmazdı. Onu acımasız görünmeye çalışan savunmasız ruhundan seviyordum. Fakat bir gün hiç benzemediği kuş gibi uçup gideceğini biliyordum. Şimdilik kanatlarının farkında değildi. Soğuk duş gibi bakardı. Gözlerinin altına girip tüm vücudumu serinletsin isterdim. Ben uyku sorunu olan bir sinek gibi davranırken o benim bedenimde ülke kurar, devlet başkanı olurdu damarlarımın. Organlarım onun halkı olurdu. Ne zaman halkından oy kazanmaya çalışsa, kanım çoğalırdı damarlarımda. Muhtaç zamanda kazanılan ziyana dönüşüyordu ne yazık ki. Sevgim akışkandı. Sıcak ve yapıcı. Hak etmediği kadar sevgi aldı tabağına. Karnı doydu, yarım kaldım. Dondum, soğudum ve fazlasıyla sertleşip yıkmaya başladım. Kaçınılmaz sonum, beni havada kıskıvrak yakalayıp midesine indiren martı ile oldu. Filizlendim, tüylerinden çıktım kırmızı. Ayrılıklarla beni öldürmeyen Tanrı, yaşatmakta ısrarcıydı.

10 Yorum Kırık Bebek / Yeşim Teke

  1. Dünya; fakir, mutsuz, kinci, hırsız, sapık aileler ile doluyken neden üretim devam ediyor? İşte bunu sorguladığın anda kaybediyorsun.
    Ayrılıklarla beni öldürmeyen Tanrı, yaşatmakta ısrarcıydı.
    Müthiş. Harika bir anlatım.
    Yüreğine kaleöine sağlık Yeşim Teke.
    Teşekkürler Songemi.

  2. Gerçekten muhteşem bir yazı harika bir anlatım yeşim kardeşim kalemine yüreğine sağlık okurken büyüleyici bir şekilde öykünün bitmesini hiç istemedim tebrikler başarılarının devamını diliyorum

    • Gerçekten muhteşem bir yazı harika bir anlatım yeşim kardeşim kalemine yüreğine sağlık okurken büyüleyici bir şekilde öykünün bitmesini hiç istemedim tebrikler başarılarının devamını diliyorum

  3. Kaleminden kokan gençliğe aldanmayın Yeşim Teke’nin. Her yazısında bir öncekini aşan bir estetik anlayış ve güç var. Cebren çektiği düşsel dünyalarda başınızı cebren dödürüyor ve onun düşünü cebren yaşıyorsunuz. Felsefeyi estetize edip hikayeleştirmek güç iş. Bize düşen okumak ve takdir etmek; ona düşen buharlaşmaya devam etmek. Çünkü yazı bir kokudur. Yanışın kokusudur.

  4. Tebrik ederim seni. Harika yazmışsın çok etkiledin beni.. etkileyici bir anlatım.ç başarılarının devamını dilerim

  5. Distopik bir yazı. Telaşlı. Merak uyandırıyor. Kim veya ne olduğunu okura bırakması da dimağı açıyor. İmgelemimde kısa bir seyahat yaptım. Keyifliydi. Sevgiler

  6. Çocuk yapılması hakkında verdiğin imaj çok güzel. Günümüzde ki yazarlar klışenin son haddine vardılar aynı şeyleri değiştirip değiştirip önümüze sunuyorlar. gerçekten ama senin öyle bir kendine özgü düşüncen var ki onu dünyadaki olaylarla çok güzel harmanlıyorsun. Ve hatta sonunda ki yere bayıldım “ayrılıklarla beni öldürmeyen Tanrı ‘ yaşatmakta ısrarcıydı” yüreğine kalemine sağlık 🌹🙏

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.