garip
garip
garip

Kelimelerin Gücü / Hümeyra KAYA

reklam
01 Nisan 2019 0

“Her bir sözcüğün gücü, nispetindedir büyüsü.”

Kelimelerin gücü;

Bazen iki dudağımızın arasında,

Bazen bir kalemin ucunda,

Bazen bir klavyenin tuşlarında saklıdır.

Çünkü her bir sözcüğün gücü nispetindedir büyüsü. Sözcüklere gücünü de büyüsünü de veren biz ölümlüleriz aslında. Bazen ölümsüzlüğe meydan okumak bazen sadece ânı kurtarmak için kurulan cümlelere yüklediğimiz ağırlığın farkında olmadan sarf ettiğimiz her kelime ne güçlere sahiptir bilir miyiz ki?

Yüzyıllar öncesinde, Yunus ne güzel ifade etmiş sözcüklerin gücünü.

“Keleci bilen kişinin yüzünü ağ ede bir söz

Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz

Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı

Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir söz.”

Sözünü bilip doğru konuşanın yüzünü ağartacak olan da sözdür, kırk kere düşünüp ondan sonra konuşanı haklı çıkaracak, saygınlık kazandıracak da… Öyle sözler vardır ki iki dudak arasından süzüldüğü an savaş bitirir, öyle sözler vardır ki sarf edildiği an kişinin başını yakar. Ama asla unutulmayacak olansa en tehlikeli durumlarda bile ortalığı yatıştıracak olanın yine dile gelen o sözcükler olduğudur.

O halde, ne kadar doğru kullanıyoruz kelimeleri, hiç düşündük mü? Günlük konuşmalarımızı kaç sözcükle gerçekleştirebiliyoruz? Yerinde ve doğru kullanmadığımız kaç sözcük var belleğimizde? Ya dilimizin hazinesi deyimlerimiz, atasözlerimiz? Kaçının anlamını biliyoruz?

Maharet sadece bir dili yetmiş sözcükle konuşmakla değil, maharet o dili doğru ve doyurucu kullanmakla ilgilidir aslında. Türk dilinde yüz binin üzerinde kelime var. Varsayılan, günümüz toplumunda, insanlarımızın kelime haznelerinin yetmiş ile dört yüz arasında olduğu yönünde. Peki ya diğer kelimeler?

Bir dilbilimci “Yüz kelime ile ancak turist İngilizcesi konuşulur.” demiş. Böyle düşündüğümüzde vay bizim insanımızın haline, deyip üzülmek geliyor içimden.

Bazen düşünüyorum da “Hayatım boyunca hiç kitap okumadım.” diyen ne çok öğrencim oldu. Ne acı ki zorla ödev vererek okuttuklarım, bunu marifet gibi anlatmaktan da çekinmiyordu. Gururla “Zorla okudum, hiç okumadım.” diyen öğrencilerime üzülüp çok nasihat etmişliğim, kitap hediye etmişliğim vardır. Üniversite hayatında ve iş hayatında istedikleri başarıyı yakalayamamalarının sebebini yıllar sonra anlayıp bana yazan; ben “Oku!” dediğim için okuyup zamanla kazandığı kitap sevgisiyle çok okuyan başarılı öğrencilerim de oldu.

Belki de kelimelerin gücünü bizler yeterince hissettiremiyoruz çocuklarımıza. Keşke daha ilkokul sıralarındayken sevdirebilsek onlara okumayı. Evde, “Oku!” demek yerine, alıp kitabımızı biz de onlarla okusak. Cep telefonu, bilgisayar, PlayStation hediye etmek yerine, sevebilecekleri bir kitap hediye etsek, yeni çıkacak bir kitabı merakla beklemenin keyfini, sonra o kitabı gidip kitapçıdan satın almanın hazzını ve diğer kitaplara bakmanın güzelliğini hissettirebilsek mesela, test çözdürmek yerine daha çok okutup, anlattırıp, yazdırsak…

İşte belki o zaman, diline sahip çıkan, onu en iyi şekilde kullanmayı hedefleyen ve bunu başaran bir neslimiz olur.

İşte belki o zaman, kelimelerin sihirli gücüne vâkıf, zengin fikirli gençlerimiz olur.

İşte belki o zaman, birbirini anlamayan insanlar yerine, birbirini anlayan ve düzeyli bir şekilde farklı fikirleri tartışabilen insanlarımız olur.

İşte belki o zaman, gök kubbeye yükselen sesler bir kakofoni değil de bir armoni oluşturur ve insanlar daha huzurlu ve mutlu olur.

İşte tam da o zaman, kelimelerin gücü, kelamda ve kalemde hak ettiği yeri bulur.

Fotoğraf: http:// https://www.kisa.link/LFt3

BENZER KONULAR
YORUM YAZ

YAZARLAR
Hüseyin Opruklu
Bilgi yok.