Kedi mi, Ben mi? / Arzu Durukan

Doğduğunda bir avcuma sığarken tanıştık onunla. Önce annesi besledi sonra vakti gelince bizim eve taşındı. Şimdi bir kucak dolduracak kadar kocaman hale geldi.

Bazen o kadar derin düşünüp uzaklara dalıyor ki merak ediyorum, özlediği biri mi var acaba diye. Olamaz, çünkü geldiği günden beri, veterinerde kafeslerin içinde gördüklerinin dışında bir başka kedi ile arkadaşlık etmedi.

Tüylerini sevdiğimde mutluluktan çıkardığı gurultular yetmiyormuş gibi ağzının yanındaki kıvrımların aldığı hal bana mutluluktan gülümsüyormuş hissi veriyor. Gülebiliyor bence.

Ben, ihtiyaçlarını karşılayan, mamasını veren kumunu temizleyen evin annesiyim onun gözünde. Kızım ise oyun arkadaşı. Bütün oyunları, numaraları onunla yaşıyor. Maması bitse bile ondan istemiyor ama beni peşine takıp mama kabının yanına gidiyor ve derdini mırıl mırıl söylenerek anlatıyor. Yani aklı da yerinde, zekası da.

İradesi ise tartışılmayacak kadar güçlü. Neyi yapıp neyi yapmayacağına kendisi karar veriyor. Bazen benden bile iradeli olduğu söylenebilir. Ben başkalarının ne düşüneceğini anlamaya çalışırken kendi isteklerimi bir kenara atabiliyorum. Kendi irademle değil çevrenin istekleri doğrultusunda yaşıyorum. Oysa bizim kedi istemezse sevmek bir yana dokunamazsınız bile. Ya da yasak odalara girmeye karar verdiyse anahtar deliği kadar boşluk bile yeterli olur içeriye dalmasına.

Günlerdir düşünüyorum bizi insan yapan, kedimizde olmayan nedir diye? Düşünebiliyor, bence gülebiliyor, akıllı, üstelik benden daha iradeli olduğu da söylenebilir.

Neyse ki bu sabah bir dostum bir soru sordu da farkımızı anladım. Yoksa kedimin üstün özellikleriyle gururlanmayı bırakıp kendi yetersizliklerime üzülmeye başlayacaktım. Sözünde durmayan insanlar için ne düşünüyorsun? İşte kilit soru bu oldu. Önce suçlandım ve kendimi sorgulamaya başladım. Acaba verdiğim ve tutmadığım sözler var mıydı? Mutlaka olmuştur istemeden…

Bana verilen ve tutulmayan sözler nedir diye düşündüğümde ise kendimi masum buldum. Ne çok şey vaad edildi yaşamımızın başından beri. Önce peri masalları girdi hayatımıza, hep mutlu sonla biten pembe beyaz masallar, kahramanları güzel ve iyi kalpli olan. Sonra biraz büyüdük, okulları güzel okursak güzel yaşamlarımızın olacağı söylendi. Ergenliğe gelince beyaz diziler okuduk, çok güzel kızlar ya da çok yakışıklı adamlarla evlenip çok zengin olacak, köşklerde, şatolarda yaşayacaktık, hani? Bir yastıkta kocayacaktık, hani? Yastıklar çift olunca birlikte kocamak da mümkün olmadı, verilen sözler tutulmadı. Peki ya seçtiğimiz mesleklere çok ihtiyaç vardı, hemen iş bulup çok başarılı olacaktık, ona ne oldu? Teknoloji ve bilim ilerleyecek hayat kolaylaşacaktı ama olmadı. Zorlaştı her şey ve biz başa çıkamaz olduk çünkü verilen sözlerin tutulmadığı bir dünyada mutluyum diyebilmek de imkansızlaştı.

Ben kediden farklıyım, evet…

11 Yorum Kedi mi, Ben mi? / Arzu Durukan

  1. İyi ki sizin öğrencinizim de , her anlattığınız ve yazdığınızla farklı bakış açıları kazanıp farklı bir pencereden bakmayı öğreniyorum .
    Teşekkür ederim

  2. Arzu hanım .
    İkinci yazınızı da merakla ve büyük bir zevkle okudum.Doğrusu beni gerçeklerle yüzleşmeye ve düşünmeye sevk ettiği için çok hoşuma gitti. Hayatın koşturmacası içinde düşünmeye vakit bulamadan robotlaşmanın üzüntüsünü hissettim.Bir kedinin öyküsüyle verdiğiniz ders için çok çok teşekkürler.Hayatın gerçeği ile ilgili yazılarınıza devam etmenizi merakla takipçisi olacağım.
    Tebrik ediyorum.

  3. Canım gene harika kalemini kullanmışsın. Sade anlamlı bir okadarda duygulu. Yolun açık olsun. Herşey gönlünce….sevgiyle.

  4. Nasıl ki, bir soru dahi, düşünce tarzımızın değişmesine neden oluyorsa; bazen de başka bir soruya bulacağımız özgün bir cevap, yaşama bakışımıza farklı bir pencere açabilir.
    Dünya, halen dönüyor.

    • Aman dönsün lütfen yoksa ülkemizde olanlar bizleri mutsuzluğa sürükleyecek. Teşekkür ederim okuduğunuz için.

    • Çook kıymetli Hakan Hocam, sizin verdiğiniz cesaretle yazmaya çalışıyorum. Yolumu aydınlattığın için teşekkür ederim.

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.


*