Kazı Kazan / Eyyüp Yıldırmış

İnsanın iyisi, talihin kötüsünde beIIi oIur.

“WiIIiam Shakespeare”

Ortalık sıcaktı. Akmayan dere yatağını iki yandan sınırlayan duvarın solundaki çay bahçesinde söğüdün gölgesinde adamlar oturuyordu. Selvi bu, ne eder eder dallarına bir parça rüzgâr takar, dibinde oturanları serinletirdi.

Sakince oturan adamlar birden hareketlendiler. Elinde bir tomar kartla bahçeye giren piyangocuydu bu hareketlenmenin nedeni.

Gözleri yeni gelenden bulmaca çözen orta yaşına yaklaşan adama, ”Haramzade Osman’a” devri daim halinde gidip geliyordu. Kendileri de bir gün talih kuşunun başlarına konacağından emindiler ama bir iki kazımayla şansa erişilmezdi, bunu da iyi biliyorlardı. Bunu piyangocuda iyi biliyordu.

İşinin erbabı piyangocu, size de çıkabilir nidasıyla başını kendine çeviren Osman’a yöneldi hemen. Birbirlerini iyi tanırlardı. Onca hukukları vardı boru mu? Diğerleri sıralarını bekleyeceklerdi. Aslan avından pay bekleyen sırtlanlar gibi. Osman ne zaman pes ederse geri kalanı onlar üleşecekti.

Masaya bir sandalye çekip tomarları yığdı Osman’ın önüne. Bir tomar kâğıttan ancak üç beş kuruş ikramiye. Ön yemleme çerez gibiydi. Daha çok daha da çok kazıyacan ki şansın artsın.

Tüm dikkatleri elindeki kâğıtları kazıyan adama yöneldi diğerlerinin. O kazanamayınca diğerleri içten içe seviniyorlardı. Büyük ikramiye belki onlara saklıyordu kendini. Etrafındakilerin kendini izlemelerine aldırmaz görüntüsü vererek metal parayı sırayla ve defalarca el kadar parlak kağıtlara sürtmeye devam eden adam kızgınlıkla söylendi,

“Çıkmadı, çıkmadı, yine çıkmadı.”

“Sanki garantisi varmış gibi.” dedi izleyenlerden biri.

“Ulan çıkana nasıl çıkıyor, hem de defalarca.”

“Oğlum, onların sonunu gördük, kime yaramış böyle para?”

Söylenen bir başkasıydı. Kahveci, “Doğru valla, para dediğin helal yolla kazanılmalı, çalışarak ter dökerek…”

“Bizimki haram yol mu lan kahveci, haraç mı alıyoruz, paramızla kazıyoruz, hem memleket ekonomisine katkımız da oluyor, sayemizde kaç kişi ekmek yiyor. Bak şu sıcağın altında alnımız da terliyor kı…mız da.”

“Sıçan kendi sidiğinin denizin suyuna faydası oluyor sanırmış, seninki de o hesap. Çayları yenileyeyim mi?” deyince, elindeki kâğıdı hırsla yırtan adam “Kalsın.” dedi, “Birde çay parasından zarar etmeyelim.” Eli kazı kazanlara uzandı tekrardan, “Bir umut,” diye mırıldandı, “bakarsın çıkar bu sefer.”

Anlaşılan bugün bize ekmek yok, deyip etraftakiler dağılırken:

“Etme, zarar etme, burası söğüt gölgesi zaten; akşama kadar otur, bir çay iç, ulan şu piyangocuya verdiğin para ile herkese çay hayrı yapsan tonla sevap kazanırdın. Belki şansın dönerdi ama nerde… Şuraya bir levha asacağım, ‘Piyangocu ve Osman Giremez’ diye ama elim varmıyor” deyip ocaklığa doğru uzaklaştı kahveci.

 

 

Fotoğraf: https://www.kisa.link/Lcq3

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.