Kadın Kadının Kurdu mudur? / Serap Özer

Pek çoğumuz sohbetlerimizde ‘’Kadın amirle çalışmak çok zor.’’ serzenişine tanık olmuşuzdur. Üstelik bu serzenişi yapanlar da kadındır. Erkeklerin bu konuda – amirin kadın olması dışında- pek sıkıntısı yoktur. Acaba gerçekten öyle mi? Kadın amirler genelde hemcinslerine mi daha kuralcı davranırlar?  Ya da erkek amirler kadın çalışanlara daha mı demokratik davranıyor. Genelleme yapmak ne kadar doğru?

Diyelim ki söylenenler doğru, peki bunun bir sebebi olmalı. Neden bir kadın amir erkek çalışanına daha farklı davranıyor? Ya da farklı davranıyor mu?  Bunun altında bilinçaltımıza yerleşmiş bir şeylerin etkisi yok mu?

Çocukluğumuzdan bu yana güçlü baba, biraz daha edilgen anne profili ile büyüyen bir kız çocuğunun belli bir yaşa gelince bütün bunları bir anda kafasından atmasını nasıl bekleriz?

Güç ve karar verici merkezin hep erkek olduğu,  masum prenseslerin – hadi siz ona edilgen, kendi kişiliğini ortaya koyamayan- hep bir şövalye ya da prens tarafından kurtarıldığı anlatılıp yazarken

bir prensesin “ Ne iş bu, neden hep böyle? Bir başka biçimi olamaz mı?” deyip kuleden kendi çabalarıyla çıkmayı aklına dahi getiremediği masallarla büyütülmüşken niçin şaşırtıyor ki bizi bu günkü değerlendirme biçimleri?

Kadın amirlerle çalışmaktan şikâyet eden diğer kadın arkadaşlar kendi çocuklarına nasıl davrandıklarını hiç gözden geçiriyorlar mı?

Hepimiz yıllarca ‘’ beyaz atlı prensimizi’’ beklemedik mi?

Güç ve akıl deyince aklımıza ilk kim geliyor?

Melek sıfat olarak kadına atfedilirken, inanca göre var olduğu düşünülen dört büyük melekten Mikail ismi ise erkeğe uygun görülmüştür. Orada dahi ast üst ilişkisinde erkek üstte tutulmuştur.

Bütün bunları kanıksayıp normalleştiren bizler, zaten her koşulda erkeğin üstünlüğünü bu kadar içselleştirmişken,  kadın amirlerin yaptıklarına bu kadar tepki göstermemiz ne kadar tutarlı?  Sonuçta böyle bir iklimle büyümüş olan birinin erkek egemen anlayışla ile mücadele etmekten geri durması ve rakip olarak yine bir kadını görüp onun üzerinde gücünü ispatlamaya çalışması öğretilmiş davranış olmuyor mu?

Yanlış anlaşılmasın, ben davranışı doğrulamaya çalışmıyor, aksine yanlışlığını ortaya koyarken altında yatanları incelemeye çalışıyorum. Kendi canavarımızı yine kendi ellerimizle yaratmıyor muyuz, sorusunu bilince çıkarmaya ve ona çözüm bulmaya çalışıyorum.

Şimdi bazılarınız haklı olarak “Erkeğin hiç etkisi yok mu?” diye soracak.  Elbette var, ama unutmayalım ki onlar ellerinde bulunan gücü bırakmamak için böyle davranıyorlar ve onlar için bu bir sorun oluşturmuyor. Biz önce bakışımızı kendimize çevirmeli, işe kendimizden başlamalıyız. Yoksa sorunun kökenini ve çözümünü kendi dışında aramak çözümsüzlüktür.

Aynada önce kendimize bakmaya ne dersiniz?

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.