Kabuk / Güzin Aydın

Saate baktı ve irkildi zaman ne kadar da çabuk geçmişti. Halbuki uyandığında önünde koca bir tatil gününün olduğunu düşünmüştü. Bunları düşündüğünde içini bir telaş kapladı. Yelkovan ve akrebe düşmanca baktığını fark etti. Sonra içlenip onlardan özür diledi kibarca gülümseyerek. Anılarını ağırlamaya ayırmıştı bütün gününü. Evden dışarı hiç çıkmamış insan yüzü görmemiş olmanın mutluluğunu yaşatmıştı kendine. insanlara düşman değildi aslında… Ama kalbinin güneş gören taraflarını öldürmüşlerdi. Bütün bunlar fazla doz alınmış iyi niyetten olmalıydı. Bir de zamanında yaşamaya cesaret edemediklerinden… Ne varsa içinin satırlarına yazmıştı. İnsanlar onu kaçık diye tanımlıyorlardı. Bir kaç kere hastaneye yatmışlığı olsa da o kendini deli değil fazlaca yorgun buluyordu sadece.


Rahmetli babası oldukça sinirli ve baskıcı biriydi. On kardeşlerdi. Durumları çok kötü olmasa da on kardeşe yetecek kadar iyi de değildi. Annesi ömrünü doğurmakla geçirmiş yirmi çocuk doğurmuş sadece onu hayatta kalmıştı. Annesi ile babası teyze çocuklarıydı. Annesi bundan olacak ki akraba evliliği yaptım çocuklarım bu yüzden gic oldu derdi. Aralarında en gic olanının kendisi olduğu da muhakkaktı. Anne baba şefkatini pek hissedememişti. Yamalı kıyafetlerle bir şekilde büyümüştü o da diğer kardeşleri gibi. Babası sokağa çıkmalarına izin vermezdi. Mahallede adınız kötüye çıkar kız kısmısı evde oturur derdi. Allah’tan kızlarının okumasına önem veren bir babası vardı. En azından bunun için ona minnet duyabilirdi. O dönemlerde bu kadarı bile küçük bir şehir için büyük bir nimetti. Harçlıklarını biriktirir romanlar alır ve bir solukta okur bitirirdi. Okuduğu romanların yüzü suyu hürmetine olacak ki Hacettepe Üniversitesi hemşirelik bölümünü kazanmıştı. Evde anne babası hariç küçük kardeşleri üzüntüyle karşılamıştı bu durumu. Onlar için dışarıda okuyan bir abla etsiz pişen yemek ve daha az harçlık demekti. Kars’tan Ankara’ya gitmek oldukça uzun olacaktı. Büyük umutlar ve babasının verdiği gözdağıyla yola çıktı. Babası sık sık haber vermeden onu ziyarete gelip erkeklerle gezip gezmediğine bakacak yanlış bir hareketinde onu okuldan alacaktı.


Üniversite yıllarında Osman adına bir gence aşık oldu. Uzaktan gezindirirdi bakışlarını Osman’ın üstünde. Göz göze geldiler mi kıyametler kopardı yüreğinde. Gidip söylemeyi çok fazla istediyse de yapamadı. Ya babası ansızın çıkıp gelseydi de onu Osman’la görseydi. Hem babasına ne derdi. Osman’a olan aşkını yüreğine sığdıramıyordu derken onu başka bir kızla gördüğünde bastırdığı bütün duyguları ırmaklar halinde taştı gözlerinden. Artık hiç bir şey onu mutlu etmiyordu. İçinde yaşadığı duygusallığı kaldıramıyordu hassas bedeni. Normal insanlara göre fazla hassas olduğunu fark etmişti kendisi de. Aşk acısı normalde bu kadar taşınmaz olsaydı insanlar nasıl bu kadar sağlam durabilirlerdi. Yoksa diğerleri acılarını dışa vuracak kadar güçlü mü değillerdi. O mu yoksa diğer insanlar mı daha güçsüzdü bu sorunun cevabını bulamadı. Derslere katılamıyor yatağında müzik dinleyip durmadan ağlıyordu. Sınıfta kaldığını öğrendiğinde bir şey hissetmedi bütün yaraları açıktı. Canı daha fazla yanamazdı zaten. Hem bu Osman’ı görmemek demekti onun için daha çok katlanılabilir bir durumdu. Osman’ı artık görmüyordu. Yaraları biraz da olsa kabuk bağlamaya başlamıştı. O günden beridir kabuklarına yenilerini ekliyor ize bile dönüştüremediği kabuklarını anılarıyla harmanlıyordu.

Zoraki daldığı uykusundan nefes nefese uyandı. Uyandığında var gücüyle onu bensiz yolcu etmeyecektiniz diye bağırıyordu. Çığlıkları hıçkırıklara dönüştü. Gördüğü rüyayı unutacak uyandığında rutin hayatına geri dönecekti. Suya bile anlatmamalıydı. Bu rüyayı ona bile anlatma cesaretinin olduğunu düşünmüyordu. Sınavları bittikten sonra eve döndü…Bahçe kapısına geldiğinde bahçeden çığlıklar yükseliyordu. Bu çığlıklar ona unutmak istediği rüyasını anımsatıyordu. Başından aşağı kaynar sular dökündü. İçi boşaldı gözleri karardı… Yoksa? Hayır hayır buna hazır değildi.



NOT: Gic kelimesi Azeri Türkçesinde budala, enayi anlamlarında kullanılmaktadır.

Çizim: Hüseyin Esen

10 Yorum Kabuk / Güzin Aydın

  1. Merak uyandiran ve bir o kadarda Sürükleyici çok hoş bir hikaye olmuş.Başarılarının devamını diliyorum.

  2. Eğitim mesleğindeki başarını aynen edebiyata aktarman coşku verici. Sonsuz başarı dileklerimle…

  3. Başarının ne demek olduğunu bilenlerin yanında başarımın kıymeti var Tülay Hanım…İyi ki varsınız teşekkür ederim. Desteğinizi hep hissettim.

  4. Her zaman ki gibi çok başarili. Tebrik ediyorum seni güzin bunda olduğu gibi bütün hayallerini tek tek gercekleştirmen dileğiyle…

  5. Kalbinin bir kosesinde yasanmisliklari toparlayip,keskesiz bir hayati güçlü adimin gibi güçlü yorumlarinla bize ulastirmani hep beklemistik..essiz hikayenin essiz yorumlayani,bize bu lezzeti tattirdigin icin sonsuz tesekkuer..

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.


*