sakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escort

John Fante-Toza Sor/ Alper SEZENER

01 Ocak 2019 0

2019 yılı, John Fante’nin meşhur eseri Toza Sor’un 80. yıldönümü. Yaratıcı okurluk serüvenimde Fante’nin ayrı bir önemi var. Çoğu okur veya yazar için de böyle olduğunu varsayıyorum. Fante ve Toza Sor’u ilk defa okumaya başlayacak kitap kurtları için de kısa bir ön tanıtımın büyük yararının olacağına inanıyorum. Bu yüzden usta yazarı yeniden hatırlamak ve hatırlatmak boynumuzun borcu, diye düşünüyorum.

Fante’den söz açınca da Charles Bukowski’yi es geçemeyiz. Zaman içinde hak ettiği ilgiyi sonradan yitirmeye başlayan Fante’nin edebiyat çevresi tarafından yeniden keşfedilmesinde, geniş bir hayran kitlesi kazanmasında ve 1980’lerde yapıtlarının tekrar basılmasında Bukowski’nin büyük bir etkisi var.
Bukowski, sonradan defalarca kullanılacak 1979’daki önyazısında John Fante’den şu şekilde bahsediyor:

“Derken bir gün bir kitap çektim, açtım ve kalakaldım. Bir paragraf okudum. Sonra çöplükte altın bulmuş gibi kitabı masaya götürdüm. Cümleler sayfada yuvarlanıyorlardı, kayıyorlardı. Her cümlenin kendine özgü enerjisi vardı. Cümlelerin özü sayfaya bir biçim veriyordu; sayfaya oyulmuşlardı sanki. Duygusallıktan korkmayan birini bulmuştum sonunda. Mizah ve acı olağanüstü bir kolaylıkla iç içe geçmişti. O kitabın ilk sayfaları benim için çılgın bir mucizeydi… Kütüphane kartım vardı. Kitabı alıp odama götürdüm, yatağıma uzandım, okumaya başladım ve çok geçmeden farklı bir üslup geliştirmiş biri ile karşı karşıya olduğumu biliyordum. Kitabın adı Toza Sor yazarı ise John Fante´ydi. Fante´nin yazarlığıma ömür boyu sürecek bir etkisi olacaktı.” (i)

Roman, Colorado, Boulder’de yaşayan genç bir İtalyan-Amerikalı karakter olan Arturo Bandini’nin hikayesini anlatıyor. Bandini’nin 1930’larda Melekler Şehri Los Angeles’da “Amerikan Rüyası”nın peşine düşmesini merkezine alan roman, genç ve güzel; fakat dengesiz Meksikalı garson kız Camilla ile kahramanımızın yaşadığı çoğu zaman çılgınca, zaman zaman yıkıcı aşk ilişkisi etrafında dönen naif bir macera sunuyor. Bu naif macerada genç taşralının kendisi ve dış dünya ile yüzleşmesine de şahit oluyoruz.

Akıcı üslubu, ustaca kullanılan mizah anlayışı ile Toza Sor’un raflarda yer aldığı 1939’da ABD’de Fante’nin yükselişte bir yazar olduğunu, ilk romanı Bahara Kadar Bekle’nin edebiyat çevrelerince iyi karşılandığını, kısa öykülerinin The American Mercury gibi önde gelen yayınlarda yer aldığını ve hatta bütün bunların ötesinde Fante’nin, Steinbeck’le birlikte, toplumsal anlamda kışkırtıcı yazının ayağa kalktığı dönemin en önemli Kaliforniyalı yazarlarından biri olarak yerini almaya hazırlandığını söyleyebiliriz. Ancak, şaşırtıcı bir şekilde ve beklentilerin tersine her şeyin bir anda tersine döndüğü de diğer bir gerçek. Toza Sor’un yayınlanmasında yaşanan bazı aksaklıklar, kötü baskı ve satış stratejisi, kitaba yapılan sıradan piyasa yorumları vs. tüm edebiyat kariyerini sanki belirli bir noktada dondurmuş oldu ve neredeyse kırk yıl boyunca Fante, istediği sıçramayı Bukowski’nin sihirli dokunuşuna kadar bir türlü gerçekleştiremedi.

John Fante ve Toza Sor, son otuz yılda dünya çapında tanındı ve sevildi. Kitap, ABD’li yönetmen Robert Towne tarafından filme çekildi. Film 2006’da tüm dünyada gösterime girdi. Filmde, John Fante’nin kendi egosuyla biçimlendirdiği deli dolu baş kahramanı Arturo Bandini’yi dünyaca ünlü İrlandalı aktör Colin Farrel, Meksikalı güzel Camilla’yı ise Meksikalı aktrist Salma Hayek canlandırdı. Yılların eskitemediği oyunculardan Kanadalı Donald Sutherland da Hellfrick karakterine can verdi. Ünlü aktör Tom Cruise yapımcı olarak filme destek verdi.

Ben, naçizane önce kitabı okumanızı sonra filmi izlemenizi tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar…

John Fante kimdir? (ii)

John Fante (1909-1983), İtalyan kökenli, üç çocuklu, yoksul bir ailenin üyesi olarak 1909 yılında, ABD’de Colorado’da doğdu. Çocukluğu, yoksulluğa ve İtalyan-Katolik ayrımcılığa karşı mücadele ile geçti. Annesi takıntılı bir dindardı; babası ise duvar işçiliği gibi geçici işlerde çalışan başına buyruk biriydi. Üç erkek kardeşin en büyüğü olarak, aile içerisindeki duygusal dalgalanmalardan nasibini çokça aldı.
Fante’nin babası başka bir kadın için ailesini terk ettiğinde bu olay, aile için bir dönüm noktası olmuştur. Anne Fante, sinir krizlerine yenik düşüp yaşamını depresyonlarla kurulu bir dünyanın içinde geçirmiştir. Bu olay, genç yaşta Fante’yi derinden etkilemiş,n umursamazlığı genel bir tavır olarak benimsemesine neden olmuştur. John Fante’nin romanlarında toplumsal anlamda bir tavırdan çok bireysel bir yaşam karşıtlığı görülmesinin temelinde de bu umursamazlığın ve içe dönüklüğün etkisi vardır. Çocukluk ve ilk gençlik dönemini Bahara Kadar Bekle Bandini’de olanca açıklığıyla anlatmaktadır.

Birçok yazar gibi Fante de kendi değişken egosunu yaratmış bir yazardır. Eserlerinin baş kişisi Arturo Bandini, ki kendi yaşamıyla özdeşleştirdiği bir karakter olarak karşımıza çıkmaktadır, Güneydoğu Kaliforniya kasabalarında, ağır koşullara sahip düşük ücretli işlerde çalışarak hayatta kalmaya çalışan, İtalyan-Amerikan arada kalmışlığını fikirleri ve davranışlarıyla çokça belli eden, kızgın bir gençtir. Kendi tabiriyle, her şeyin içine tükürür.

Balık fabrikasında çalışmaya başlayınca hayatı düzene girer. Colorado Üniversitesi’ni yarım bırakıp yazmak için 1929’da Los Angeles’e geldiğinde, günlük yaşamını idame ettirmek için işe televizyon yazarlığı ile başlar ve bu işi, “İsa’nın krallığındaki en iğrenç iş,” olarak tanımlar.

1932´de ilk kısa öyküsü The American Mercury´de yayınlanmıştır. Bunun devamında, The Atlantic Monthly, Esquire, Harper´s Bazaar gibi dergilerde öyküleri çıkar.
İlk romanı Los Angeles’e Giden Yol’u 1936’da yayınevlerine basılması için götürse de olumlu bir yanıt alamamış, ancak ikinci denemede romanı Bahara Kadar Bekle Bandini’yi 1938 yılında yayımlatmayı başarmıştır. Bu romanı iki önemli dergide yılın en iyi romanlarından biri olarak gösterilmiştir.
Romanları, Bahara Kadar Bekle Bandini, Los Angeles’e giden Yol, Toza Sor, Bunker Tepesi Düşleri, otobiyografik ve işlenmemiş düz yazının bir birleşimidir. Tüm bu romanlar, yaşamından kesitleri barındırmaktadır.

1955’ten itibaren şeker hastası olan Fante, 1978 yılında hastalığının artmasıyla kör olur; son romanı Bunker Tepesi Düşleri’ni eşi ile birlikte tamamlar.
Fante, 8 Mayıs 1983’te 74 yaşında Los Angeles’te öldü.

Önemli Eserleri: (iii)

  • Bahara Kadar Bekle, Bandini (1938)
  • Toza Sor (1939)
  • Üzümün Kardeşliği (1940)
  • Hayat Dolu (1952)
  • Bunker Tepesi Düşleri (1982)
  • Gençliğin Şarabı (1977)
  • Los Angeles’e Giden Yol (1985)
  • 1933 Berbat Bir Yıldı (1985)

[i] Ön Yazı için: JohnFante, Toza Sor, Parantez Yayınları, 2003)

[ii] Detaylı biyografiiçin: Stephen Cooper, Full of Life: A Biography of John Fante, Black Sparrow,1988

[iii] John Fante’nin tüm eserleri Parantez Yayınlarıtarafından Türkçe’ye kazandırılmıştır.



BENZER KONULAR
YORUM YAZ